Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Yaşasın sevmediğin kitabı yarıda bırakma özgürlüğü!  

        “Abi ben bu Dune’u okuyamıyorum!” diye kederlenen arkadaşım bitik bir sesle devam etti: “81. sayfadayım ve daha yüzlerce sayfa var delireceğim...”

        “E sen de okuma” dedim. Ters ters baktı. “Yahu şart mıdır okuman. Frank Herbert’e borcun mu var...” diye espri yapayım dedim, kızdı.

        Bir süre önce bir kitap kulübüne katılmış. Ayda bir kitap okuyup sonra da ‘zoom’ üzerinden buluşup metni tartışıyorlarmış. Ağustos ayının kitabı ‘Dune’muş ve geriye kalan 12 günde kitabı bitirmesinin imkansız olduğunu çünkü sevmediğini söylüyor.

        90’lı yıllarda Orhan Pamuk romanları için böyle bir furya vardı. “Kara Kitap’ı okuyamadım, akmıyor... Yeni Hayat baydı beni çok sıkıcı” diyenler Pamuk’u okuyamadıklarını söylediklerinde ukala bir ses tonuyla, “Kitabın ne suçu var sen tembelsin, metne girmekte zorlanınca kitabı bir kenara bırakıp, ‘okunmuyor’ deyip işi içinde çıkıyorsun! Okunmayan kitap yok okuyamayan okur var” diyerek bilmiş bilmiş konuşurdum.

        O yıllar öyleydim! Kitap ne kadar sıkıcı olursa olsun başladım mı sonuna kadar giderdim. Bugün geriye baktığımda adını bile hatırlamadığım ne kadar çok kitaba zamanımı harcadığımı görüp üzülüyorum... Nabokov’un ‘Karanlıkta Kahkaha’sını bir çırpıda okuyup bitirirken ‘Solgun Ateş’i bitirmek Sisifos’un sonsuz bir döngüde kayayı tepeye yuvarlaması gibi hissettirmişti… Ne boşa çabaymış!

        Sorrentino’nun ‘Muhteşem Güzellik’ filminin kahramanı Jeb’in dediği gibi büyümenin en güzel taraflarından biri insanları sana istemediğin bir şeyi yaptıramaması özgürlüğünü kazanmak galiba... Hiçbir kitabı, filmi yarım bırakmayan ben şimdilerde sonuna kadar okuyacak kitaplar, izleyecek filmler bulmakta zorlanıyorum.

        ‘SEFİLLER’DEN ‘1984’E BİRÇOK KLASİK ROMAN OKURLAR TARAFINDAN YARIDA BIRAKILIYOR

        İnsanların okudukları, okumak istedikleri kitapları ‘raflarda’ sakladıkları, puanlar vererek değerlendirdikleri bir uygulama olan Goodreads, birkaç ay önce, yeni bir ‘bölüm’ü kullanıcılarına açmış. Okurlar artık uygulama içinde okuyamadıkları kitapları ‘Bitiremedim’ diye işaretleyebiliyorlarmış. The New York Times’taki haberde Goodreads’in genel yayın yönetmeni Cybil Wallace ‘Bitiremedim’ seçeneğinin kullanıcılarının ‘en çok talep ettiği özelliklerden biri’ olduğunu belirtiliyordu: “Bitiremedim ‘rafı’na yönelik ilgi büyük ve kullanıcıların geri dönüşleri ezici ölçüde olumlu. (Ben de) bir yazarın, okurunun kendi yarattığı dünyada kalıp bundan keyif almamasını istemez diye düşünüyorum. Bu insanlarla aynı partide olmak istemiyorsanız, kalkıp gidersiniz. Bir kitap için de böyle hissediyorum.” Bugünlerde romanları dijital platformlarda dizi olarak çekilen ve milyonlar tarafından izlenen Harlan Coben, The New York Times’ta yayınlanan bir röportajında, “Berbat kitapları yarıda bırakmak konusunda hiçbir vicdan azabı çekmiyorum. Bunu 1. sayfada da 100. sayfada da yapmaktan korkmam” demiş. Birileri de Coben’in kitapları için aynısını söylüyordur eminim. ‘Bitirilemeyen’ler arasında birçok büyük yazar, birçok klasik roman var sonuçta!

        Örneğin 'Bitiremedim' listesinde tüm zamanların en çok okunan yazarlarından Stephen King’in de kitabı var Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling’in de... Victor Hugo’nun ‘Sefilleri’den Emily Bronte’nin ‘Uğultulu Tepeleri’ne, Alexandre Dumas’nın ‘Monte Kristo Kontu’ndan George R.R. Martin’in ‘Taht Oyunları’na, Orhan Pamuk’un ‘Kar’ından Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı’na, George Orwell’ın ‘1984’ünden Bram Stoker’ın ‘Dracula’sına geçmişten günümüze eserleri klasik olmuş birçok yazarın sevilen kitaplarını ‘bitiremediği’ni söyleyerek uygulamadaki ‘raf’a kaldıran yüzlerce okur var...

        ‘BATIK MALİYET ETKİSİ’YLE SEVMEDİĞİNİZ BİR KİTABI BİTİRMEK DOĞRU MU?

        Bir kitabı (filmi) bitirip bitirememenin psikolojik sorun olabileceğini düşünmemiştim doğrusu. Ama yaşanan tartışmalarda kitabı bitirmenin ‘başarı’, bitirememenin ‘başarısızlık’ olarak algılandığı ortaya çıkıyor. “Başladık bitirelim”, “O kadar para verdim okumam gerek” gibi güdülerle keyif almadığı bir kitabı bitirmeye çalışanların durumunu psikologlar ‘Batık Maliyet Etkisi’yle (Sunk-Cost Effect) açıklıyor. 1980’lerde bu konuda araştırmalar yapan ve ‘Batık Maliyet Etkisi’ni literatüre sokan bilim insanları Hal Arkes ile Catherine Blumer, insanların bir konuya yatırım yaptıklarında çabaları boşa gitmesin diye ‘hatalı’ da olsa sürdürme eğiliminde olduklarını ortaya koymuşlar. Harcadıkları zaman, emek, para ‘israf edilmiş görünmesin’ istedikleri için kendilerini işi (burada kitabı) bitirmeye zorluyorlarmış. Bir kitaba başlayıp 50-100 sayfa okuyan birisi okuduğu sayfalar ‘batık maliyet’ olmasın diye sevmese de kitabı bitirmeye çalışıyormuş. Uzmanlar okunan 100 sayfayı düşünmek yerine okunacak sayfaların size ne kazandıracağını kendinize sormanızın doğru olacağını söylüyor.

        Psikolog Bluma Zeigarnik,1920’lerde ortaya attığı ve ‘Zeigarnik Etkisi’ diye anılan bir teori de bir kitabı zorlanarak da olsa bitirmeye çalışma dürtümüzü açıklıyor. Zeigarnik’e göre tamamlanmamış, yarıda kalmış işler zihnimizde bir yük oluşturuyor. Bu da zihni yoruyor. Bu yüzden de yapamadığımız şeylere ‘takılıp’ kalabiliyormuşuz. Her ne kadar sonraki yıllarda yapılan çalışmalarla ‘Zeigarnik Etkisi’ni çürüten yeni bilgiler ortaya çıksa da insanların U2’nun şarkısında dediği gibi ‘Bir ana takılıp kalması ve o andan kaçıp kurtulamaması’ gibi bir durum söz konusu.

        ‘İYİ KİTAPLAR OKUMANIN ÖN KOŞULU KÖTÜ KİTAPLARI OKUMAMAKTIR... HAYAT KISA!’

        ‘Başladım bitireyim’, ‘Yolu yarılamışım buradan dönüş olmaz’ diye diye en kıymetli şeyimizi ‘zamanımızı’ bomboş bir şeyle boğuşarak geçirmenin anlamı yok. Bir kitap okunamıyorsa okunamıyordur. Herkesin James Joyce’un ‘Ulysses’ni okumuş olmak gibi bir zorunluluğu yok. Proust’un ‘Kayıp Zamanın İzinde’si sizin için gitmiyorsa gitmiyordur. Bu ‘okunamayan’ kitapların kötü kitaplar olduğunu göstermez ama siz okuyamıyorsanız sizin için öyledirler. Varsın sizin için öyle olsun, kime ne!

        “Okuma sanatı çok önemli bir sanattır” diyen Arthur Schopenhauer kötü kitapları okumanın anlamsız olduğunu söylüyor: “İyi kitaplar okumanın ön koşulu, kötü kitaplar okumamaktır, hayat kısa...”

        Sizin için ‘kötü giden’ bir kitabı yarıda bırakarak ‘iyi bir kitaba’ daha fazla zaman ayırabileceğinizi düşününce “Bitiremedim” demek daha da kolay oluyor.

        Bir kitabı ‘bitirememek’le ilgili makaleler arasında dolaşırken Amerikalı kütüphaneci ve yazar Nancy Pearl’ün formülüne denk geldim. Peral, bir kitaptan keyif alınıp alınmadığının anlaşılması için bir formül oluşturmuş: “Eğer yaşınız 50’den küçükse bir kitabı okumayı bırakıp bırakmamaya karar vermek için en az 50 sayfa okuyun. Eğer 50 yaşında büyükseniz karar vermek için yapmanız gereken yaşınızı 100’den çıkarmak! Örneğin 60 yaşındaysanız 100-60=40; bırakıp bırakmamaya karar vermeniz için okumanız gereken sayfa sayısı 40!"

        Kitap kulübünün Ağustos toplantısı için Dune’dan 81 sayfa okuyan arkadaşıma formülü yolladım: “Formüle göre kitabı bir kenara bırakmadan önce okuman gereken sayfanın neredeyse iki katını okumuşsun. Çabalamanın anlamı yok. Şimdi kitabı gönül rahatlığıyla Arrakis Gezegeni’nin kutsal ‘Kum Solucanı’ ağzına atabilirsin...”