Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Seçime kadar taşikardi modunda yaşayan piyasalar, tam “seçim bitti”, “sandıktan ülkedeki gerilimi azaltın mesajı çıktı” derken, kendi derdimiz yetmezmiş gibi şimdi bir de komşuda Çipras infilakı gerçekleşti.

        Seçim öncesindeki tabloya biraz bakmakta fayda var. Sonuçta piyasaların son 10 yılda değişen psikolojisinin ipuçları hem içeride hem de dışarıda.

        Aslında ben bu mesleğe başladığımdan beri yani yaklaşık 1998’den bu yana bilirim ki piyasa prensip olarak koalisyonlardan nefret eder.

        Bir seçimin sonucunda koalisyon ihtimali mi belirdi, borsada seyreyleyin gümbürtüyü. Ortalık toz duman.

        İşte bu yüzdendir 2002’den sonra borsada yaşanan ralli Borsa İstanbul tarihinin gelmiş geçmiş en uzun ve en güçlü rallilerinden biri oldu.

        Peki ne oldu da 2015 genel seçimleri öncesinde koalisyonların adını duyunca pılı pırtıyı toplayıp kaçan yabancı yatırımcı veya borsa yatırımcısı bir anda koalisyon sevdalısı olup çıkıverdi?

        Aslında borsa dediğiniz şey bir toplumun psikolojisinin matematiksel olarak alt alta konulduğu ve rakamlara döküldüğü, bu rakamların da grafik haline getirilmesi sonrasında trend olarak kitle psikolojilerinin izlendiği bir olgudan başka bir şey değildir. Davranışlar, beklentiler, korkular, umutlar, heyecanlar… Bunlar belki bir psikolog için asla bir rakamla yan yana getirilemeyecek kadar insan ve sosyoloji tabanlı olabilir.

        Fakat bir borsacı için bunların her biri birer rakamdır ve bu psikolojik olgulardaki her hareketin rakamsal olarak bir değişiklik şeklinde karşılığı vardır.

        Bunları neden mi anlatıyorum.

        Biraz önce sorduğum soruya döneyim ve tekrar sorayım.

        Peki ne oldu da 2015 genel seçimleri öncesinde koalisyonların adını duyunca pılı pırtıyı toplayıp tabanları yağlayan yabancı yatırımcı veya borsa yatırımcısı bir anda koalisyon sevdalısı olup çıkıverdi?

        Aslında bu sorunun cevabını kimsenin vermesine gerek yok. 7 Haziran’da vatandaşın önüne konan sandık çoktan verdi yanıtı.

        Toplum bu ülkede birbiriyle zıtlaşan kutupların bir araya gelmemesi halinde kimsenin bir adım daha atamamasına neden oldu. Yani Meclis’i uzlaşma anahtarıyla kilitledi.

        Peki halk böyle düşünüyorsa ve bütün siyasi partiler halkın verdiği mesajı anladıklarını kimi mırıldanarak kimi yüksek baritondan bağırarak çağırarak itiraf ediyorsa, piyasalar için durumun farklı olacağını düşündüren nedir ki?

        Her zaman söylenen bir şey vardır. Piyasa endeksleri büyük toplumsal psikolojik değişimlerin öncü göstergeleridir.

        Aslında başlangıçta koalisyon veya tek parti iktidarı ikileminde düşünürsek mantıksız gibi gelen piyasa hareketleri, odağa istikrarı aldığımız zaman bir mantık kazanmaya başlıyor.

        Çünkü piyasalar asla ve asla istikrarsızlığı sevmez. Bu istikrarsızlık piyasalar açısından çoğu zaman siyasi istikrar olarak değerlendirmeye alındı son seçim öncesine kadar. Fakat aslında piyasalar açısından istikrar denen şey sadece siyasi istikrar değil aynı zamanda toplumsal ve reformsal istikrardı da. İşte belki bundan 10-15 yıl öncesinden 7 Haziran 2015 seçimlerine kadar siyasi istikrarı ‘olmazsa olmaz’ bilen piyasalar için artık toplumsal ve reformsal istikrar daha ön planda.

        Bu nedenle de her türlü koalisyon senaryosu için anında tepki veriyor.

        Hele ki CHP-AK Parti gibi yıllardır birbiriyle çatışma kültüründen beslenmeyi siyaset edinmiş iki partinin bir araya gelip hükümet kurabileceği kadar gelişebilecek bir toplumsal uzlaşmaya belki de piyasalar müthiş bir ralliyle yanıt verebilir.

        Öte yandan keşke her şey Türkiye için bu şekilde çözülebilecek olsaydı.

        Bir de bu paranın öbür yüzü var. O da artık her geçen gün biraz daha yaklaşan FED fırtınası ve üstelik bu fırtına yaklaşırken Akdeniz’in diğer kıyısından bir depremin ayak seslerinin de gelmeye başlamış olması. Türk piyasaları açısından global çevrenin olabileceği en kötü konjonktüre doğru hızla ilerliyoruz.

        Yunanistan’da Çipras hükümetinin IMF’ye mi teslim olalım yoksa bizi iktidara getiren halka mı teslim olalım ikilemi, Euro için bir Mutsuz Son senaryosunun çizilmesine neden oldu. Bugüne kadar piyasa yorumcuları tarafından aslında çokça dile getirilen bu senaryo için bugün artık Avrupa’nın en büyük ekonomileri iyiden iyiye senaryo hazırlıklarına başlamış durumda.

        Ve yaklaşan bu deprem yakınında veya uzağında hiçbir taşın bir daha aynı yerde duramayacağı sarsıntıya neden olacak. Kimi taş depremin ardından tuz buz olacak, kimi ise en azından yerinden şöyle bir kımıldanacak. Herkes bu depremle kırılan fayın neresinde olduğuna göre nasibini alacak.

        Fakat şurası kesin ki Avrupa Birliği ekonomileri içerisinde yeni depremler ve sarsıntıları da yeniden konuşmaya başlayacağız.

        Bu gelişme FED’in faiz artırma kararı üzerinde ne kadar etkili olur, burası ayrı bir tartışma konusu. Belki de FED, öyle ya da böyle global ölçekteki en büyük ekonomik ve stratejik partneri olan Avrupa ekonomilerinden başlayacak bu deprem nedeniyle tüm stratejisini değiştirecektir.

        Fakat bunun bile global bazda piyasalara çok ciddi bir maliyeti olduğunu unutmamak gerek.

        İşte içeride koalisyon, dışarıda Çipras’la ilgili yaşanan her yeni gelişme piyasa endeksini aslında bir Panik Atak Endeksi’ne çevirmiş durumda. Çünkü bu iki konuyla ilgili en ufak bir gelişme bile olası bir kalp krizini tetikleyecekmiş korkusu yaşanıyor.

        Aslında bakarsanız borsanın çok yüksek olduğu veya pahalılaştığı gibi analizleri doğrular bir durum yok ortada. Dolar kurunun 1.65'lerden 2.71'lere kadar yükseldiği bir süreçte borsa endeksi geçen yıla göre sadece yüzde 10-20 arasında değerli görünüyor. Fiyat kazanç bazında yüzde 20, piyasa değeri/defter değeri bazında ise sadece yüzde 10.

        Hatta dolar bazında grafiğe bakılırsa endeks tarihi destek seviyelerinden daha yeni dönmüş durumda ve dolar bazındaki zirvesinden yüzde 65 uzakta.

        Şimdi size bir mutlu son senaryosu öyleyse:

        Diyelim ki Türkiye'de bir CHP-AK Parti koalisyonu kuruldu, Yunanistan kreditörleriyle anlaştı, FED ise mucize oldu da faiz artırımını şimdilik rafa kaldırıyorum dedi.

        İşte size dolar bazında endeksin teknik zirvesi: 137 bin.

        Ama yok bunlardan biri veya hiçbiri gerçekleşmedi o zaman, fırtınaya hazır olun derim.

        Diğer Yazılar