Ne yılbaşı geceleri tombala ya da monopoly gibi oyunlar oynamaktan zevk aldım ne de bilgisayar oyunlarında çok iyi oldum… 1980’lerde arkadaşlarım atari salonlarından çıkmazken ‘dobişko’da daha ilk köşede hayaletler yerdi beni hep. Bu tarz oyunlarda 5 bilemedin 10 dakikada sıkılıp bile bile yanardım. Üniversitede okey masasında saatlerini harcayan, pişti oynarken çıkan kağıtları ezberlediği kadar dersleri ezberlerse bugün ‘profesör’ olacak arkadaşlarımın kazanma hırsına şaşıp kalmışımdır hep! İyi bir futbol izleyicisi olarak FİFA bilmem kaç oyunları için elime joystick almışlığım yoktur… Kendi oynadığım bir oyunu ya da maçı kazanma konusunda hırsım sıfıra yakın; işin içine yarışma girince konsantrasyonumu hemen kaybediyorum karşımdaki bir an önce kazansın ve bitsin istiyorum. Bazen büyük bir zevkle izlediğim tenis maçlarında oyuncuların set hatta maç sayısında bile vazgeçmeyip mücadeleye devam ederek maçı oradan döndürüp kazanmalarına hayretler ediyorum. Ben olsam o anlarda maçtan sonra ne yapacağımı düşünmeye başlarım! Bu mental güce sahip olmak ister miydim? Kim istemez ki…
Saatler, günler, haftalar, aylarca süren çalışmanın, emeğin boşa gitmesine neden olabilecek en stresli anlarda bile buz gibi kalıp, panik yapmadan, o anki baskının altında ezilmeden küçücük bir umut kırıntısına tutunarak mücadeleye devam edebilmek… Bu gücü doğuştan gelen ‘yetenek’ ya da ‘karakter’le açıklamanın ötesinde bir şeyler ihtiyaç var sanki?! Geçenlerde okuduğum bir yazıda, “Modern spor artık sadece kasları değil, sinir sisteminin, dikkatin, stres yönetiminin ve zihinsel dayanıklılığın savaşı” diyordu. Ve bunun için artık üst düzey sporcuların fiziksel antrenmanların yanında saatlerini, günlerini zihinsel antrenman için özel merkezlerde harcadıklarını belirtiyordu.
AMAÇ STRESİ YOK ETMEK DEĞİL BASKI ALTINDA SOĞUKKANLI KALABİLMEYİ SAĞLAMAK
Sporcuların mental olarak güçlenmek için profesyonel destek aldıklarını biliyordum ama tenisçilerin, F1 pilotlarının, atletlerin sadece ‘zihinsel antrenmanlar’ için özel merkezlere gittiğini bilmiyordum. İtalyan doktor Riccardo Ceccarelli böyle bir merkez kurmuş. 1990’lardan beri F1 pilotlarıyla çalışan Ceccarelli, “Modern sporda artık sorun fiziksel sınırlar değil; zihnin baskı altında enerjisi nasıl kullandığı” diyor.
Onun geliştirdiği ‘Mental Economy’ modeli, beynin stres altında gereksiz enerji harcamadan karar verebilmesini hedefliyor. Yarış sırasında ya da maçın en stresli anında panikleyen beyin daha fazla enerji tüketiyor, dikkat dağılıyor, refleksler yavaşlıyor ve hata oranı artıyor.
Dr. Riccardo Ceccarelli’yle çalışan isimlerden biri teniste dünya 1 numarası olan İtalyan Jannik Sinner! Sinner, kendisine birçok turnuvada zaferi getiren soğukkanlılığını geliştirmek için Ceccarelli’nin Kuzey İtalya’daki zihinsel egzersiz laboratuvarında vücuduna elektrotlar bağlı olarak saatlerini geçiriyormuş. Bu merkezde bir dizi ekranda veri setleri, bilgisayar oyunu joystick’leri, minderli sandalyelerle donatılmış odalarda sporcular, zihinlerinin elektriksel aktivitelerini izleyen bir ‘beyin bandı’ da dahil olmak üzere, başlarına ve parmaklarına biometrik izleme cihazları taktıktan sonra eğitim başlıyormuş. Video oyunları, sayı alıştırmaları, odaklanma testleri, görselleştirmeler, dikkat dağıtma modülleri arasında sporcular ‘mental olarak güçlendiriliyor...’ Bu çalışmalarda göz hareketleri, kalp ritmi, stres anındaki bilişsel tepkileri, dikkat süreleri, karar alma hızları ölçülüyor. Amaç ‘heyecanı, stersi yok etmek’ değil; baskı altında soğukkanlı kalabilmelerini sağlamak.
Dr. Ceccarelli, “Eğen beyniniz bir motorsa, daha fazla beygir gücüne ve yakıt tüketimini azaltmaya ihtiyacınız var” diyor.
SADECE FİZİKSEL ANTRENMANLAR ELİT BİR SPORCU OLABİLMEK İÇİN YETERLİ DEĞİL
Dr. Ceccarelli'yle çalışan sporcular, turnuvalar için şehir şehir dolaşırken beyin eğitimlerine tutarlı bir şekilde devam etmelerini sağlayan beyin bantlarıyla seyahat ediyorlarmış.
Ceccarelli’nin çalışmaları henüz bilimsel bir kesinlik olarak kabul edilmiyor ama dünyanın birçok yerinde konuyla ilgili çalışmalar yapan bilim insanları ortaya çıkan sonuçların heyecan verici olduğunu söylüyor. Uzmanlar, zihinsel ekonomiye ulaşmanın ilk gerçek adımının, fiziksel ve zihinsel gerginlik anlarınızı fark etmek ve adlandırmak olduğunu belirtiyorlar.
Elit sporcuların da herkes gibi stresli anlarda korkan ama bu korkunun yeteneklerini engellemesine izin vermeyen insanlar olduğu ve bunun öğrenilebileceği ifade ediliyor. Bilim artık her yerde… Çok yetenekli bir tenisçi, futbolu, basketçi, F1 pilotu olmak yetmiyor. Bu yeteneği fiziksel olarak destekleyecek antrenmanlar da ‘elit’ sporcu olabilmek için yeterli değil. Kaslar yorulmadan zihnin yorulabildiği bir ortamda, beyninizin tüm gücüyle çalışmasını sağladığınızda rakiplerinizden bir adım önde oluyorsunuz.
Yazıyı okurken bilgisayar oyunlarında, iskambil kağıdı oyunlarında, okeyde ya da diğer oyunlarda daha başlar başlamaz pes etmemin nedenini öğrenmiş oldum. Zihnimi bu oyunlara hazırlamak için egzersizlere başladım buradan arkadaşlarımı uyarıyorum artık kolay lokma değilim, ‘dobişko’daki hayaletler korksun benden!..