• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Serdar Turgut

Serdar Turgut

Alaturka tuvaletin anlamı

05 Şubat 2012 Pazar, 11:02:49

Hayat felsefesi
"Yeniden dene, tekrar başarısız ol. Ama bu defa daha iyi başarısız ol-Samuel Beckett." Köşe yazarlığını bence en güzel anlatan laf bu.

Vekil katiyen olamam
EMEKLİ maaşlarının artmasından sonra, "Acaba ileride milletvekili olsam mı?" diye düşündüm ama bir gece halk ozanlarının TBMM'yi basıp saz çalarak hak istediklerini ve vekillerin de onları dinlemek zorunda kaldıklarını görünce bu düşüncemden hemen vazgeçtim. Çünkü benim böyle bir acıya tahammül edebilmem katiyen mümkün değil.

Uludağ
BİR süredir Uludağ'dayım ve herkesin ayıla bayıla yaptığı şeyi yapmayı reddediyorum. Çünkü benim için sıcak şarap kavramı ağır bir insanlık suçudur ve şarabın asaletine de hakarettir.
Ben sıcak şarabı ancak sadece ağır bir soğuk algınlığı durumunda ve eğer etrafta öksürük şurubu yoksa belki
tercih edebilirim, yoksa kara bakarken şömine kenarında sadece güzel bir kırmızı şarap yeter bana.

BİR soruyu Zizek ile yaptığım mülakatta sormaya fırsat bulamadığım için çok pişmanım. Halbuki Zizek'i kamera önünde bir klasik Türk tuvaletine sokacak ve orada gördüğü kadarıyla o tuvaletin ulusal karakterimiz açısından ne anlama geldiğini anlatmasını isteyecektim.
Tuvalette çekimi yapılan bu videonun dünya çapında şöhretinin olacağını da düşünüyordum.
Ama bu fikri uygulamaya imkânım ne yazık ki olmadı.
Bunun benim sapık kafama tam da uygun bir proje olduğunu söyleyip damgalamadan önce beni biraz daha dinlemelisiniz.

TUVALET YAPISINDAN AVRUPALI KARAKTERİNE
Çünkü Zizek'in değişik tuvalet mimarilerinden yola çıkarak farklı ulusal karakterleri analiz ettiği harika bir yorumu var.
Bunu da gayet tabii ki Hegel ve Lacan'dan aldığı kavramlarla yapıyor.
Avrupa'yı oluşturan belirgin bir üçlü yapı var. Bunlar Almanya, Anglosakson ve Fransa'dan oluşan Hegelci üçlü. "Avrupalı karakteri", bu üçlünün bileşiminden oluşuyor ve bunları ayrı ayrı incelediğimizde Avrupa'nın da tanımlayıcı özelliklerine varabiliriz. Zizek'e göre üçlünün her birini ulusal tuvalet anlayışına bakarak çözümleyebiliriz.
Örneğin, Alman tuvaletlerinde dışkının akıp gittiği bölüm tuvaletin ön tarafındadır
ve her Alman sabah vakti tuvalete gittiğinde dışkısının tuvaletin arkasında beklediğini bir süre görmek zorundadır.
Bu da Alman geleneğinde bir sabah ritüeline yol açmıştır. Her Alman sabah vakti dışkısını inceler, koklar ve bir hastalık göstergesi olup olmadığına bakar. Bu âdeti Almanların her konuda derin ve uzun düşünme âdetine, metafiziğe ve felsefe merakına bağlayabiliriz.

İHTİLALCİ TUVALET
Fransız tuvaletlerinde ise delik tuvaletin hemen arkasındadır ve iş yapılır yapılmaz dışkı çekip gider göz önünden. Bu da Fransa'ya özgü devrimci kesinliğin bir göstergesidir. Fransız siyaseti devrimci netlik ve aciliyet ister, bu da tuvalet mimarisine böyle yansır.
Anglosakson gelenek ise ekonomik rasyonalizmi temsil eder; bu ılımlı bir gelenektir ve rasyonel biçimde orta yolu bulmaya çalışır hep. İngiliz tuvaletlerinde ise tuvaletin içinde su vardır ve dışkı daima gözden uzaklaşmadan önce bu suyun içinde yüzer. Sanki İngiliz bu konuda bile, "Orta yol acaba nedir, rasyonel olan nedir?" diye düşünme süresi istemiş gibidir.
Zizek'e göre Avrupa'yı Avrupa yapan işte bu üçlüdür; yani metafizik ve felsefe (Almanya), devrimci siyaset (Fransa), ekonomik liberalizm ve rasyonalizm (İngiltere). Bu üçlünün her ulusun tuvalet kültürüne yansıması da yukarıda anlattığım şekildedir.
Ben eğer düşündüğümü yapabilseydim, bir klasik Türk tuvaletine sokacağım Zizek'ten o tuvaletin mimarisine bakarak Türk ulusal karakteri üzerine bir analiz yapmasını ve bunun Avrupa karakteri açısından anlamının ne olduğunu söylemesini isteyecektim.
Şimdilik bu fırsatı kaçırmış durumdayım. Ama en azından tanışmış olduk; bir gün bunu mutlaka başaracağım, buna karalıyım.
Acaba klasik Türk tuvaletleri, bizim yaptığımız işin sonucunu düşünmeden, görmeden davranma alışkanlığımızın bir göstergesi midir ki?

 

Diğer Yazıları

İdris Naim Şahin

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:54
  • [javascript protected email address]
İÇİŞLERİ Bakanı'mız bugün değil de 19'uncu yüzyılın Viyana'sında yaşasaydı ve o şehirde de tanınmış bir fenomen olsaydı, bugün biz ne Freud ne de Jung gibi isimlerden haberdar olacaktık. Çünkü Freud ile Jung'un, teorilerini İdris Naim Şahin'in var...
Devamını Oku

Başkan Erdoğan fikrine herkes alışmalı

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:27
  • [javascript protected email address]
BU, Ankara'nın perde arkasını, AKP yönetiminin derinliklerini ve kararların nasıl alınıp yürürlüğe konulduğunu çok iyi bilen insanların, çoktan farkına vardığı aslında açık olan bir istihbarat. Ancak Türkiye, bu bilgi ortada hiç yokmuş gibi...
Devamını Oku

Fenerbahçe tartışmalarını düşünmek için notlar

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:17
  • [javascript protected email address]
1- Tanıdığım kadarıyla Gülen Cemaati'nin Türkiye'de hiçbir kuruluşu, kurumu ele geçirmek gibi bir hedefi olduğunu düşünmüyorum.2- Düşmanlarının yaydığı gibi cemaatin gizli bir amacı olmadığına inanmış durumdayım.3- Bu yüzden Fenerbahçe'yi de ele geçirmek...
Devamını Oku

Uludere'de Kürtlerin hiç mi sorumluluğu yok?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 09:23
  • [javascript protected email address]
ULUDERE olayından sonra yaşananlar, Kürtlerin olaylara yaklaşımlarındaki, Türk-Kürt ilişkilerindeki ve genelde siyasi yaşamımızdaki çarpıklıkları ortaya çıkardı. Liberaller ve sola yakın duranlar kendilerinden beklenileni yaptılar, faturayı iktidara...
Devamını Oku

Fethullah Gülen ve cemaati

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:26
  • [javascript protected email address]
"HİZMET hareketini tanımayanlar Fenerbahçe üzerine bazı oyunların döndürüldüğü yolunda yanlış fikirler öne sürüyorlar" diye özetlenebilecek bir açıklama yaptı Fethullah Gülen Pennsylvania'dan.Hem bu konuda son zamanlarda yazılar yazmış hem de uzun...
Devamını Oku
Tüm Yazıları