Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler İdris Kardaş Gazze'de açlığın ikinci perdesi

        Geçen yıl ağustos ayında “2279” başlıklı bir yazı yazmıştım. Nazilerin açlığı nasıl sistematik bir imha yöntemine dönüştürdüklerinden insanların hayatta kalabilmeleri için gerekli kalori miktarlarını nasıl soğukkanlı bir şekilde hesapladıklarından bahsetmiştim.

        Hatırlayalım.

        Nazi Almanya’sında Almanlar için günlük 2.600, Polonyalılar için 669, Yunanlar için 780, gettolardaki Yahudiler için ise 184 ile 420 kalori arasında değişen gıda miktarları söz konusuydu. 1944’te Hollanda’da uygulanan gıda ambargosu sırasında günlük kalori miktarı 400’e kadar düşmüş, yaklaşık 18 bin insan açlıktan hayatını kaybetmişti.

        REKLAM

        Aradan 80 yıl geçti ve bu kez İsrail’in Gazze’deki insanlar için hazırladığı kalori hesaplarıyla karşılaştık. WikiLeaks belgelerine yansıyan 2008 tarihli gizli bir raporda, Gazze’de yaşayan bir insanın günlük ihtiyacı 2279 kalori olarak hesaplanmıştı. İsrail yönetimi, Gazze’ye girecek gıda miktarını ve bunu taşıyacak kamyon sayısını bu hesaplar üzerinden belirliyordu.

        O yazımda, 2025 yazında Gazze’deki ortalama günlük kalori tüketiminin 245’e kadar düştüğünü aktarmıştım. Yani Hitler’in Yahudiler için verdiğinden daha azı. Zaten 2279 kaloriyi belirleyen İsrail’in amacı bu rakamın üstünde gıda yardımına izin vermek değildi. Tam tersi bu rakamın gıda girişine izin vererek tıpkı Hitler gibi açlıkla bir soykırım gerçekleştirmek için bunu yapmıştı.

        REKLAM

        Şimdi aradan bir yılı aşkın zaman geçti. Yüzbinlerce insan açlıktan ve buna bağlı hastalıklardan öldü. Ve sonra Gazze’de ateşkes ilan edildi, çok az da olsa yardım girişleri başladı. Ancak geçtiğimiz günlerde yayınlanan üç önemli çalışma, açlığın Gazze üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıyor.

        Üstelik bu kez meselenin çok daha uzun vadeli bir boyutuyla karşı karşıyayız.

        Çünkü bugün yaşanan açlığın etkileri, Gazze’de henüz doğmamış çocukların bedenlerinde bile yıllarca devam edecek maalesef.

        Biraz daha açalım.

        Dünyanın en saygın tıp dergilerinden The Lancet Global Health, geçtiğimiz eylül ayında Gazze’deki çocukların beslenme durumuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yayınladı.

        REKLAM

        UNRWA ve Johns Hopkins Üniversitesi’nden araştırmacıların hazırladığı çalışmada, yaşları 6 ay ile 5 yıl arasında değişen yaklaşık 79 bin çocuğun beslenme durumu incelenmiş. Ağustos 2025 ile Nisan 2026 arasında 101 binin üzerinde de ölçüm yapılmış.

        Araştırmacılar çocukların üst kol çevrelerini ölçerek akut yetersiz beslenme durumlarını takip etmişler.

        Sonuçlar oldukça dikkat çekici.

        Ağustos 2025’te incelenen çocuklarda akut yetersiz beslenme oranı yüzde 15,7 iken Nisan 2026’da yüzde 3,2’ye gerilemiş. Gazze’de ise bu oran yüzde 28,6’dan yüzde 4’e düşmüş.

        Tamamen abluka altında olan Gazze’ye bir nebze de olsa girebilen kamyonların böylesine bir etki yaratması zaten kaçınılmaz. Zira tam anlamıyla ve her yönüyle yaşanan bir kıtlık göz önüne alındığında İsrail’in izin verdiği çok cüzi rakamdaki gıda kamyonları bile gözle görülür bir iyileşme sağlamış.

        REKLAM

        Ama kötünün iyisi olarak görebileceğimiz bu tabloda maalesef geriye doğru gidiş söz konusu.

        Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, 19 Ekim’de yaptığı açıklamayla Gazze’deki gıda yardımlarını yaklaşık üçte bir oranında azaltmak zorunda kaldığını duyurdu.

        Yani geçtiğimiz ay 1 milyon 600 bin kişiye ulaştırılan yardımlar, ekim ayında 1 milyon 100 bin kişiye düşmüş.

        Tam 500 bin insan. Dünya Gıda Programı’nın sağladığı gıda yardımına erişimini kaybediyor.

        Üstelik yardım almaya devam eden ailelerin gıda paketleri de yarıya indiriliyor. Un miktarı azaltılıyor. Günlük dağıtılan sıcak yemek sayısı 250 binden 150 bine düşürülüyor.

        REKLAM

        Öyle ki bazı bölgelerde ailelere artık her gün sıcak yemek ulaştırılamayacak. İki günde bir yemek verilecek.

        Dünya Gıda Programı’nın aynı açıklamasında bir başka korkutucu veri daha var. Gazze’deki her beş çocuktan yalnızca biri yeterince çeşitli beslenebiliyor. Yaklaşık 200 bin insan ise açlığa bağlı ölümleri önlemek için acil yardım gerektiren koşullarda yaşıyor.

        İşsizlik yüzde 80’in üzerinde. Tarım alanları, üretim tesisleri, altyapı, ekonomik hayat zaten tahrip edilmiş durumda. İnsanların çalışıp para kazanabilecekleri, kendi yiyeceklerini üretebilecekleri imkanlar yok.

        Yani aylardır açlıkla mücadele eden çocukların sağlığındaki kısmi iyileşmelerin yeniden tehlikeye girmesi söz konusu.

        REKLAM

        İşin bir de gelecek boyutu var.

        Bundan birkaç gün önce, 18 Ekim’de Journal of Primary Care & Community Health adlı akademik dergide bir araştırma yayınlandı.

        Rana Soboh ve Abdel Hamid El Bilbeisi adlı iki araştırmacı, Gazze’deki 3 bin hamile ve emziren kadının beslenme durumunu incelemişler.

        Araştırma Eylül 2025 ile Şubat 2026 arasında gerçekleştirilmiş. Katılımcıların 1.794’ü hamile, 1.206’sı ise emziren kadın.

        Sonuçlar gerçekten sarsıcı.

        Araştırmaya katılan hamile kadınların yüzde 42’sinde, emziren kadınların ise yüzde 49,3’ünde yetersiz beslenme tespit edilmiş.

        Toplam 1.348 kadın.

        Araştırmaya katılan hamile kadınların neredeyse yarısı yeterince beslenemiyor. Karnında yeni bir hayat taşıyan bu kadınlar, kendi bedenlerinin ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanıyorlar.

        REKLAM

        Üstelik araştırmaya katılan kadınların yüzde 87,8’i evlerinden ayrılmak zorunda kalmış. Yani bu kadınlar hamilelik ve anneliğin bütün zorluklarını bir de yerinden edilmenin ağır koşulları altında yaşıyorlar.

        Burada önemli bir bilimsel ayrıntı var. Araştırma kadınların üst kol çevresi ölçümlerine dayanıyor ve seçilmiş sağlık merkezlerinde gerçekleştirilmiş. Dolayısıyla tablonun bundan çok daha kötü olması söz konusu. Bu arada yeterince beslenmiyor kavramı da bizim tahmin ettiğimiz gibi az besleniyor anlamında kullanılmıyor. Neredeyse hiçbir gıdaya ulaşamıyorlar bu insanlar.

        Peki bu araştırma neden bu kadar önemli?

        REKLAM

        Yazının başında 1944 Hollanda kıtlığından söz etmiştim.

        Nazilerin uyguladığı gıda ambargosu nedeniyle Batı Hollanda’da insanlar aylarca çok düşük kalorili beslenmek zorunda kalmış, binlerce insan açlıktan ölmüştü.

        Ancak bu kıtlığın sonuçları 1945 yılında sona ermedi.

        Yıllar sonra bilim insanları, kıtlık döneminde anne karnında bulunan çocukları araştırmaya başladılar. Doğum kayıtlarından hareketle bu insanların yetişkinliklerindeki sağlık durumlarını incelediler.

        Ortaya çok önemli sonuçlar çıktı.

        Anne karnında ağır beslenme yetersizliğine maruz kalmak, yetişkinlikte kalp ve metabolizma hastalıkları gibi bazı sağlık sorunlarıyla ilişkilendirildi.

        REKLAM

        Daha da ilginci 2008 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences adlı bilimsel dergide yayınlanan araştırmaydı.

        Bilim insanları, Hollanda kıtlığı sırasında anne karnında açlığa maruz kalan insanların DNA’sındaki bazı kimyasal işaretlerin, aradan yaklaşık 60 yıl geçmesine rağmen farklılık gösterdiğini tespit ettiler.

        Burada epigenetik denilen bir mekanizmadan söz ediliyor.

        Basitçe anlatırsam. DNA’mızdaki genlerin dizilimi değişmese bile bu genlerin çalışmasını düzenleyen bazı kimyasal işaretler çevresel koşullardan etkilenebiliyor. Özellikle anne karnındaki gelişimin ilk dönemleri bu açıdan son derece hassas.

        REKLAM

        Hollanda kıtlığını inceleyen bilim insanları, aradan altmış yıl geçtikten sonra bile bazı insanlarda bu farklılıkları ölçebildiler.

        Yani 1944 yılında anne karnında açlığa maruz kalan insanların bedenlerinde o günlerin biyolojik izleri 2000’li yıllarda hala tespit edilebildi.

        Şimdi yeniden Gazze’ye dönelim.

        Bugün Gazze’de anne karnında ağır beslenme yetersizliğine maruz kalan çocukları nasıl bir gelecek bekliyor? Hatta yeni doğmuşlar, henüz birkaç aylık olanlar, birkaç yaş alanlar…Hepsinde gelecekte çok ciddi etkiler yaşanacağı belli.

        Bu nedenle bugün Gazze’de dünyaya gelen çocukların yıllar boyunca sağlık ve gelişim açısından takip edilmeleri gerekecek.

        REKLAM

        Gelelim son noktaya.

        Dünya Gıda Programı, Gazze ve Batı Şeria’daki faaliyetlerini önümüzdeki altı ay boyunca sürdürebilmek için 450 milyon dolara ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

        Bir tarafta her yıl milyarlarca doların silahlara, mühimmata ve savaş teknolojilerine harcandığı bir dünya var. Diğer tarafta yüz binlerce insanın beslenmesi için gereken 450 milyon dolarlık kaynak bulunamıyor.

        Bugün elimizde üç yeni araştırma ve açıklama var. Dünyanın bir kesiminde Gazze tamamen gündem dışı. Açıktan bir açlık soykırımıyla karşı karşıyayız ve elimizden neredeyse bir şey gelmiyor.