Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünyadan İzzet Çapa yazdı...

        ‘Jamon Jamon'u ilk seyrettiğim zaman bayılmıştım Penelope Cruz'a...Güzelliğinin yanında zekası da fışkırıyordu gözlerinden. Gerçekten de kadın hem güzel hem akıllı. Bosna'daki savaşı anlatan 'Twice Born'un Toronto Film Festivali'nde yapılan galasında söylediği şu cümleleri duyduğumda "Helal olsun" dedim kıza. Javier Bardem ile evli olan Cruz, oğulları Leo'nun fotoğraflarının neden basına dağıtılmadığı ile ilgili soruya bakın ne cevap vermiş; "Ünlülerin bebeklerinin fotoğraflarını basına vermesine kesinlikle karşıyım. Çocuklar pahalı çantalarımız değil ki onlarla poz vereyim! Ben oğlumun ve ileride olursa diğer çocuklarımın göz önünde olmadan yaşamalarını istiyorum. Bizim seçtiğimiz meslekler kimseye aile fertlerimizin gizliliğine ya da özel hayatına karışabilme hakkını vermiyor."

        Ardından son filmi Twice Born hakkında konuşmaya başlıyor Penelope: "Biliyorum filmler insanlara ders vermek için yapılmıyor. Şu anda Suriye'de ve dünyanın bir çok yerinde neler olduğu da beni çok fazla ilgilendiriyor. Savaş her zaman acı ve ölüm getiriyor, ama çözüm ne derseniz ben de bilmiyorum..."

        Bu sözleri duyunca Angelina geldi aklıma... Gerçi bu aralar aklımdan hiç çıkmıyor ya...

        Bu arada festivale pembe Versace bir elbise ile gelmiş Penelope. Oscar töreninde Angelina Jolie'nin bacağını yırtmacından iyice dışarı çıkararak başlattığı 'poz akımına' kapılırcasına uzatmış bacağını bizim 'İspanyol ateşi'. Cruz'un 'Angelina Jolieing' yapmasının ardından yabancı basında ‘Penelope, Angelina'nın izinde' diye yorumlar çıkmış. Kıyafet konusunda kimi örnek aldığını bilemem ama bana kalırsa Cruz, ‘insanlık yolunda' kesinlikle Angelina'nın izinde. Darısı diğerlerinin başına.

        BRAD PITT, BECKHAM'IN DONLARINI GİYİYORMUŞ

        Angelina demişken ondan devam edelim. Her ne kadar ‘barış elçisi', ‘ünlü yıldız' filan da olsa, kadın her zaman kadındır. Tıpkı Jolie gibi... Meğer kocasının iç çamaşırlarına kadar o alıyormuş.

        İngiltere'ye taşındıktan sonra Surrey'deki H&M mağazasını sık sık ziyaret eder olmuş Angelina. Ama alışverişini normal saatler içinde yapmıyormuş. Yıldızlık ‘rozetini' kullanarak geceleri mağazayı açtırıp canının istediğini alıyormuş. Kocası için en çok rağbet ettiği de Beckham'ın tasarımını yaptığı boxerlarmış.

        Bu arada Brad bey neyle meşgulmüş dersiniz? O da poligonda atış talimleri yapıyormuş. "Evimiz zaten korunuyor ama eğer evde silah yoksa kendimi güvende hissetmiyorum. Amerika silahlar üzerine kurulmuş bir ülke ve bu bizim DNA'mızda var" diyormuş Brad Pitt.

        Birisi barış elçisi, diğeri silah peşinde... Bu da kaderin Angelina'ya oynadığı bir oyun olsa gerek.

        IMELDA MARCOS'TAN SONRA ANNA RUSSO...

        ‘Deli mi dahi mi' diye konuşuluyor ama bana kalırsa o çılgının teki... Kimden mi bahsediyoum; Anna Dello Russo'dan tabii. Hatunun H&M için hazırladığı aksesuarları tanıttığı videoyu izlerken bunu bir kere daha anladım... Kitsch kavramının sınırlarını zorlayan görüntüler kim ne derse desin hoşuma gitti. ‘Artistic rubbish' yani ‘sanatsal süprüntü' diyor ecnebiler bu tip işlere... (biraz da ukalalık yapalım)

        Russo moda dünyasının ikonlarından biri. 18 yıl Vogue Italia'da moda editörlüğü ve diğer dergicilik kariyerlerinden sonra bugün Japonya Vogue'un yaratıcı danışmanı ve editörü. İkonik fotoğrafçı Helmut Newton tarafından ‘Moda manyağı' olarak tanımlanan Russo 'moda haftaları'nın en aranılan isimlerinden. Neredeyse ses getiren her defileyi en ön sırada izlerken görebileceğiniz Anna Dello Russo, adeta bir başka Vogue efsanesi Anna Wintour'un 'İtalyan şubesi'. Galiba ismi Anna olanın burnu modadan çıkamıyor. Neyse efendim abartılı güneş gözlükleri, zümrüt taşlı dev küpelerini takmadan sokağa çıkmayan Anna'nın bir başka vazgeçemediği 'aksesuarı' ise köpeği Cucciolina. Hatta bu 'trendy' it, trend yaratan sahibiyle birlikte Louis Vuitton reklamlarında bile oynamış.

        Anna'nın bir de ayakkabı tutkusu var ki sormayın. Filipinler'in eski first lady'si Imelda Marcos 4 bin çift ayakkabım var demişti de yer yerinden oynamıştı ya... Dünyada 4 bin çift ayakkabısı olduğunu açıklayan ikinci kadın da Anna... Ne diyelim, Allah gözünü doyursun.

        Bir de ‘kadın tasarımcı bile değil, her şeyi para için yapıyor, neden H&M'e koleksiyon hazırlıyor' diye çemkirenler var doğal olarak. Kişisel fikrimi sorarsanız onlara katılmıyorum. Anna, modanın ta kendisi... "Hiçbir moda kuralına uymayın, modanızı kendiniz yaratın" diyen bu kadın belki de H&M'in birlikte çalışma kararı aldığı en iyi isimlerden biri... Ne yapayım seviyorum sürüden ayrılıp kendini kurtlara kaptırmayanları...