Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı İnsanlık nereye koşuyor?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Eğer Mesut olmasa Sabastian Sawe Londra Maratonu’nu 1 saat 59 dakika 30 saniyede koşması bir başka dünya rekoru haberinde öteye anlam ifade eder miydi benim için, bilmiyorum!

        Yayın koordinatörümüz Mesut Toptan’ın iyi bir ‘bisikletçi’ olmasının yanı sıra iyi bir uzun mesafe ‘koşucu’ olduğunu daha önce de yazmıştım. Ondan dinlediğim uzun mesafe yarışları hikayeleriyle ben de, koşamasam da, koşuyla ilgili tüm haberlere kulak kabartır oldum. Mesut’un çok değil bir hafta önce kendi kişisel rekorunu kırıp İstanbul yarı maratonunu 1 saat 50 dakika’da koşmasının ardından Sawe’nin 42 kilometre 195 metreyi 2 saatin altında koşan ilk insan olmasıyla ilgili çıkan yazıları G.Saray-F.Bahçe maçı haberlerinden daha çok okuduğumu fark ettim sabah...

        Dünyanın beli başlı tüm haber kanalları ve gazeteleri Kenyalı atletin derecesini ‘tarihi’ olarak değerlendiriyor. The Guardian, Sabastian Sawe’nin bir bariyeri yıktığını söylüyor. Bir başka yazıda Sawe’nin 1 saat 59 dakika 30 saniyelik koşusuyla sadece 42 kilometre 195 metreyi en hızlı koşan insan olmadığını, zamanı daralttığı söyleniyor: “Maratondaki 2 saat yıllarca bir sınır değil insanlığın önünde neredeyse metafizik bir duvardı. Sawe bu duvarı yıktı...” (Burada şunu belirtmek gerekiyor Sawe resmi olarak bu rekoru kırdı ancak 2019'da bir başka rekortmen koşucu Eliud Kipchoge 1 saat 59 dakika 40 saniyelik derecesi sıvı alımı ve tempo gibi standart yarış kurallarına uyulmadığı için nedenlerle resmi derece sayılmıyormuş!)

        Birkaç hafta önce Artemis II’nin Dünya’dan 406 bin 778 kilometre uzağa giderek insanın ulaşabildiği en uzak mesafeye yaptığı yolculuğun ardından maratondaki bu derece insanlık için bir başka öykünün ilk satırları olarak değerlendiriliyor: “İnsan için sınır nedir?”

        96 GRAM AĞIRLIĞINDA TARİHİN EN HAFİF AYAKKABISIYLA KOŞTU

        Sabastian Sawe’un yarış boyunca ortalama hızı 21 km/saat civarındaymış. Bunu ne demek olduğunu anlamak için şunu deneyebilirsiniz: 100 metreyi 17 saniyenin altında koşun ve bunu 42 kilometre boyunca devam ettirin! Ben hayal ederken bile dizlerimin bağı çözüldü nefes nefese kaldım. Bir başka örnek 21 kilometrelik yarı maratonu 1 saat 50 dakikada koşan Mesut’a tur bindirmiş Sawe!!!

        31 yaşındaki Kenyalı’ her kilometreyi üç dakikanın biraz altında koşmuş uzmanlar bunun insan vücudunun oksijen taşıma kapasitesi, kas liflerinin mikroskobik yırtılma eşiği, laktat birikimi—hepsi bu sınırın hemen altında diyor.

        Sawe’un bu başarısı tarihin başka kırılma noktalarıyla kıyaslanıyor: Sir Roger Bannister 1954'te dört dakikanın altında koştuğu bir mil (1,6 km) ile ya da Usain Bolt 9.58 saniyelik 100 metre dünya rekoruyla aynı seviyede mi?

        Yarış öncesi rekortmen atletin ekibi sporcularının mükemmel formda olduğunu ve 97 gram ağırlığındaki tarihin en hafif ayakkabılarıyla yarışı kazanacağını söylüyorlarmış ancak hiç kimse onun Kelvin Kiptum 2 saat 35 saniyelik önceki dünya rekorunu tamamen alt üst edeceğini beklemiyormuş.

        Artemis II yerçekimine meydan okuyup saniyede 1.7 kilometre yol alarak dünyadan en uzak noktaya giderken Sabastian Sawe ise saniyede 6 metre ilerleyip, ayaklarını yeryüzüne basarak, yerçekimiyle mücadele ederek aynı ay içerisinde mucize yarattılar…

        UZUN MESAFE KOŞAN İNSAN SAYISI HER GEÇEN YIL BİRAZ DAHA ARTIYOR

        Sabastian Sawe’un rekoru sayesinde her geçen gün daha fazla insanın uzun mesafe koştuğunu da öğrenmiş oldum. Pandemi döneminde spor salonları kapanınca birçok insan formda kalabilmek için açık havada koşmaya başlamış. Sonuç 2024’te Londra Maratonu’nda koşanların sayısı 54 binken bu sayı 2026’da 60 bin olmuş. Maratona katılmak için başvuranların sayısı 2024’ün iki katı, tam 1.1 milyon! New York Şehir Maratonu kura çekimine de şimdiye kadarki en yüksek sayıda başvuru yapılmış ve başvuranların sadece yüzde 1'ine yarış numarası verilmiş.

        Yarış organizatörleri uzun mesafe koşulara artan talebi karşılamak için yarışıyormuş. Şimdiden Londra’da, 2027'de, iki günlük bir etkinliğe ev sahipliği yapmak için görüşmelere başlamışlar.-Fitness takip uygulaması Strava'da da maraton kaydı yapanların sayısı 2024'ten 2025'e üçte bir oranında artmış.

        Ancak artan koşucu sayısıyla birlikte ‘koşu influncerları’ maraton coşkusunu mahvetmesinden şikayet edenler de var. Bazı insanların uzun mesafe koşularına sadece birkaç video, 3-5 fotoğraf çekip içerik üretmek için katıldığını belirtiyorlar.

        Sadece bu da değil, uzmanlar bazı ‘koşu fenomenleri’ yarış öncesi videolar çekerek koşuculara verdikleri yarıştan önce ne yemelisiniz, nasıl hazırlanmalısınız konulu yalan yanlış tavsiyelerin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği söylüyor.

        Sponsorlarla koşan bu fenomenlerin birkaç kilometrede bir TikTok’ta Instagram’da içerik üretmek için durması amatör koşucuların tempolarına zarar veriyormuş.

        Bu konuda okuduğum en ilginç haber ise 2024 yılında, Teksaslı sosyal medya fenomeni Matt Choi, yanında elektrikli bisikletlerle bir kamera ekibiyle koştuğu için New York Şehir Maratonu'ndan ve gelecekteki yarışlardan diskalifiye edilmesiydi.

        UZAYDA VE YERYÜZÜNDE TARİHİ ŞEYLERİN YAŞANDIĞI BİR AY BİTİYOR

        Her şeyin ‘mış’ gibi yapıldığı bir çağda Sabastian Sawe’un 42 kilometre 195 metreyi 2 saatin altında koşarak tarih yazması daha da bir anlamlı. Rüzgar karşısında biraz sert esse, hava bir derece sıcak olsa, kasları bitiş çizgisine birkaç metre kala pes etse bugün birinciliği küçük bir haber olarak geçecekti sayfalarda. O yıkılmaz denilen duvar dimdik ayakta duracaktı. Stefan Zweig’in ‘İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar’ kitabındaki öyküler gibi tarih yazmak için birçok küçük detay bir araya geliyor işte.

        Artemis II’nin tarihi yolculuğunun ardından ‘uzaklık’ ilgili yeni bir kriterimiz var artık. Sawe’un rekoru ‘zamanı daralttı’, mesafeler bir adım daha kısa şimdi.

        Uzayda ve yeryüzünde tarihi şeylerin yaşandığı bir ay bitecek birkaç gün sonra... İnsanlık Kaf Dağı’nın ardına bir adım daha yakın gibi...