ABD’nin Rus enerji devi Lukoil’e yönelik son yaptırımları, Türkiye’deki iki rafineriyi; TÜPRAŞ ve SOCAR STAR'ı doğrudan ve dolaylı yoldan etkileyeceği için piyasalara da yansıması olacak. TÜPRAŞ, Rusya’dan ham petrol ve motorin; STAR Rafinerisi ise ham petrolünü tedarik ediyordu. Dolayısıyla piyasanın yaklaşık yarısına hâkim olan Rusya’nın devreden çıkmasıyla motorin ve benzin fiyatlarında yukarı yönlü dalgalanma ihtimali söz konusu.
Her iki rafineri de coğrafi yakınlık ve Rusya’nın içinde bulunduğu konum sebebiyle uygun şartlarda ham petrol ve motorini başka kaynaklardan temin etmeye yöneliyor. Bu durumun fiyatlara da yansıması bekleniyor.
İstanbul Havalimanı’nda başta Türk Hava Yolları (THY) olmak üzere diğer şirketlere havacılık yakıtı sağlayan TFS ile Antalya Havalimanı’nın yakıt tedarik şirketi POTAS’ın bu süreçten etkilenmesi ise beklenmiyor. Çünkü bu şirketlerin rafinerilerle yapılmış anlaşmaları bulunuyor. Ayrıca Türk şirketleri son yıllarda avantajlı fiyatlar sunan Rusya'dan uçak yakıtı tedarik ediyor. Batılı şirketlerle ortaklığı olan bazı şirketlerin yasak kapsamında olmaması, Türk şirketleri için avantaj sağlamaya devam edebilir. Zira bu rafinerinin ortakları arasında Total gibi Batılı şirketler olsa da Avrupa’ya yakıt satamadığından, Türk şirketler bu avantajlı durumu değerlendirmeye devam edebilir.
ABD’nin 22 Ekim 2025’te Lukoil ve Rosneft’e getirdiği yaptırım kararıyla birlikte Lukoil, uluslararası varlıklarını satma kararı aldı. Türkiye’deki dağıtım ağını da satışa çıkardı. STAR Rafinerisi’ne düzenli ham petrol sağlayan Lukoil’e getirilen yasak, tedarik zincirinde sıkıntılara yol açabilir. TÜPRAŞ da Rus ham petrolüyle birlikte Lukoil’den aldığı motorinle ön planda olduğu için, yasakların piyasaya fiyat artışı olarak yansıma riski bulunuyor.
STAR Rafinerisi, alternatif pazarlara yönelerek Rus ham petrolüyle benzer özellikler taşıyan Irak ve Kazakistan’dan alımını artırıyor. Bir yandan da rafineriye uyumlu ham petrol arayışına devam ediyor. Benzer durum farklı ülkelerle TÜPRAŞ için de geçerli. “SOCAR STAR Rafinerisi neden Azerbaycan ham petrolü almıyor?” sorusu akıllara gelebilir. Bu petrolün STAR Rafinerisi ile uyumlu olmadığı notunu düşmekte fayda var.
Özetle, Rusya’ya getirilen yasakların her iki rafineri için de lojistik maliyetlerde artışa ve tedarik zincirinde bazı aksaklıklara sebep olma riski bulunuyor.
*****
F-16 fiyatında ABD ile anlaşmazlık!
Bu konuyu geçen hafta yazmıştım. Bir hafta sonra yabancı ajansların gündemine girdi. (https://www.haberturk.com/ozel-icerikler/guntay-simsek-1019/3833642-eurofighter-abd-iliskilerini-de-etkileyecek)
Haber şöyle: Türkiye, F-16 üreticisi Lockheed Martin ile yeni siparişlerin fiyatı konusunda anlaşmazlık yaşıyor ve taraflar bu konuda yeniden masaya oturacak. ABD Kongresi, Şubat 2024’te Türkiye’nin 40 adet Lockheed Martin F-16 Viper savaş uçağı alımını onayladı; ancak fiyat konusunda sıkıntılar var.
Daha önce gündeme getirdiğim üzere, Lockheed Martin, başka ülkelerden aldığı siparişleri azaltmak amacıyla kurulacak yeni üretim hatlarının finansmanını Türkiye’nin karşılamasını istiyor.
Uçak başına artan maliyetler, hatta çift motorlu Eurofighter rakamlarına yaklaşan yüksek F-16 fiyatlarının kaynağı, kurulacak yeni üretim hattı. Elbette başka teknik detaylar da var. Yerli üretim füzeler ve radar sistemlerini entegre edebilmek için görev bilgisayarının kaynak koduna erişim de bunlardan biri.
Ancak bu noktaya gelinmesinde Türkiye kaynaklı bazı başka etkenler de rol oynuyor.
Örneğin, ABD’nin CAATSA yaptırımları kapsamında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB)’nı da listeye alması, pazarlıklarda teknik sıkıntılara sebep oldu. SSB’nin yürüttüğü F-35, F-16, KAAN için motor ve diğer konuların müzakeresini artık Millî Savunma Bakanlığı (MSB) üstleniyor.
Bir kez daha vurgulamakta fayda var: Bu süreçte MSB ile SSB’nin mutlaka yakın çalışması gerekiyor.
*****
Türk kahvesi için daha fazlası gerekli
Türk kahvesi, Avrupa Birliği (AB) tarafından “geleneksel ürün” olarak kabul edilmiş durumda. Nasıl edilmesin? Yaklaşık 500 yıldır geniş bir coğrafyada pişirme yöntemiyle ve sunum kültürüyle bilinen, kahvenin dünyada yaygınlaşmasına vesile olan bir üründen söz ediyoruz. Ancak biz, köklü geçmişi olan Türk kahvesinin hakkını yeterince veremedik. En azından bundan sonra geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor.
Son yıllarda yaygınlaşan Türk kahvesi makineleri, tüketiminin artmasına ve çok farklı coğrafyalara ulaşmasına vesile oldu. Bu önemli bir başarıdır. Ancak benzer durum, Türk kahvesi yapımı için kullanılan kahve çekirdeği tarafında geçerli değil. Daha sağlıklı bir Türk kahvesi için kavrulma yöntemlerine de odaklanılması gerekiyor. Çeşitli kahve türlerinin karıştırılıp çifte kavrularak aromasından uzaklaştırılması, kavurma yöntemiyle kahvenin sağlıksız hale getirilmesi gibi sorunlara karşı da önlem alınmalı. Çünkü öğütülmüş hazır Türk kahvesi, tek çeşit olarak pazarlanıyor. Kahve türüne, aromasına ve bölgesine göre Türk kahvesi olarak tüketilebilir hale getirilirse, küresel ölçekte çok daha fazla yaygınlaşabilir.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)’nin başvurusuyla Türk kahvesinin AB’de “geleneksel ürün” olarak ilan edilmesi önemli bir adımdır. Dünyanın en fazla uçuş ağına sahip Türk Hava Yolları (THY)’nda Türk kahvesi sunulması da tanıtım anlamında altın değerindedir. Ancak Türk kahvesinin yaygınlaşması, çeşitlenmesi ve farklı pazarlama yöntemlerine kavuşması için görev henüz tamamlanmış değildir.