Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek Hürmüz Sıkışıyor: Dizel ve jet yakıtı benzini solluyor
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Dünya enerji güvenliği, çoğu zaman haritalarda küçük gözüken, hatta normal zamanlarda dikkat bile çekmeyen ama etkisi büyük olan bir elin parmaklarını geçmeyen boğazlarla yakından ilgilidir. Küresel enerjinin en dar halkası da bu boğazlardır, ancak kritik önemleri ise beklenmedik olaylar yaşandığında ortaya çıkmaktadır.

        Bir yıl önce ABD Devlet Başkanı Trump, Panama Boğazı’nı tartışmaya açmıştı, bugün ise ABD–İsrail’in İran’a savaş ilan etmesi sebebiyle gündemde Hürmüz Boğazı var. Küresel petrol ticaretinin %20–25’i ve LNG’nin önemli bir bölümü bu dar geçitten akıyor. Hürmüz’de yaşanan her gerginlik de küresel ekonominin nefesini kesmeye aday konumunda. Şimdi o günleri yaşıyoruz. Hürmüz’de gemi trafiği çeşitli sebeplerle yüzde 80 düşmüş durumda.

        Son bir haftada tansiyonun hızla yükselerek, tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi ve sigorta primlerinin fırlamasıyla dünya petrol fiyatlarının hızla yükselmesine şahit olmaya başladı.

        Hürmüz dünyayı ne kadar etkiler?

        Hürmüz’de olası bir tam kapanma, yalnızca fiyat artışı değil, küresel enerji arzında gerçek bir kopma anlamına gelir. Çünkü günlük 20–21 milyon varillik petrol akışı kesildiğinde bunu ikame edecek bir boru hattı sistemi yoktur. Kısmi kesintiler bile üretici iki ülkenin, Kuveyt ve Irak’ın depolarını hızla doldurup üretim kısıntısına gitmek zorunda bıraktı. Bu durum diğer ülkelere de kısa sürede sirayet edecektir.

        Hürmüz’ün tam anlamıyla kapanması halinde bazı analistlere göre Brent petrol varilinin 150 dolar eşiğine kısa sürede gelebileceğine işaret ediyor. Eğer bölgede krizin uzaması halinde ise 200 dolar bandını geçebileceği tahminleri yapılıyor.

        Bu tespitler jeopolitik risk primi üzerinden, fizikî arz kaybının fiyatlanması çerçevesinde yapılmış hesapları yansıtıyor.

        Hürmüz’ün kapanması petrol fiyatlarını yukarı çekip küresel bir ekonomik dalgalanmaya sebep olurken Körfez ülkeleri içinde her anlamda risk, sıkıntılı bir süreç anlamına geliyor. Birçok açıdan dış dünyaya bağlı olan Körfez ülkeleri, Hürmüz’ün kapanmasıyla lojistik destekten yoksun olacağı için bu ülkelerde hayat kalitesi düşecektir.

        Kerosen ve dizel neden benzini geçti?

        Krizin en çarpıcı etkisi ham petrol artışının ötesinde ürün türlerinde yaşanıyor. Uçak yakıtı (Jet A‑1) ve dizel, benzinden çok daha hızlı yükseliyor. Bunun dört temel sebebi var:

        Birinci sebebi orta distilat (damıtma/ayrıştırma) kapasitesinin daralması. Pandemi sonrası kapanan rafineriler, Avrupa’daki kapasite düşüşü ve Rusya’ya yönelik saldırılar nedeniyle dizel ve kerosen üretim kapasitesi küresel olarak sıkıştı. Orta distilatların rafineri çıkışı da benzine göre daha sınırlı kaldığından talep karşısında fiyatları yükselmeye başladı.

        İkinci nedeni ise askerî talebin yükselmesi. Ordular karada ve denizde dizel, havada jet yakıtı tüketiyorlar. Malum olduğu üzere dünyamızda birçok yerde savaş var ve bazı bölgelerde tartışmalar her an savaşa dönüşebilme riski taşıyor. Zırhlı araçlar, lojistik konvoylar, denizdeki her tür araçlar savaş dönemlerinde artan hareketlilikle fazla yakıt tüketiyor. Riskler hesap edilerek yedekleme yapılıyor. Tüm bunlar yüksek dizel tüketimi yaratıyor ve piyasadaki dengeleri bozuyor.

        Üçüncü neden ise havacılık sektörünün pandemi sonrası 2025’te en yüksek rakamları yakalayarak tam kapasiteye dönmesi. Bu sebeple havayollarının talep ettiği Jet A‑1 yakıtı da araçların benzin talebinden çok daha hızlı artıyor.

        Dizel ve jet yakıt fiyatlarının benzinden daha fazla artmasının dördüncü nedeni de kaliteli ham petrol ihtiyacından kaynaklanıyor. Jet ve dizel üretimi için düşük kükürtlü, “tatlı” petrol gerekiyor. Bu petrolün ana kaynağı da Körfez. Hürmüz’de yaşanan her aksama, üretim kalitesini ve arz hacmini aynı anda vurduğu için jet/dizel fiyatları benzinden koparak yukarı gidiyor.

        Bu sıralanan gelişmeler Avrupa’da ham petrolün maliyeti ve rafine sonrası kâr marjlarını (gasoil crack) etkiledi. Bu ürünlerde rafineri kâr marjları düştü. Asya’da da jet yakıtı fiyatları son yılların zirvesine çıktı.

        Petrol savaşı ve havacılığı nasıl etkiler?

        Genel yaklaşım petrol ihracatçısı ülkeler fiyat yükselişinden doğrudan kazançlı çıkar. Ancak yaşadığımız ambargolar sebebiyle dünya bu açıdan da çok karmaşık bir hal almış durumda. Rusya gibi büyük ihracatçılar için yükselen varil fiyatı savaş bütçesini besleyen bir gelir kapısıdır. Fakat Rusya’nın ihracatı ambargo sebebiyle Çin ve Hindistan gibi ülkelerle sınırlı. Hayalet filolarla ihracatı da fazla değil ama neticede gelişmeler Rusya’nın lehinedir.

        Öte yandan Rusya ile savaşta olan Ukrayna’ya destek veren Batı blokunda ise mühimmat, savunma sistemleri ve ağır sanayi üretiminin enerji maliyeti artmaktadır. Hürmüz Boğazı ABD–İsrail yüzünden kapanma noktasına gelirken, bundan avantajlı çıkan Rusya, zarar gören ise Batı bloku olacak. Jeopolitik denklemde bu tür dengesizlikler de yaşanıyor ve yaşanacak.

        Petrol fiyatlarının yukarı yönlü her hareketi, yaptırımlara rağmen Rusya’nın ihracat gelirini artırır. Çin ve Hindistan üzerinden yapılan akışlar, Moskova’nın yüksek iskontolarla bile ciddi gelir elde etmesini sağlar. Rusya’nın savaş ekonomisine doğrudan katkı sunar.

        Havacılık sektöründe ise bu gelişmeler maliyet şoku anlamına geliyor. Bir havayolunun toplam giderlerinin %30–35’i yakıttır. Kerosenin (Jet A‑1) benzinden hızlı artması, bilet fiyatlarını kaçınılmaz şekilde yukarı iter. Eğer kriz uzun sürerse havayoluyla seyahatler de beklenmedik fiyat artışları yaşanır. Yakıt tüketimi yüksek eski uçaklar da filodan çıkarılır.

        Türkiye için cari açık / jeopolitik denklemi

        Türkiye’nin enerji faturasının yapısı gereği Hürmüz Boğazı krizi iki yönden etkili olur: Hem cari açığı artırır hem de enflasyon üzerinde baskı kurar. Petrolün her 10 dolarlık artışı, Türkiye’nin enerji faturasına milyarlarca dolarlık yük yükler. Artışlar pompaya anında yansır. Böylece lojistik maliyetleri ve üretici fiyatları üzerinden de enflasyon yukarı doğru gider.

        Bakü–Tiflis–Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC) ve Irak–Türkiye boru hatları, Hürmüz’e alternatif bir rota niteliği taşıyor. Hürmüz’deki her gerilim, Ceyhan ve Boğazlar üzerinden geçen enerji trafiğinin önemini artırır. Türkiye jeopolitik konumu gereği enerji geçiş ülkesi olarak daha stratejik bir pozisyona yükselir. Gelişmelerin yönüne göre de geçiş ülkesinden enerji koridoruna dönüşebilir.

        Hürmüz en fazla Avrupa’yı etkileyecek

        ABD–İsrail’in İran’a saldırması sonrasında Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin durma noktasına gelmesinden en fazla etkileneceklerin başında Avrupa geliyor. Hatta en yüksek risk altında olan bölge olarak dikkat çekiyor. Almanya başta olmak üzere Avrupa sanayisi hem doğalgaz hem petrol bağımlısı. Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna yüzünden gerginlik, ambargo kısacası her şey var. Son gelişmelerle Avrupa’nın enerji maliyetleri daha da yükseliyor. Bu da sanayinin küçülme riskini güçlendiriyor.

        Netice itibarıyla Avrupa halkı, Hürmüz Boğazı ile tetiklenen petrol fiyatlarının yukarı hareketlenmesiyle; daha pahalıya ısınacak, daha pahalı uçacak, daha düşük büyüyecek ve daha yüksek enflasyona muhatap olacak. Hatta stagflasyon (ekonomik durgunluk) tehdidi bile söz konusu.

        Ayrıca Avrupa’nın rafineri kapasitesi özellikle orta distilatlarda (dizel ve jet yakıtı) yetersiz olması ve üzerine de Hürmüz Boğazı şokunun gelmesiyle bu iki yakıt türü açığını daha görünür ve maliyetli hale getirecektir.

        Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, petrol çağının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu. Jet yakıtı ve dizelin benzinden daha hızlı fiyat sıçraması yapması ise aslında bir rafineri ve ürün piyasası krizi anlamına geliyor. Bundan tüm dünya etkilenecektir.