Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Başkası olma kendin ol öyle çok daha güzelsin!

        “Bir maskeyi yeterince uzun süre takarsanız bir yerden sonra o maske yüzünüz olur!” Kendisini yıllarca Las Vegaslı bir 'rock star' olarak tanıttığını belirten, 21. yüzyılın en iyi rock gruplarından The Killers’ın solisti, Brandon Flowers solo albümü ‘Trasher’ın Avrupa turnesinde seyircilerle dertleşirken söylemiş bu cümleyi... 8 yaşındayken ailesinin Las Vegas’tan taşındığını, babasını kamyonetinde Willie Nelson, Waylon Jennings gibi Amerikan ‘country’ müziğinin önemli isimlerinin şarkılarını dinleyerek büyüdüğünü anlatıp ekliyor: “Seversiniz ya da sevmezsiniz; uzun yıllar bu müziği dinlediğim için utanarak yaşadım... Ama bu akşam size bu şarkıları söyleyeceğim...”

        Flowers’ın nefis ‘country’ albümü Trasher’ı dinlerken bir yandan da hemen hepimizin hayatımızın bir döneminde, çevremizdekiler ayıplayacak diye, sevdiğimiz şeyleri saklayıp bize ait olmayan bir yüzün ‘maske’siyle ortalıkta dolaştığımızı düşündüm.

        Sırf etrafındakiler göz devirecek, alay edecek, gülecek, seni ‘grup’tan dışlayacaklar diye bir filmi sevdiğini söylemekten, beğendiğin bir gömleği giymekten, bir aksesuar takmaktan utanarak yaşarken öyle bir noktaya geliyorsun ki sen kendin nelerden hoşlandığını unutuyorsun! Sen sen olmaktan çıkıp ‘olmak istediğin sana’ uzaktan, başkalarının gözleriyle bakıyorsun... Ama yapacak çok bir şey de yok, sonuçta bizler sosyal varlıklarız, sürüden ayrı takılmaktan çok bir sürüye ait olma dürtümüz daha güçlü. Ne acıklı!

        Bu duruma düşmekten neden bu kadar korkuyoruz? Herkesin sevdiğini sevmemenin, kimsenin beğenmediğine hayran olmanın, ‘zevksiz’ damgası yemenin özgürleştirici bir yanı yok mu?

        REKLAM

        BEĞENMEMEN GEREKEN BİR ŞEYİ BEĞENMENİN ÖZEL Bİ ZEVKİ VAR

        The ‘Polyester Book of (Bad) Taste’ kitabının yazarı Ione Gamble beğenmemeniz gerektiğini bildiğiniz bir şeyi beğenmenin özel bir zevki olduğunu söylüyor: “Bir şeyin zevksiz veya uygunsuz olduğunu anlayabilirsiniz, ancak yine de onu gerçekten beğendiğiniz gerçeğini inkar edemezsiniz... Zevk hiçbir zaman tarafsız bir kavram olmamıştır. Zevk hakkındaki fikirlerimiz, sınıf hiyerarşisi ve toplum içinde var olan tüm farklı hiyerarşiler tarafından pekiştirilmiştir!”

        Bireyin kararlarında sosyal çevrenin ve grup baskısının gücü hakkında yaptığı araştırmalarla tanınan psikolog Solomon Asch'in 1950'lerde gerçekleştirdiği ‘Uyum Deneyi’ sürü psikolojisini en iyi açıklayan bilimsel çalışmalardan biri... Bu deneyde Asch, katılımcılara üzerinde farklı uzunluklarda üç çizgi olan bir kart vererek bu uzunlukları karşılaştırmalarını istemiş. Deneye katılan grupta bir kişi hariç diğer herkes Asch’in asistanıymış. Asistanlar bilerek yanlış cevap verdiğinde odadaki tek gerçek deneğin de onlara katılıp yanlış cevap verdiği ortaya çıkmış.

        Solomon Asch, insanlar bazen kendi gözleriyle gördüklerinden bile şüphe edebildiğini, sırf grubun dışında kalmamak için çoğunluğun fikrine uyabildiğini ortaya koymuş.

        İnsanların doğru bulmaktansa sosyal kabul görmek ve dışlanmaktan kaçınmak için bile isteye kendileri olmaktan vazgeçmesi korkunç ama gerçek!

        REKLAM

        BİR ÖDÜL YA DA BİR CEZADAN KAÇMAK İÇİN KENDİN OLMAKTAN KAÇMAK

        “Zevkler ve renkler tartışılmaz” sözünün bile genelde alaycı tebessümlerle karşılandığı bir ortamda kimsenin beğenmediği bir filmi, şarkıyı, rengi, koltuğu, yazarı, sporcuyu, yemeği, sebzeyi sevdiğinizi söyleyebilmekteki cesaret az buz bir şey değil gerçekten... Burada bazen sırf sürüden ayrı olduğunu göstermek için saçma sapan bir filmi, şarkıyı, romanı sevdiğini söylemenin anlamsızlığını da belirtmem gerek.

        Psikolog Herbert Kelman, bireylerin çevrelerinden gelen baskılara farklı biçimlerde uyum sağladığını söylüyor. Kelman, insanların ‘bir ödül kazanmak ya da cezadan kaçmak için’ kendisi olmaktan uzaklaşıp başkalarına benzeyebileceğini, sosyal ilişkilerini korumak için ortama uyumlu görünebileceğini belirtiyor. Çevrenizdekilerin ‘beğendiği’ şeyleri beğenirken, kalbinizin başka bir şey için çarpmasının ağırlığı altında ezilip durursunuz.

        REKLAM

        İnsanın kendisi olabilmesi belki de hayattaki en büyük başarılarından biri...

        KENDİN OLMAK, EVE DÖNMEK GİBİ, İNSANIN İÇİNİ HUZURLA DOLDURYOR

        William S. Ryan ve Richard M. Ryan, 2019 tarihli araştırmalarında kendin olma-sahici olma ile iyi hissetme arasındaki ilişkiye dikkat çekiyorlar. İki bilim insanı, toplam 759 ergenin katıldığı dört araştırmada kendisi gibi hissetmek ile psikolojik iyi oluş arasında olumlu bir ilişki bulmuş. “Bir arkadaşın önerisiyle hiç dinlemediği bir müzik türünü sevmeye başlamak özgür bir keşiftir” diyorlar: “Ama sevdiğiniz bir sanatçıyı arkadaşlarınız küçümseyecek diye inkâr ediyorsanız burada keşiften değil, korkudan söz ederiz!”

        REKLAM

        Sanırım büyümenin en güzel yanlarından biri yıllar boyunca bir yük gibi yüzümüzde taşıdığımız bir dolu maskeyi bir kenara atıp kendi yüzümüzle kendimizi ortaya koyabilmemiz. Sevdiğimiz ya da sevmediğimiz şeyleri yargılanacağım korkusu olmadan ortaya koymanın keyfi büyümenin ödüllerinden biri…

        Bugün 45 yaşında olan Brandon Flowers, yıllar yıllar sonar babasının kamyonetinde dilediği şarkılar gibi şarkılar söylediği albümündeki ‘The Red Ground’da uzun süre evinden uzak kalmış, kendisini başka bir hayatın içinde bulmuş ve bazı şeyleri kaybetme tehlikesiyle karşılaşmış bir adamın öyküsünü anlatıyor. “Gökyüzünde, yukarılarda çok uzun süre dolaşıp durdum, artık aşağıya inmeye, o kızıl toprağa ayağımı basmaya hazırım...”

        REKLAM

        Sevdiğin ve sevmediklerinle kendin olmak, eve dönmek gibi, insanın içini huzurla dolduruyor.