Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Bizi biz yapan anılar vs. bizim kurguladığımız anılar

        Telefondaki ses 40 yıl önceden geliyordu! 40 yıl değil de 40 dakika önce konuşmuştuk sanki… Birbirimizi görmeden, duymadan geçen yüzlerce ay, binlerce hafta, on binlerce gün hiç yaşanmamış gibi uçup gitti. 40 yılın ağırlığı kalktı omuzlarımdan, lisenin birinci sınıfında, sondan ikinci sırada, paltolarımızı astığımız askılık tarafındaki sırada otururken budum kendimi. Edebiyat hocası tahtada bir şeyler anlatıyordu. Telefonun öbür ucundan, 40 yıl öteden gelen ses okul çıkışında halı sahada maça gideceğimizi söyleyecek diye bekledim bir an… Söylemedi!

        Telefonu kapadığımızda 40 yıllık sınıf arkadaşımla yıllar sonra yeniden konuşmanın, tarif edemediğim mutluluğuyla birlikte 40 yıldır bir gün bile düşünmediğim okuldaki bazı anların zihnimdeki canlılığına şaşkınlığım birbirine karıştı.

        Hafızası çok güçlü biri olduğumu söyleyemem, mesela yüzleri hatırlamakta hep zorlanmışımdır. Yerler, anlar dağılıp gider zihnimden. Beynimin içinde hatıralardan sorumlu memurun çok tembel biri olduğunu düşünürüm. Ona ihtiyacım olduğuna o hep konuyla alakası olmayan anıları çıkarır koyar önüme. Tam da bu yüzden telefonda lise arkadaşımın sesini duyduğum anda 40 yaşında onlarca anının kafamın içinde birbirine sarılıp dans etmesi çok şaşırttı beni.

        REKLAM

        EN ÇOK HATIRLADIĞIMIZ ANLILAR 10-25 YAŞ ARASI YAŞADIKLARIMIZ OLUYOR

        BBC’de ‘Lise yıllarının etkisinden neden asla tam olarak kurtulamıyorsunuz?’ başlıklı haberi okurken arkadaşımın sesini duyduğum an 40 yıllık mesafenin zihnimde nasıl 40 saniyeye düştüğünü düşünüyordum! ABD’de Kuzey Carolina Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Mitch Prinstein, insanların okul koridorlarında, sınıflarda yaşadıkları anıların çok güçlü oluğunu ve gelecek hayatlarını şekillendirdiğini söylüyor: “14 yaşındayken yaşadığımız o deneyimleri, dünyayı algılamak için bir tür şablon olarak kullanmak üzere yeniden gündeme getiriyoruz…”

        Prinstein, okuldan ayrıldıktan on yıllar sonar bile çoğu insanın arkadaşlarını ve yaşadıklarını diğer yaşadıklarından daha iyi hatırladığını belirtiyor. Yapılan başka araştırmalarda da 30 yaşın üzerindeki insanlara hayat hikayeleri sorulduğunda, en çok 10 ila 25 yaş arasındaki anılarını hatırladıkları ortaya çıkmış. Psikolojide buna ‘Anımsama Tümseği’ deniyormuş. Bu dönemin, hayatımızda ilklerin yaşandığı (ilk aşk, ilk ayrılık, kendi kimliğini keşfetme) ve kimlik inşasının tamamlandığı evre olduğu ve beynin, "Ben kimim?" sorusuna yanıt ararken o dönemde yaşanan her şeyi hayati birer veri olarak kaydettiğini ifade ediyor bilim insanları.

        Okulda geçirdiğimiz yılların hayatımızın en güzel dönemi olmasından değil de, o yıllardaki her şeyi hatırlamamızın nedeni ilk kez başkalarının gözündeki yerimizi çok önemsemeye başlamamızmış.

        Doğrusu bunları okurken biraz kafam karıştı çünkü arkadaşım arayana kadar liseyle ilgili bu kadar çok şeyi, bu kadar ayrıntılı hatırladığımın farkında değildim. Onca yıl, o günleri bir elin parmaklarından daha az düşünmüşümdür...

        REKLAM

        LİSE İNSANIN KENDİSİ HAKKINDA İLK CİDDİ TASLAKLARI HAZIRLDIĞI ATÖLYE

        “Ergenlik yalnızca vücudumuzun değiştiği dönem değildir. Benliğimizin de yeniden yazıldığı dönemdir. Nasıl görünmek istiyorum? Kimlerle arkadaş olmak istiyorum? Neye inanıyorum? Kimden hoşlanıyorum? Nerede olmak istiyorum? Beni kim seviyor? Beni kim sevmiyor? Ben diğerlerinin arasında neredeyim? Bir bakıma lise, insanın kendisi hakkında ilk ciddi taslaklarını hazırladığı atölyedir...” diyordu okuduğum yazılardan biri!

        Kendim hakkındaki ilk ciddi taslağı yazdığım o dönem hayatımla ilgili okuma yazmamın berbat olduğunu söyleyebilirim! Kim olduğumu, kim olmak istediğimi düşünmeden gelişine yaşadığım günler gibi geliyordu o zamanlar. Ama işte bir şekilde, farkında olmadan yazmışım o günlerde geleceğimi... Okul yıllığında ‘edebiyat okumak ve gazeteci olmak’ istediğimin yazmasına hala hayret ediyorum. Bu arzuların içime nereden düştüğünü bilmiyorum ama işte 40 yıl sonra bugün edebiyat okumuş ve gazeteci olmuş biri olarak bu satırları yazıyorum. Sanırım şanslıydım... Kim bilir, hatırlamıyorum

        REKLAM

        40 YIL GERİYE GİDİP YAŞADIĞIM TÜM O ANILARI YENİDEN KURGULADIM

        Nörologlar, ergenlikte yaşanan acı olaylarla (arkadaşlar tarafından dışlanma, aşk acısı...) fiziksel bir acının beyinde aynı acı merkezlerini uyardığını söylüyor.

        40 yıl öncesinden hatırladığım anıların hepsinin çok da güzel şeyler değil tabi! Unutmak istediğim bir dolu şey de 40 saniye önce olmuş gibi canımı acıttı doğrusu. Ama bir yandan da 40 yıl öncenin artık benim için hiçbir şey ifade etmeyen acısı güldürdü beni. Sanki o telefon konuşması geçmişi bugüne getirmedi de bugünkü beni 40 yıl öncesine götürdü. Ve tüm o hatırladığım anları yeniden kurguladım. Kulaktan kulağa dolaşan ve her anlatışta farklılaşan öyküler gibi yaşadığımla hatırladığım arasındaki farka şaşırarak 40 yıl öncesinden bugüne döndüm.

        REKLAM