Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Sıcak 'öfke' dalgası!
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Haftalık olağan buluşmamıza 48 dakika 33 saniye geç gelen arkadaşıma sitem edecektim ki, onu hiç bu kadar öfkeli görmediğimi fark ettim. Onu beklediğim 48 dakika 33 saniye içinde defalarca aramama rağmen telefonunu açmamasına, mesajlarıma dönmemesine bir anlam verememiştim. Uzun çok uzun yıllardır devam eden dostluğumuzun bana öğrettiği bir şey var: O randevularına geç kalmaz. Öyle biri değil! Ben öyleyim; daha doğrusu son yıllarda böyle oldum. Zamanımı kontrol edemiyorum. Zamanın elinde oyuncak olmuş durumdayım bir süredir. 5-10 dakikaya halledeceğimi düşündüğüm işler saatlerimi, günlerimi alıyor. Evet yanlış okumadınız ‘günlerimi’“Şu saatte orada olurum” diye yola çıktığım buluşmalara ‘o saatten’ dakikalar sonra yetişebiliyorum. Bu konuda bir şeyler yapmalıyım biliyorum ama ne yapmam gerektiği bu yazının konusu değil. Bu yazı benim arkadaşımın dakikliğinin nasıl 48 dakika 33 saniye şaştığı!

        “Hava sıcaksa bana da sıcak…” deyip okkalı bir küfür savurdu ağzımı açmama fırsat vermeden! Kim olduğunu bilmediğim ‘bir adam’a verip veriştiriyordu. Onu öfkeden deliye döndüren –ki arkadaşım bir panda kadar sinirleri alınmış bir insandır- adamı onun da tanımadığını anladım birkaç cümle sonra. Çünkü hiç adını söylemiyor, ‘adam’ deyip saydırmaya devam ediyordu!

        Hep oturduğumuz çay bahçesine geldiğimizde biraz daha sakinleşmişti. ‘Adam’la ilgili sözlerine ara verip neden geciktiğini anlatmaya başladı: “Otobüs biraz kalabalıktı. Havalandırma çalışıyordu belki ama bize çaktırmıyordu. Ön taraftan yaşlıca –en azından benden yaşlı- bir adam bağırıp çağırmaya başladı. Şoföre hakaret ediyor, otobüse laf söylüyor… Bir kadın rahatsız oldu sözlerinden, susmasını rica etti. Vay sen misin bunu söyleyen, tüm öfkesini kadına yöneltti. Dayanamadım ‘Abicim yakışmıyor yapma’ dedim. Bana daldı. Bir, iki sustum ama olacak gibi değil ben de ona sesimi yükselttim. Az sonra tüm otobüs birbirine bağırıyordu. Şoför otobüsü durakta durdurdu o da bize katıldı! Curcunayı başlatan amca fenalaştı. ‘Çok sıcak çok sıcak’ deyip koltuğa yığıldı. Birkaç kişi kollarına girdik otobüsten indirip yolun kenarında gölgeye oturttuk. Birileri su getirdi, bir yerden kolonya geldi; adam gözlerini açtı. Biraz önce tüm otobüsü birbirine katan adam gitti yerine tonton bir amca geldi. ‘Kusura bakmayın n’aptığımı bilmiyorum sıcaktan herhalde’ dedi. Otobüse bindik hiçbir şey olmamış gibi yola devam ettik…”

        ABD’DE SALDIRI OLAYLARI KIŞ AYLARINA GÖRE YAZIN YÜZDE 2.6 ORANINDA ARTIYORMUŞ

        Kendi adıma sıcak havalarla pek sorunum yok... Sosyal medya jargonuyla söyleyecek olursam ‘Yazcıyım’ ben. Ama otobüste sıcaktan ‘Mr. Hyde’ dönüşen amcayı da anlayabiliyorum.

        Son günlerde art arda sıcaklık rekorları kırılan İngiltere’de benzer olaylar yaşanıyormuş. Serin ve yağmurlu havasıyla ünlü Britanya’da yaşanan aşırı sıcaklıklar insanlar ruh hallerini negatif etkiliyormuş. The Guaridan’da Madeleine Aggeler, geçenlerde bir haberinde “Sıcak havalar neden beni bu kadar kötü bir ruh haline sokuyor?” diye soruyordu.

        Sıcaklık ile saldırganlık arasındaki ilişkiyi inceleyen Amerikalı psikologlar Craig A. Anderson ve Brad J. Bushman konuyla ilgili çok sayıda çalışmadan faydalanarak yaptıkları araştırmaların sonucunda bunaltıcı derecede sıcak havaların; insanlardaki huzursuzluk, düşmanca duygular ve saldırgan davranışlarda belirgin bir artışa doğrudan yol açtığını ortaya koymuş. Genel Saldırganlık Modeli üzerine yaptıkları temel çalışmalar sonucunda yüksek sıcaklıkların düşmanca düşünceleri ve fizyolojik uyarılmayı artırdığını, bunun da insanların belirsiz sosyal etkileşimleri düşmanca olarak yanlış yorumlamalarına neden olduğunu söylüyorlar.

        Prof. Anderson, ABD'de yaz aylarında kış aylarına göre yüzde 2.6 daha fazla cinayet ve saldırı olayının meydana geldiğini, ‘sıcak yazların, daha serin yazlara göre şiddette daha büyük bir artışa neden olduğunu’ belirtiyor.

        Avustralya Kriminoloji Enstitüsü'nün verilerine göre saldırı suçlarının sayısı, Güney Yarımküre’de yaz mevsiminin yaşandığı, Ekim ile Şubat ayları arasında zirveye ulaşıyor.

        Cleveland Kliniği'nde klinik psikolog olan Dr. Susan Albers, “Sıcaklık sadece vücudunuzu etkilemez, Ruh halinizi de etkiler” diyor.

        AŞIRI SICAK UYKU KALİTESİNİ BOZUYOR, DİKKATİ AZALTIYOR BU DA ÖFKEYİ DOĞURUYOR!

        Tüm bu çalışmalarda dikkat çeken bir cümle var: “Sıcaklık tek başına şiddet üretmez!”

        Ama aşırı sıcak havanın bazı insanların sabrını daha hızlı tüketebildiği, dikkatini azaltabildiği, uyku kalitesini bozabildiği, ve bunların ‘baldan tatlı öfke’yi daha hızlı ortaya çıkarabildiği önemli bir iddia...

        Aşırı sıcak stres hormonlarının artmasına, karar vermede aceleciliğe neden olabiliyor. Bilim insanları aşırı sıcakların yüksek olduğu bölgelerde saldırgan davranışların daha sık görülmesi tesadüf olmayabileceğini ortaya koyarken bir konuya daha dikkat çekiyorlar: “Sıcaklık öfkenin tek nedeni değil. Sıcaklık ve öfke ilişkisi toplumsal kültür, gelir düzeyi, eşitsizlik, eğitim ve hukuk sistemi gibi değişkenlerden bağımsız değil...”

        Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde otobüste sakin sakin giden bir amcanın içinden, kendisinin de tanımadığı, bir canavarın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Sıcak hava, bir insanın karakterini kökünde değiştirmiyor ama o karakterin zayıf yerlerinden ‘şiddeti’ ortalığa salabiliyor. Albert Camus’nün ‘Yabancı’ romanının kahramanı Meursault geliyor aklıma... Sıcak bir günde, güneş tam tepedeyken, kumsalda bir Arap’ı öldüren ve cinayetin suçlusunun ‘Güneş’ olduğunu söyleyen Meursault...

        Allah’tan tepelerinde parıl parıl parlayan güneş ne arkadaşımın ne o amcanın Meursault kadar ileri gitmesine neden olmamış. O gün olan benim 48 dakika 33 saniyeme oldu. Ama ne gam güneş tepemde keyfim yerindeydi...