Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Bilinmezliklere bir de Fed eklendi

        Küresel piyasaların önünde yeterince risk var. Savaş, petrol, enflasyon, ABD ara seçimleri ve tahvil piyasasındaki gerilim yatırımcıların önünü görmesini zorlaştırıyor. Şimdi bunlara bir de ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ne yapacağı kadar neden o kararı aldığı konusunda yeterince açık konuşmaması eklendi. Başkan Kevin Warsh’ın son toplantıdaki tutumu, piyasalara yol göstermekten çok yeni soru işaretleri bıraktı.

        Fed, beklendiği gibi faiz oranını yüzde 3,75-4.00 aralığında sabit tuttu. Ancak toplantının asıl tartışılması gereken yanı kararın kendisinden çok, kararın nasıl anlatıldığıydı. Warsh ileriye dönük yönlendirme yapmadı. Peki, mevcut kararı neden aldıklarını yeterince açıklayabildi mi? O konuda da yatırımcıların beklediği netlik ortaya çıkmadı.

        REKLAM

        Ekonomi güçlü, peki neden bekleniyor?

        Fed’in yazılı açıklamasında ekonomik aktivitenin güçlü bir hızla genişlediği, yatırımların sağlam kaldığı ve istihdam artışının sürdüğü belirtildi. Buna karşılık enflasyonun yüksek seyretmeye devam ettiği vurgulandı. Üstelik iki üye, Lisa Cook ve Beth Hammack, faizlerin 25 baz puan artırılması yönünde oy kullandı.

        Ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Ekonomi güçlü, istihdam piyasası fena değil, enflasyon ise hâlâ hedefin üzerinde. Buna rağmen Fed faiz artırmadı. Beklemenin doğru bir tercih olması elbette mümkün. Gelen verilerin etkisini görmek, gereğinden fazla sıkılaşarak ekonomiyi resesyona sürüklememek de para politikasının önemli bir parçası.

        REKLAM

        Ancak yatırımcıların bilmek istediği, Fed’in hangi riski diğerinden daha ağır gördüğü. Enflasyonun kalıcı hale gelmesinden mi çekiniyor, yoksa faizleri daha fazla yükselterek büyümeye zarar vermekten mi? Beklemek için hangi verinin değişmesini bekliyor? Warsh’ın açıklamaları bu sorulara yeterince açık bir çerçeve sunmadı.

        Fed’in yazılı açıklaması da geçmişteki metinlere göre belirgin biçimde kısaydı. Richmond Fed araştırmacılarının daha önce yayımladığı çalışma, Warsh dönemindeki açıklamaların zaten tarihsel olarak kısa bir çizgiye yöneldiğini ortaya koymuştu. Bu yaklaşım, gereksiz sözlü yönlendirmeyi azaltabilir. Fakat daha az kelime, kararın gerekçesinin de daha az anlaşılması sonucunu doğuruyorsa sorun başlıyor.

        REKLAM

        Piyasanın sevmediği şey belirsizlik

        Warsh’ın basın toplantısının ardından ABD hisse senedi endeksleri yaklaşık yüzde 0,2 yükseldi, dolar endeksi yüzde 0,2 geriledi. İlk bakışta piyasaların büyük bir tepki vermediği söylenebilir. Fakat tahvil piyasasında farklı vadeler farklı yönlere gitti. İki yıllık ABD tahvilinin faizi gerilerken 10 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizleri yükseldi.

        Bu hareketleri yalnızca Warsh’ın açıklamalarına bağlamak doğru olmaz. Tahvil faizleri büyüme, enflasyon, borçlanma ihtiyacı ve risk iştahı gibi birçok unsurdan etkileniyor. Yine de kısa vadeli faizlerde gevşeme, uzun vadeli faizlerde yükseliş görülmesi, piyasanın Fed’in bir sonraki adımı konusunda rahatlamadığını gösteren önemli bir ayrıntı.

        REKLAM

        Piyasa açısından mesele, Fed’in her toplantıda ne yapacağını önceden ilan etmesi değil. Hangi veriye, hangi koşulda ve ne ölçüde tepki vereceğini anlaşılır biçimde ortaya koyması.

        İleriye dönük yönlendirme yapılmaması bir tercih olabilir. Ancak mevcut kararın mantığı da yeterince anlatılmadığında yatırımcılar ekonomik verileri değerlendirmekle kalmıyor, Fed’in ne düşündüğünü de tahmin etmek zorunda kalıyor.

        Seçim, savaş, petrol ve enflasyon

        Önümüzdeki dönemde belirsizliklerin azalmasını beklemek kolay değil. ABD ara seçimlerinin sonuçları, Washington’daki siyasi dengeleri ve ekonomi politikalarının geleceğini etkileyebilir. Seçim sonuçları tek başına piyasalarda mutlaka bir yön tayin etmeyecek ancak bütçe, vergi, ticaret ve enerji politikaları üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirebilir.

        REKLAM

        İran cephesinde yeni bir operasyon ihtimali de enerji piyasalarının üzerinde durduğu risklerden biri. Jeopolitik gerilim petrol fiyatlarını yukarı taşıdığı takdirde enflasyon baskısı yeniden artabilir. Bu durumda Fed’in faiz artırma ihtimali güçlenir. Petrol fiyatlarındaki yükseliş aynı zamanda tüketicilerin alım gücünü ve şirketlerin maliyetlerini olumsuz etkileyerek büyümeyi de yavaşlatabilir.

        İşte asıl ikilem burada. Petrol kaynaklı enflasyon Fed’i sıkılaşmaya zorlarken aynı enerji şoku ekonomiyi zayıflatabilir. Bir tarafta faiz artırımını gerektiren enflasyon, diğer tarafta daha fazla sıkılaşmayı riskli hale getiren büyüme görünümü bulunuyor. Fed’in önündeki zor tercih de bu iki riskin nasıl dengeleneceği.

        REKLAM

        Üstelik ABD ekonomisi yalnızca enerji fiyatlarından etkilenmiyor. Yapay zekâ yatırımlarının hızına, şirketlerin finansman maliyetlerine ve yüksek kamu borçlanmasının tahvil piyasası üzerindeki etkilerine de dikkat etmek gerekiyor. Uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi, Fed politika faizini değiştirmese bile ekonominin finansman koşullarını sıkılaştırabilir.

        Fed bilinmezliği yeni bir risk halkası

        Önümüzdeki haftalarda açıklanacak büyüme, istihdam ve enflasyon verileri aralık ayındaki Fed toplantısının yönünü belirlemede önemli olacak. Piyasada faiz artırımı beklentisinin güçlenmesi, kararın şimdiden kesinleştiği anlamına gelmiyor. Veriler enflasyonun kalıcılaştığını gösterirse artırıma gidilebilir, ekonomik aktivitede beklenenden güçlü bir yavaşlama görülürse değerlendirme değişebilir.

        REKLAM

        Ancak yatırımcıların artık yalnızca bu verileri izlemesi yetmiyor. Warsh’ın açıklamalarından hangi sonuca varılacağını, Fed içindeki görüş ayrılıklarının nasıl şekilleneceğini ve merkez bankasının değişen koşullara ne hızla tepki vereceğini de hesaplamak gerekiyor.

        Küresel piyasalar zaten seçim, savaş, petrol ve enflasyon riskleriyle karşı karşıya. Bu risklerin her biri tek başına fiyatları değiştirebilecek güçte. Bir de dünyanın en önemli merkez bankasının karar alma sürecinin yeterince anlaşılmaması eklenince belirsizlik katlanıyor.

        Piyasaların ihtiyacı, Fed’in geleceği önceden bilmesi değil, bugünkü kararının nedenini ve hangi koşullarda değişebileceğini açıkça anlatmasıdır. Warsh’ın son toplantısında eksik kalan tam olarak buydu. Piyasalara bir de Fed bilinmezliği eklendi.