Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Ortadoğu'nun yeni kilidi Şii-Sünni gerilimi mi? | Dış Haberler

        Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hamid Akın Ünver, Suriye meselesinin uluslararası boyutunun, meselenin bölgesel dinamiklerinden daha fazla önem taşımaya başladığı yorumunda bulundu.

        New Jersey eyaletinde bulunan Princeton Üniversitesi'nin Yakın Doğu Çalışmaları Bölümü, Ertegün Kürsüsü Öğretim Üyesi Dr. Ünver, uluslararası gündemin baş sıralarında yer alan Suriye'deki krizi değerlendirdi.

        Suriye meselesinin uluslararası boyutunun, meselenin bölgesel dinamiklerinden daha fazla önem taşımaya başladığını belirten Ünver, Amerikan işgali ve geri çekilmesi sonucunda zayıflayan Irak'ın, -daha önce Saddam döneminin siyaseti olan- ''İran'ın, Ortadoğu'ya açılan doğu penceresini kapatma siyasetini'' uzun süredir yerine getiremediğini ifade ederek şunları söyledi:

        ''Bu durum, 'Şii hilali' olarak adlandırılan, Körfez ülkeleri, Irak'ın güneyi, Suriye ve Lübnan'ı çevreleyen İran siyasetinin kuvvetlenerek bölgeyi etkilemesine sebep oluyor. Suriye bu bağlamda İran'ın, Lübnan'a ve buradan da Arap-İsrail meselesine uzanan etkisinin en önemli köprüsü. Her şeyden önce Sünni bir Suriye'nin başındaki Nusayri etnik grubundan gelen Esad ailesi ve Baas partisindeki önemli Nusayri isimler, İran'ın Suriye'deki etkisinin yegane köprüleridir. Rejimin ve Esad'ın gitmesi bu açıdan İran siyaseti açısından olumsuz bir gelişme olacaktır.''

        Arap Birliği gözlemci heyetinin Suriye'de bulunmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise, Arap Birliği heyetinin, Suriye'deki Sünni çoğunluğun lehine davranabileceği endişesiyle, hem Esad rejimi hem de İran tarafından etnik gerilimi artıracağı savıyla eleştirildiğini söyleyen Ünver, şu yorumda bulundu:

        ''Zira Irak'ın zayıflamasıyla, İran'ın Ortadoğu'ya açılması, hem Mısır'ın Müslüman Kardeşler grubu hem de Suudi Arabistan'ın Selefi ideolojisi ile dengelenmeye çalışılmış, Suriye ve Irak da dahil olmak üzere Arap Baharı ülkelerinde artan bir Sünni-Şii çekişmesi gözlemlenmiştir.''

        İRAN ESAD REJİMİNİ NE KADAR YAŞATABİLİR?

        Hamit Akın Ünver, Suriye'de Esad rejimine ne olacağına ilişkin olarak da şu yorumda bulundu:

        ''El Kaide, Bekaa Vadisi üzerinden Suriye'ye giriş yapıp Esad aleyhtarlarını organize etmeye devam ediyor. Bu sebeple her ne kadar birçok gözlemci, 'Esad bitti' dediyse de bu aslında, İran'ın Esad rejimini ne kadar yaşatabileceği, Suriye konusunu kendi nükleer programı ile ilgili tartışmalara ne kadar iyi oturtabileceği ve buna paralel olarak Sünni etkisinin Müslüman Kardeşler, Suudi Arabistan ve El Kaide çekişmesi arasında Suriye'de ne kadar etkili olabileceği ile ilgili.''

        "ÇİN VE RUSYA BM'NİN SURİYE KARARLARINA KATILMAZ"

        Ekim 2011'de BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan oylamada, Esad rejimini kınamaya yönelik Batılı devletlerce hazırlanan karar tasarısını ''veto eden'' daimi üye Rusya'nın, Suriye konusundaki tutumuna ilişkin soru üzerine ise Ünver, NATO füze savunma sisteminin Malatya'ya konuşlandırılmasıyla birlikte Kafkaslar'daki Rus üslerinde çok ciddi bir silahlanmanın söz konusu olduğunu belirtti ve şu değerlendirmelerde bulundu:

        ''Görünen o ki bu füze üssü Rusya'yı çok rahatsız ediyor ve Amerika'nın bölgedeki hakimiyetinin bir uzantısı olarak görüyor. Bu haliyle Rusya, dengeleme siyasetinin bir uzantısı olarak İran'ı, dolaylı olarak da Suriye'yi destekliyor. Bu sebeple Amerika'nın bölgeden çekilmesini fırsat bilerek kendi etkisini bölgeye empoze etmek isteyen Rusya, aynı zamanda da Çin, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye ilgili kararlarına katılmayacaktır.''

        SURİYE METNİ İLERLEMİYOR

        BM Güvenlik Konseyi'nde Suriye'ye yönelik tutumla ilgili soruları yanıtlayan diplomatik kaynaklar, 19 Ocak'ta Arap Birliği'nin gözlemci heyetinin Suriye'deki izlenimlerine ilişkin raporunu yayımlanacağını anımsatarak ''Konsey üyelerinin tutumunun biraz da o rapora göre şekilleneceğini'' belirttiler.

        Konsey içinde, özellikle Batılı üyeler içinde, Arap Birliği heyetinin Suriye'de görevini tam anlamıyla yerine getiremediği ve Esad rejimi tarafından engellediğine yönelik bir hava bulunduğuna da işaret eden kaynaklar, Rusya'nın Aralık ayının sonunda Konsey'e sunduğu Suriye karar tasarısı metninin ''ilerlemediğini belirttiler. Kaynaklar, Rusya'nın Batılı Konsey üyelerinin verdiği metin değişiklikleri önerilerini onlarla görüşmediğini, bir anlamda işleme koymadığını'' söyleyerek bu anlamda ''Konsey'de şu an için bir kilitlenme yaşandığını, 19 Ocak'taki Arap Birliği gözlemci heyetinin raporunun beklendiğini'' vurguladılar.

        Suriye'ye yönelik olarak 19 Ocak'a kadar Konsey'de bir hareketlenme yaşanmasına ihtimal vermeyen diplomatik kaynaklar, Konsey'in bir hafta içinde, Suriye'de çok büyük bir gelişme olmadığı taktirde, beklemede kalacağını, Arap Birliği'nin değerlendirmesini bekleyeceğini düşündüklerini söylediler.

        Rusya ve Çin'in, geçen yıl Ekim ayında, Konsey'in batılı üyeleri tarafından hazırlanan ve Esad rejimini kınayan karar tasarısını veto etmelerinin ardından Konsey, Suriye ile ilgili bir karar tasarısı metni üzerinde anlaşmaya varamadı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay'ın 12 Aralık'ta Konsey'de yaptığı konuşmada, Suriye'de ölü sayısının 5 bini aşmış ve Suriye'de insanlığa karşı suç işlenmiş olabileceğine inandığını söylemesinin ardından Rusya sürpriz şekilde kendi bir karar tasarısı metni hazırladı ve Konsey'e sundu. Ancak metin üzerinde değişiklik talep eden ve Esad rejimine karşı yaptırım getirilmesini isteyen Konsey'in Batılı devletleriyle Rusya konusunda ciddi bir müzakere sürecine halen girilemedi.

        ESAD'IN ZAYIFLAMASI İRAN'A BAĞLI

        Benzer bir yorum ABD'nin özel jeopolitik analiz kuruluşu Stratfor'un baş analisti Reva Bhalla'dan da geldi.

        Bhalla, Suriye rejiminin zayıflamasının İran'a bağlı olduğunu söyledi. Bhalla, İran'nın Suriye üzerindeki etkisinin, Suriye'nin komşuları üzerinde de önemli sonuçlara yol açabileceği değerlendirmesinde bulundu.

        SURİYE'NİN YARATTIĞI MEZHEP ÇATIŞMASININ UCU TÜRKİYE'YE DE DOKUNABİLİR

        Baş analist, Suriye'nin, Irak ve Lübnan'a yayılabilecek, Türkiye ve Ürdün'e mülteci sorunları açacak potansiyel mezhep çatışması yarattığını savundu.

        Suriye'de Esad'ı devirmeye yönelik herhangi ciddi bir teşebbüsün İran'la olan tansiyona bağlı olduğuna dikkati çeken Bhalla, Türkiye ve ABD'nin şimdiye kadar Suriye'ye karşı yabancı bir müdahaleden yana gözükmediğini savundu.

        Stratfor baş analisti, Türkiye'nin yabancı müdahale yerine Suriye muhalefetine şekil veren çabalarda bulunmayı daha olumlu gördüğünü belirtti.

        "YABANCI MÜDAHALE OLMAZ"

        Bhalla, şöyle konuştu:

        ''Suriye'de Aleviler liderliğindeki güvenlik ve istihbarat birimleri hala birbirine kenetlenmiş durumda. Libya'daki gibi Suriye'ye karşı yabancı bir müdahale sonucuyla karşı karşı kalınacağına inanmıyorum. Özgür Suriye Ordusu gibi güçlere destek verilmesi Suriye rejiminin alt edilmesini mümkün kılabilir''

        "HÜRMÜZ, ABD'NİN IRAK'TAN ÇEKİLMESİ YÜZÜNDEN KARIŞTI"

        Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan tansiyon hakkında da konuşan baş analist, ''ABD'nin Irak'tan çekilmesinin stratejik sonuçları değerlendirildiğinde böyle bir gerilim her bakımdan önceden tahmin edilebilirdi'' dedi.

        Reva Bhalla, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin tamamlanmasıyla arkasında İran'nın doldurmasına müsait ve komşu ülkeleri tehdit eden bir güç vakumu bıraktığına dikkati çekti.

        İran'ın gerçek ''nükleer'' opsiyonunun Hürmüz Boğazı'nını kapatma tehdidi olduğunu ironik bir dille anlatan Bhalla şöyle devam etti:

        ''Dünya petrollerinin yüzde 40'ı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Washington'nun dikkatini çekmenin en etkili yolu da İran'ın yaptığı bu tehditti zaten. ABD'nin Hazine Bakanı davul çalarak gelen yaptırımlara destek bulmak için İran'ın başlıca petrol müşterisi ülkelere seyahat etti. ABD bu yüzden 3 deniz donanma unsurunu İran Körfezi'ne yerleştirdi. Aynı şekilde İran'nın Hürmüz Boğazı'ndaki tatbikatları ABD'ye karşı en etkili tehditti''

        "PETROL FİYATLARI DAHA DA YÜKSELEBİLİR"

        ABD'nin yerleştirdiği 3 deniz donanma unsurunun İran'a karşı askeri müdahale seçeneğinin masanın dışında olmadığına ilişkin ABD tarafından verilen en ikna edici sinyal olduğunu kabul eden baş analist, ABD'nin gerçekten İran ile askeri bir çatışmaya gireceğine ise inanmadığını söyledi.

        ABD ve İran arasındaki tansiyonun artarak devam edeceğini belirten Bhalla, bunun yanlış hesaplanmasının petrol fiyatlarındaki yükselmeyi devam ettirebileceğini vurguladı.

        "TÜRKİYE ZOR POZİSYONDA"

        Bhalla, Türkiye'nin İran ile yapılacak nükleer müzakerelerin Türkiye'de yapılması yönündeki çabalarını da değerledirdi.

        Türkiye'nin İran'ın bölgedeki yükselişini dengeleyen bir role de sahip olduğunu söyleyen baş analist, Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki inisiyatifini bu denge içinde değerlendirdi.

        İran'ın Irak'taki Şiiler üzerinde etki yapma yeteneğinin sadece batı kampını değil, Arap dünyasının kalbini de etkilediğini savunan Bhalla, İran'ı Türkiye'nin bölgedeki ''doğal jeopolitik rakibi'' olarak niteledi.

        Baş analist, Türkiye'nin karşı durma pozisyonunda olmadan ilişkilerini ticari bağlamda tutarak İran'ı yatıştırmayı denediğini söyledi.

        Reva Bhalla, Türkiye'nin nükleer müzakereleri başlatmak istemesinin İran'a daha fazla zaman kazandırarak yaptırımların baskısını hafiflettiğini ifade etti.

        AA