Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Nesli tükenmekte olan bitkileri yapay zeka kurtarabilir mi?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen birkaç yıl önce tanıştığı ve birkaç saat sohbet etme imkanı bulduğu OpenAI CEO’su Sam Altman’a yapay zekayla ilgili olarak “Sen bir canavar yarattın!” demiş. Altman kısa bir cevap vermiş: “Evet!”

        Frederiksen, yapay zekayı sadece yeni bir teknoloji olarak görürsek her şeyi yanlış anlamış olacağımızı söylüyor: “Yapay zeka bunun çok ötesinde bir şey! Her şeyden önce çok tehlikeli. Çünkü güç, siyasi iktidar, sermaye, teknoloji devleri ile yapay zeka arasında bir bağ var. Bunun amacı ise demokrasiyi zayıflatmak. Amaç bu! Bu teknolojiyi geliştirenler demokrasiye karşı. İşte tehlikede olan şey bu…”

        Geçenlerde bir arkadaşım yapay zekayla konuşarak nasıl ‘Black bean soslu noodle’ yaptığını anlatıyordu. Masadakilerden biri işi daha ileri taşımış. Yapay zekaya ergen psikolojisiyle ilgili kitapları tanıtıp 14 yaşındaki oğluyla nasıl ilişki kurması gerektiğini soruyormuş. “Psikologlara para vermekte kurtuldum…” Yapay zeka ne derse oğluyla öyle konuşup, iletişim kuruyormuş.

        Konuyu biraz ciddi bir yöne çekeyim deyip Mette Frediriksen’in yapay zeka ve demokrasi konusundaki endişelerinden bahsedeyim dedim, arkadaşım “Ya ne demokrasisi benim kayınvalide çiçekleriyle konuşuyor yapay zeka aracılığıyla. Geçen ‘Orkidelerim neden üzgün görünüyor?’ diye fotoğrafını gösterip sormuş. Yapay zeka ‘Orkideler üzgün görünmez. Bu orkide ölüyor’ deyince bozulmuş…” diyerek güldü.

        Sohbette ortaya atılan yapay zeka hikayelerini duysa Danimarka Başbakanı eminim en az demokrasi kadar endişelenirdi. Sevgilisinden gelen her mesajı yapay zekaya analiz ettirip onun tavsiye ettiği şekilde cevap yazanı mı ararsınız, havlayan köpeğinin ne dediğini yazıya döktürmeye çalışanı mı…

        “YENİ NESİL YAPAY ZEKA GERÇEĞİ GİZLİYOR, GERÇEKLİĞİ ÇARPITIYOR! HİÇBİR ŞEYE GÜVENMİYORUM”

        İnsanların yapay zekayla ilişkisinin ‘tuhaf’ (bu kelimeyi kullanmam da tuhaf aslında) bir yerlere gittiği gizili bir şey değil. Ama bu hep böyle olmuş. Elektrikten otomobile, televizyondan internete her yen teknoloji için bir kesim, “Eyvah dünyanın sonu geldi” derken diğer grup, “Tüm sorunları çözecek” şeklinde yaklaşmış. Yapay zeka için de böyle…

        Yapay zeka için bugün konuştuğumuz her şey 3, 5, 15, 20 yıl sonra çok manasız gelecek. Çok değil 10 yıl önce sosyal medyaya dudak büken meslektaşlarım bugün sosyal medyada gazetecilik yapıyor… Yakın gelecekte yapay zeka günlük hayatın bir parçası olacak. Ki şimdiden öyle; yapay zekasına isim takan arkadaşım var benim. Psikoloji alanında çalışan bilim insanları buna ‘Antropomorfizm’ (İnsana ait özellikleri insan dışı varlıklara atfetmek) diyor. Sohbet ederken yapay zekadan ‘Osimhen’ diye bahsediyor: “Osimhen uykusuzluk için nokta nokta çayını önerdi…”

        Dün gazeteleri okurken iki haber dikkatimi çekti!

        Uzun yıllardır internette gördüğümüz, okuduğumuz şeylerin hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu ortaya çıkaran ‘dijital adli tıp’ alanında çalışan Hany Farid, New York Times’a, on altı aydır artık kendi gözlerine güvenmeyi bıraktığını söylemiş. Çoğu insanın artık gerçek bir fotoğrafla yapay zekayla üretilmiş bir fotoğrafı ayırt edemediğini belirten Farid, bir süredir kendisinin de kendi uyguladığı testlerde başarısız olduğunu açıklamış. “Yeni nesil yapay zeka gerçeği gizliyor. Gerçekliği çarpıtıyor…” deyip Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in endişelerini paylaşıyor: “Demokrasileri parçalamasından endişeleniyorum… Hiçbir şeye güvenmiyorum. Gördüğüm her görüntü için gölgeler çiziyorum, kafamda geometri yapıyorum, neye baktığımı anlamaya çalışıyorum. Bitti. Bir iki yıl içinde tüm görsel sistemimiz tamamen işe yaramaz hale gelecek...”

        Önceki gün Avustralya maçı sonrası Kerem Aktürkoğlu’nu dev gibi iki Avustralyalı defans oyuncusu arasında gösteren yapay zekayla üretilmiş fotoğrafın TV’de gerçekmiş gibi dakikalarca yorumlandığını görünce Hany Farid’in endişelerine hak vermemek elde değil…

        ‘YENİ YAPAY ZEKA MODELLERİ BAZEN UZMANLARDAN BİLE DAHA İYİ TANIMLAMA YAPABİLİYOR…”

        Ancak diğer taraftan The Guardian’a konuşan botanik bilimciler, yapay zekanın nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok bitki türünü kurtarma noktasında bir dönüm noktası olabileceğini söylemiş.

        Yapay zeka bilim insanlarının dünya genelinde çiçeklenme zamanlarının haftalarca nasıl kaydığını takip etmelerini, yeni örnekleri hızla tanımlamalarını ve hatta 180 yıllık mantar örneklerinden önemli genetik veriler elde etmelerini sağlayarak potansiyel bir "genomik altın madeni" açıyormuş. Şimdiye kadar yalnızca arşivlerde bulunan milyonlarca örneğin dijitalleştirilmesi ve çevrimiçi erişime açılması, yeni bilgileri ortaya çıkarıyormuş.

        Bilim insanları değerlendirilmiş 70 bin bitki türünün yaklaşık yüzde 40'ının yok olma riski altında olduğunu, 330 bin türün ise henüz analiz edilmediğini belirtiyor. Ayrıca henüz adlandırılmamış 100 bin bitki türü daha olduğu tahmin ediliyor.

        Kew Kraliyet Botanik Bahçeleri’nde çalışan bilim insanlarından Prof. Alexandre Antonelli, her yıl yaklaşık 2 bin yeni bitki türünün kaydedildiğini ancak bunun buzdağının görünen kısmı olduğunu ifade ediyor: "Dünya üzerindeki tüm yaşamı belgelemek ve korumak için hâlâ çok büyük zorluklar olsa da, dijitalleşme ve beraberindeki teknolojiler, bu konuda başarılı olacağımız konusunda bana giderek daha fazla umut veriyor. Yeni yapay zeka modelleri bazen uzmanlardan bile daha iyi tanımlama yapabiliyor; bu inanılmaz derecede heyecan verici…"

        Kew Kraliyet Botanik Bahçeleri, Charles Darwin tarafından toplananlar da dahil olmak üzere 7.4 milyon örneğinin tamamını dijitalleştirmiş ve ücretsiz olarak çevrimiçi ulaşılabilir hale getirmiş. Çiçekleri tespit etmek üzere eğitilmiş bir yapay zeka modeli ise 8 milyon dijitalleştirilmiş örneği analiz etmiş…

        İzlediğim bir filmde, “Sorun bıçakta değil onu nasıl kullandığında. Ekmek de kesebilirsin adam da” diyordu esas oğlan. İnsan ne kadar korkutucuysa yapay zekada o kadar korkutucu…

        Tam yazıyı bitirirken WhtasApp’tan bir mesaj geldi: “Meta AI ile istediğiniz konuda araştırma yapın! Daha derinlemesine öğrenmek için takip soruları sorun…”

        Tüm tartışmaları unuttum, bir şeyler sordum şimdi ‘mavi tık’ oldu ‘yazıyor’… bekliyorum!