Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Arif HÜR/HT MAGAZİN

SHOW TV’nin ilgiyle izlenen dizisi ‘Yılanların Öcü’nde Fatma karakterini canlandıran güzel oyuncu Hande Soral, HT MAGAZİN’e konuştu. Başarılı oyuncuyla diziyi, oyunculuk kariyerini, keşfedilme sürecini, sinemaya yönelik hayallerini, kardeşi Bensu Soral’ın ekran performansını ve kendisi hakkında merak edilen birçok konuyu konuştuk...

2008 yılında seyirci olarak katıldığı ‘Komedi Dükkanı’ adlı program sonrası yapımcıların dikkatini çeken ve bir anda yıldızı parlayan Hande Soral, iki sezondur SHOW TV’nin sevilen dizisi ‘Yılanların Öcü’nde’ boy gösteriyor. Güzel oyuncu, beklemediği bir anda kendisini sahnede bulduğu için hayatın kendisine oynadığı en güzel ve büyük oyunun ‘Komedi Dükkanı’ olduğunu söylüyor. İmaj derdinin olmadığını belirten güzel oyuncu, kırmızı çizgilerinin bulunmadığını dile getiriyor.

‘Yılanların Öcü’nün yeni sezonu 30 Eylül’de SHOW TV’de izleyiciyle buluşacak. Yaz ayını nasıl geçirdiniz?

Sezonun yorgunluğunu atabildiniz mi? Bu sene toplamda iki ay tatil yaptım. Dizinin son sahnesini çektiğim gibi ilk uçakla İstanbul’a geldim, valizleri bıraktım, tatil valizimi yaptım ve erkek kardeşim Bedirhan’la Berlin’e gittik. Sonra en yakın arkadaşımın bekârlığa vedası için Barcelona’ya gittim. Orada kız arkadaşlarımla buluştum, 15 gün de Avrupa tatili yapıp tekrar İstanbul’a döndüm. Sonrasında yine kardeşim Bedirhan ve yakın arkadaşım Tugay Mercan’la bir ay kadar Ayvalık, Bodrum ve Çeşme tatili yaptık. Aslında plan yapmadan yola çıkıp, çok güzel dinlenip, eğlendiğim bir tatil geçirdim. Senenin yorgunluğunu attım. Tatil öncesi plansızdım, sadece kafamın estiğini yapmak istiyordum ve tam olarak hayalimi gerçekleştirdim.

Yeni sezonda köylü imajından sıyrılıp şehirli imajına büründünüz. Dönüşüm yaşamak nasıl bir duyguydu?

Bir daha köylü imajına bürünür müsünüz mesela? Zorlanmak değil de nasıl olacağını merak ediyordum. Uzun uzun düşündüm, köydeki Fatma’nın 5 yıl Amerika’da kalmış hali çok heyecanlandırdı beni. Aslında olumsuz kısmı yok, sadece seyirciyi inandırmak gerekiyor. Olumlu kısmıysa yeni bir heyecan oldu, karakterin dönüşümünü yaşamak, üstüne eklemek, oynamak çok keyifli oldu. İlk defa köylü bir karakter oynadım, çok keyif aldım. Tabii ki yine oynarım, belirli bir yöreye ait aksanlı bir karakter de oynamak isterim. Tabii ki bir imaj derdim yok, oynamak istediğim, beğendiğim karakteri her neyse oynarım.

Dizinin ilerleyen haftalarında ne gibi sürprizler bekliyor izleyicileri?

Dizimiz bambaşka bir coğrafyada ve bambaşka karakterle devam ediyor. Büyük sürprizler var. Senaristlerimiz inanılmaz bağlantılarla dizimizi İstanbul’a adapte ettikleri için seyircimiz hiç yabancılık çekmeyecek. Yeni bir dizi gibi, yeni seyircileri de diziye çekeceğimize inanıyorum.

Kadroya dahil olan yeni isimler için neler söylersiniz?

Korel Cezayirli benim üçüncü partnerim olarak diziye dahil oldu ve ilk sahnemizde onunla oynamanın benim yeni Fatma’yı yaratmamda olumlu etkisi oldu. Onun dışında kadromuza dahil olan yeni oyuncularımız dizimize taze kan oldu. İzlediğinde seyircimiz hiç yabancılık çekmeyecek, buna çok eminim.

Fatma karakterinde ne gibi farklılıklar olacak?

Tabii ki olacak. Fatma aynı ama oğlunun sağlığı için 5 yıl Amerika’da yaşamış ve ister istemez oraya adapte olmuş. Özünde aynı, Bayram’a çok âşık ama olgun bir Fatma izleyeceğiz bu sezon.

Fakir Baykurt’un eserini ekrana en iyi şekilde yansıttığınızı düşünüyor musunuz?

Hikâyemizi anlatmaya Fakir Baykurt’un ‘Yılanların Öcü’ romanının öncesinden başladık ve şimdi göç hikâyesinin sonrasını resmetmeye çalışıyoruz. Fakir Baykurt çok önemli bir yazardır Türk Edebiyatı için ve eğer biz ucundan kıyısından onun hikâyesini resmedebildiysek ne mutlu bize...

Dizinin bu kadar sevilmesinin nedenleri nedir size göre?

‘Yılanların Öcü’ çok önemli bir roman ve sevilmesinin en büyük nedeni budur. Seyircinin toprak hikâyesi izlemek istemesi de sebeplerden biri.

Kapadokya’da nasıl bir yıl geçirdiğinizi merak ediyorum...

Kapadokya’da köy hayatı yaşadım, çok güzel bir evim vardı ve aslında uzun zamandır merak ettiğim ‘inziva’ hayatını yaşadım. Evinden, ailenden, sevdiklerinden, her şeyden uzak olmak kolay bir şey değil. Ama bunu sevdiğin iş uğruna yapıyor olmak bence bir motivasyonun sonucu.

Artık İstanbul’dasınız...

Çalışma şartları açısından İstanbul’a taşınması büyük konfor ama her şeyden öte hikâyenin İstanbul hali o kadar güzel oldu ki asıl motivasyonum bu.

‘BENSU KENDİNİ ÇOK GELİŞTİRDİ’

Yaz ekranını kasıp kavuran kardeşiniz Bensu Soral’a değinelim istiyorum. Oyunculuğunu nasıl buluyorsunuz?

Kardeşimin oyuncu olmasına sadece sebep olmuş olabilirim, ama hiçbir zaman onu etkilemedim, bu bir tercih çünkü. Bence kimse mesleğine karar verirken kimseden etkilenmemeli. Ama Bensu karar verdikten sonra onun ne kadar yetenekli olduğunu gördüm. Ayrıca oyuncu olmaya karar verip bunun eğitimini aldı ve kendini geliştirdi. Oyunculuk gönül vermektir.

İleride kardeşiniz Bensu ve Bedirhan ile aynı dizide veya aynı filmde oynamak ister misiniz?

Çok isterim tabii ki. İki kardeşimi de oyuncu olarak çok başarılı buluyorum. Ve ben onlarla aynı sahneyi paylaşmak çok istiyorum.

'Oyunculukta kırmızı çizgilerim yok'

2008 yılında seyirci olarak gittiğiniz ‘Komedi Dükkanı’nda bir anda sahneye çıkıp hayatınızın değişmesi hakkında neler söylersiniz?

Oldum olası oyuncu olmanın hayalini kuruyordum. Bu kader, kısmet, ‘secret’ kim ne demek isterse o. Ama şunu biliyorum ki çok istedim. Ve bunun bir gün olacağını biliyordum. ‘Komedi Dükkanı’ benim için dönüm noktası. Fırat Parlak ve Tolga Çevik buna sebeptir. İyi ki onlarla başladım bu maceraya. Hep yanımda oldular ve beni yönlendirdiler. Aslında beni keşfeden de Mine Güler’dir. Onun hakkını ödeyemem. Kadere, kısmete, ‘secret’e inanan herkese şunu diyebilirim: ‘Sadece istemelisiniz.’

Neden oyunculuğu seçtiniz?

5 yaşımdan beri oyuncu olmak istiyordum. Ama ailem ve yakın çevrem bir şekilde mesleğim olmasını istiyordu. Bana hobi olarak yapabileceğimi söylediler. İlerleyen dönemde ben de psikoloji mezunu olup oyunculuk yapmaya başladım.

Oyunculukta kırmızı çizgileriniz var mı?

Kırmızı çizgilerim yok, sadece inanmam gerek... Hayatta neye inanırsam yaparım.

'Mutlu bir ailenin çocuğuyum'

Bir gününüz nasıl geçiyor?

Kahvaltı hayattaki en önemli şey. Mümkünse sevdiklerimle güzel bir kahvaltıyla güne başlamayı tercih ederim. Spor, arkadaşlarımla buluşmak ve film izlemek tercihlerim arasında. Anne mutfağına çok hâkim olduğumu söylerler. Yemek yapmak benim için bir nevi terapi.

Sizi dışarıdan seyreden biri olarak çok pozitif buluyorum. Bu enerjinin kaynağı ne?

Çok mutlu bir ailenin yetiştirdiği bir çocuğum. Kendimle tabii ki dertlerim var ama bunu en aza indirmeye çalışıyorum. Enerjimi de ailemden alıyorum. Çılgın sayılmam ama istediğim her şeyi yapmaya çalışırım. Babam bana hep der ki: ‘Hiçbir şey içinde kalmasın...’ Ben de onun bu mottosuyla hareket ediyorum. Hayal kurmadan yaşamayı tercih ederim.

Oyuncuların en büyük problemini ne olarak görüyorsunuz?

Genç, olgun veya yaşlı fark etmez. Bence bazı oyuncuların en büyük problemi sadece kendilerini o illüzyona kaptırmak.