Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        NEDENSE bir kısım G.Saraylılar da Cimbom’un rakipleri de Sarı- Kırmızılılar’ın Akhisar deplasmanında puan kaybedeceğini düşünüyordu.

        Oysa ligin en rahat pozisyon veren; buna karşın Vaz Te’den başka orijinal nokta santrforu bulunmayan Akhisar; G.Saray için ciddi bir tehdit oluşturamazdı.

        Üstüne maça zor yetişen Vaz Te’yi kulübede tutan Roberto Carlos’un 4-6-0 gibi görünen ve hiçbir mantığı olmayan “En uçta LuaLua” hatalı tercihiyle Akhisar kendi evindeki maçta ilk 45 dakikada rakip sahada hiç top tutamadı. Sadece 1 pozisyona girebildi o da kapılan bir top sonrasında gelişen ani atakta.

        Rakip böyleyken; böylesine kuvvetsiz ve aptalca bir taktikle sahadayken, G.Saray’ın puan kaybetmesi ancak laubalilikten olurdu. Oysa G.Saray’ı Fenerbahçe’den ayıran temel fark; oyuncuların istekli-iştahlı oluşu. Ellerinden geleni yapıyor ve birkaç kaliteli isimle işi bitiriyorlar. Dün de 4. Yıldız için iştahlarını gösterdiler. Ve yine rakibin tek atağında Güray; Muslera korkusundan kötü vurunca kalelerini kapattılar. Wes becerisi ve Burak bitiriciliği Cimbom’a yetti. Zaten G.Saray şampiyon olacaksa Muslera-Chedjou- Selçuk-Wes ve Burak’ın büyük katkısı ile olacak. Dün de Chedjou hariç diğerleri kalitelerini yansıtıp rahat ve geniş bir oyunla 3 puanı aldılar.

        Gelelim ikincil çembere. Aslan’a kaliteyi katan bu 5 çok önemli oyuncuya katkı veren Hakan Balta, Hamzaoğlu’nun gelişiyle birlikte Yasin ve elbette Melo ile birkaç maçlığına Hamit. Bu iki çember içindeki oyuncular G.Saray’ı şampiyonluğa götürüyor. Umut ve Çolak’ın da katkı yaptığını inkar edemeyiz. Ama işte topu topu bu kadar isimle; tek tek kaliteleri tartışılacak bu oyuncularla, bu noktada olmak büyük başarı.

        Öncelikle tu kaka ilan edilmiş; iki İtalyan hoca döneminde yuhalanmış oyunculara doğru dokunuşlar yapan Florya yöneticilerinin katkısı var. Sonra takımı sakinleştiren bana göre en önemli faydası da ‘sakin olun, işinize bakın’ düsturunu benimseten Hamzaoğlu’nun psikolojik etkisi mühim. Ayrıca lanet olası yana pas saçmalığını terk edip; 3. sınıf bir oyuncu da olsa Bruma ve sezonun ilk yarısında hiç düşünülmeyen Yasin ile dikine oyun prensibine uygun dikey oyuncularla rakip ezberlerini bozmayı başarması da Hamza Hoca’nın artılarından.

        G.Saray evinde hızlı başlıyor; çabuk ve dikey oynamaya çalışıyor; rakibi yarı sahasına doğru ittiğinde de Wes-Selçuk bazen Çolak’ın kişisel becerisiyle pozisyon üretiyor ve ligin en tehlikeli golcüsü ile işi bitiriyor. Deplasmanda ise dengeli başlıyor; kanat oyuncularıyla sürekli “Çok çıkarsan arkaya sarkarım” tehdidinde bulunuyor; oyunun ortalarında bir iki pas alışverişi ile yine rakibi yaslayıp kaliteli isimlerle işi bitiriyor. Dün de böyle oldu.

        G.Saray, Beşiktaş ile maçına kadar sadece Mersin deplasmanında zorlanabilir. Beşiktaş ve Mersin dışındakilerin tümüne 3 puan yazıyorum. Bence Cimbom, Mersin’den de 3 puanla dönerse şampiyon olur.

        AZAPHAN KİMİN KANKASI?

        Her G.Saray maçında, petrolcü; bir dönemin playboy’u Dinçer Azaphan’ı ekranlarımızda görüyoruz. İçeride dışarıda fark etmiyor Azaphan sürekli jöleli saçlarıyla evimizde. Her maçta aynı yönetmen olamayacağından demek ki bu arkadaşamız Digitürk’te önemli birinin kankası.

        Diğer Yazılar