Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek Uçaklarda yeni akım "yemeksiz" bağış kampanyası…

        Türk Hava Yolları (THY) ilginç ama bir o kadar da anlam uygulama başlattı. “Yemeksiz Uçuş” seçeneğini işaretleyen THY yolcuları adına, iç hatlarda Kızılay, dış hatlarda ise Yeryüzü Doktorları derneğine bağış yapılacak. Güzel bir kampanya, keşke bağış yapılacak yerlere birer alternatif daha olsaymış daha kapsamlı ve etki alanı geniş bir kampanya olurdu.

        Daha önce havadaki ikram israfını yazmıştım. Çeşitli havayollarının bu uygulamasını da bugünlerde yazıp, THY’ye öneride bulunacaktım. Benden önce davranmışlar. Ancak henüz geleneksel veya premium olarak konumlanan THY gibi havayollarında tam olarak havadaki israfın önüne geçecek yöntem henüz bulunmuş değil.

        Bilindiği üzere THY benzeri havayollarında tüm yolcular için uçağa ikram yüklenir. Yolcu havada yiyecek/içecek istesin veya istemesin, ikramlar koltuk sınıfları dikkate alınarak belli kriterlere göre yüklenir. Yolculuk sonunda da gidiş-dönüş planıyla yüklenenler hariç, hiç el değmemiş bile olsa ikramlar çöpe gider. Özellikle dış hatlarda gidilen ülkelerin katı kuralları ve gümrük mevzuatları devreye girer ve tüketilmeyen ikramlar çöp olur.

        Basit bir tercihle hem gıda israfının azaltılması hem de sosyal fayda sağlanması açısından bu kampanya değerli… Aslında bu hamle, giderek çevresel ve sosyal sorumluluk eksenine kayan küresel havacılık anlayışının bir yansıması. Çünkü dünyada havayolları, yolcu deneyimi dışında artık sürdürülebilirlik ve toplumsal etkiler üzerinden rekabet ediyor.

        THY’nin attığı adımın benzerini çeşitli havayolları da uyguluyor. Umarım daha da genişler ve israf olan yiyecek/içecekler faydaya dönüşür. Bu tür uygulamalarda Japonya öncü diyebilirim.

        Mesela Türkiye’ye henüz uçuşu olmayan Japan Airlines (JAL) yemeksiz uçuş tercih edenler adına bağış yapıyor. “JAL Meal Skip” isimli program, THY’nin uygulamasına yakın bir model. Uçuş öncesinde yemek almama opsiyonunun seçilmesi hâlinde yolcu, TABLE FOR TWO adlı sosyal sorumluluk programına bağış yapmış oluyor. Bu kaynak gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklara okul öğünleri sağlanmasında kullanılıyor. JAL, 2023’te 100 bin, 2024’te ise 160 bin öğün bağışlamış.

        Bir başka Japon şirketi, Türkiye’ye de geçen yıl uçmaya başlayan All Nippon Airways (ANA) ise sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında uçakta sunulan ikramlar için “No Thank You Option” programıyla biliniyor. Uluslararası uçuşlarda yolcular ana öğünü almamayı tercih edebiliyor. Bağışın yanı sıra, asıl odak noktası ise gıda israfını %50 oranında azaltmak.

        Hong Kong merkezli Cathay Pacific, uçuş sonrası tüketilmeyen paketli yiyecekleri Hong Kong’daki gıda bankalarına bağışlıyor. Ancak bu yöntemin uluslararası uçuşlarda regülasyonlar sebebiyle pek fazla karşılığı olmuyor. Gıda yönetim politikaları uygun olan yerlerde yapılabiliyor.

        Air France ve KLM doğrudan her yemek için bir derneğe nakit bağış sözü vermese de farklı bir yaklaşım sergiliyor. Yolcular ikram almadıklarında veya sadakat programı (Flying Blue) üzerinden millerini UNICEF veya WWF gibi derneklere bağışlayabiliyorlar. KLM, uçağa kaç porsiyon yemek yüklenmesi gerektiğini belirlemek için yapay zekâ kullanarak israfı %63 oranında azalttığını belirtiyor.

        THY’nin bu hamlesi, yalnızca bir sosyal sorumluluk projesi değil; aynı zamanda yolcu davranışlarından sürdürülebilirlik üretme fikrinin Türkiye’deki ilk örneği olması açısından kıymetli. Havacılıkta gıda israfı, küresel ölçekte milyonlarca ton anlamına geliyor. Yolcunun tercihini bağışa dönüştürmek güzel bir fikir. Havayolları artık yalnızca taşıyıcı değil; sosyal etki üreten kurumsal aktörler. THY de bu uygulamayla kendisini, hizmet veren bir şirket olmanın ötesinde, alışkanlıkları dönüştüren bir toplumsal aktör olarak konumlandırarak markasına değer katmış durumda.

        Havayolları için uçaktaki bir porsiyon yemeğin maliyeti sadece gıda fiyatı değildir. O yemeğin hazırlanması, uçağa yüklenmesi, uçuş boyunca ısıtılması (enerji) ve taşınması (yakıt/ağırlık) ciddi bir maliyet anlamına geliyor.

        THY gibi havayolları bu maliyetin bir kısmını bağış yaparak toplumsal imajını güçlendirirken yolcular da uyumak veya dinlenmek istedikleri bir uçuşta “hakkının yanmadığını” ve bir iyiliğe dönüştüğünü bilerek memnuniyet hissediyor. Bu uygulama uçakta kabin memuruna söylenerek yapılmıyor. Talep genelde uçuş saatinden 48 saat önce yapılıyor.

        Artık mobil uygulama veya web siteleri üzerinden “Rezervasyonlarım” (Manage Booking) sekmesinden yapılabiliyor. İkram tercihleri, koltuk seçimi yapılırken “Ek Hizmetler” bölümünde ya da “İkram Tercihi” kısmında işaretleniyor.

        Havayolları, catering firmalarına siparişleri uçuşun doluluk oranına göre önceden geçiyor. 48 saat kala verilen “yemek istemiyorum” bilgisi, o yemeğin mutfakta hiç hazırlanmaması, uçağa hiç yüklenmemesi ve dolayısıyla sıfır atık anlamına geliyor. Bu yaklaşımın giderek yaygınlaşması dünyamızın ve insanlığın geleceği açısından değer arz ediyor.