Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı 'The Odyssey': Nefret edenler sevenlere karşı
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Christopher Nolan’ın yeni filmi The Odyssey’in yolculuğu en az hikayesini anlattığı İthaka Kralı Odysseus'un 10 yıllık eve dönüş öyküsü kadar destansı oluyor!

        Ucundan kıyısından sinemayla ilgilenen herkesin (hatta hiç ilgilenmeyenler bile) bir şekilde bu filmle ilgili bir fikri var... 172 dakikalık filmin fragmanındaki 2-3 dakikalık görüntüler üzerinden aylardır Troya Savaşı’ndan aşağı kalmayacak bir savaş sürüyor sosyal medyada.

        Destanın yazarı Homer bugün yaşasa (Gerçekten yaşadı mı?) tüm bu tartışmalara bakıp kıs kıs gülerdi herhalde. 3 bin yıl önce yazdığı (Gerçekten o mu yazdı?) bir öykünün hala bu kadar ateşli bir şekilde tartışıldığını bilmek hangi yazarı zevkten dört köşe etmez ki!

        Filmle ilgili tartışmaların merkezinde destanın kahramanlarını canlandıran oyuncu seçimleri Nolan’ın Truvalı Helen rolü için siyahi oyuncu Lupita Nyong'o'yu seçmesi aralarında Elon Musk’ın da olduğu birçok insanı aşırı rahatsız etmiş durumda! Hollywood’un beyaz, sarı saçlı bir kadın olarak klişeleştirdiği Helen’in Kenyalı-Meksikalı bir kadın olan Nyong'o'nun canlandırmasına ateş püskürüyorlar! Musk, Oppenheimer’la Oscar kazanan Christopher Nolan’ın yeniden Oscar kazanmak için ‘siyah bir Helen’i tercih ettiğini Odyssey'i kirlettiğini söylüyor.

        Henüz izlenmeyen (Londra’daki galasına katılanlar dışında) bir filmle ilgili eleştiriler bununla da sınırlı değil. Agamemnon'un giydiği zırhın Batman'in kostümüne benzediğini, Odysseus'un teknesinin "Viking gemisi" gibi göründüğünü söyleyenler, oyuncu kadrosunda neden Yunan oyuncu yok diye isyan edenler, (Bir YouTuber Yunanistan’ın Nolan’a dava açmısını istiyordu) İngiliz oyuncuların bile ‘Amerikan aksanıyla’ konuşmasına takılanlar (Tom Holland’ın Örümcek Adam gibi konuştuğunu söyleyen bile var!) var. İçinde tek gözlü devlerin olduğu, insanların kuğu yumurtasından çıktığı bir öykü için bu ‘gerçeklik’ arayışı biraz fazla sanki... Sosyal medyada birisi yapay zekaya “Homer bu tartışmaları duysa ne derdi” diye sormuş. Yapay zeka Homer’a atfen şöyle cevap vermiş: “Siz teknenin yapıldığı tahtaların ağacını, yelkenin bezini tartışıyorsunuz oysa önemli olan denizin hala aynı deniz olması!”

        “İNTERNETİN ZEHİRLİ BATKLIĞINI ÖTESİNDE KEŞFEDİLECEK DAHA FAZLA DÜNYA VAR”

        The Greek Gods and Their Worlds kitabının yazarı Prof. Susan Deacy BBC'ye yaptığı açıklamada, "Odysseia sürekli olarak yeniden yorumlanıyor ve hemen hemen her çağ kendi Homeros'unu ortaya çıkarıyor. Acaba biz mitolojik bir öyküyü tarihsel materyalmiş gibi ele almaya mı meyilli olduk?" diye soruyor.

        2017'de Odysseia çevirisini yayınlayan ve çeviride modern kelime kullandığı için "kadın düşmanı tacizci" eleştirilere maruz kalan Emily Wilson, Vulture'a verdiği demeçti, “Bu oldukça şaşırtıcı, eseri umursamayan insanlar, konu bir kültür savaşı, internet söylemine gelince, esere karşı öfke ve korumacılık gösteriyorlar" diyor. Eserin İngilizceye tam çevrisini yapan ilk kadın akademisyen olan Wilson destana feminist bir bakış açısı getirdiği söylemlerine itiraz ediyor: “Bu, tamamen istikrarlı bir büyüklük ve erkeklik anlayışıyla ilgili... Antik tarihin ne olduğuna dair bu yorumu sorgulayan her şey, cinsiyet ve ırksal kimlikleri açısından kimliklerini tehdit ediyor.” Çevirisine gelen tepkiler nedeniyle Twitter (X) hesabını silen Emily Wilson, “Twitter savaşçılarına çok fazla odaklanıyoruz. İnternetin zehirli bataklığının ötesinde keşfedilecek çok daha fazla dünya var” diyor.

        Kaliforniya Üniversitesi’nden arkeolog Kim Shelton, Nolan’ın filmini değerlendirirken tarihsel bir doğruluk listesi çıkarmanın doğru olmadığını söylüyor: “Odysseia'nın özü, Odysseus'un canavarlarla savaşması değil; savaş sonrası eve dönerken geçirdiği psikolojik dönüşüm. Arkeolojik ayrıntılar önemli olsa da hikayenin insan tarafı daha belirleyici…”

        Homer üzerine çalışmalarıyla tanınan Joel P. Christensen tartışmalara pozitif yönden bakıyor: “Gençler Homer’ı tanıyıp eseri okumaya başladı. Bu tartışmalar akademisyenler için de yeni fırsatlar sunuyor.”

        Bazı akademisyenler ise filmdeki karakterlerin ten rengi, cinsel kimliği ya da kullandıkları kelimelerin değil ‘Odysseia bugün bize ne söylediği’nin önemli olduğunu belirtiyor.

        FİLM KENDİSİNİ KURTARMAK İÇİN GİŞEDE 500 MİLYON DOLARDAN FAZLA HASILAT YAPMALI

        Tüm bu tartışmalar sürerken 250 milyon dolarlık dev bir bütçeyle, tamamı IMAX film kamerasıyla çekilen ilk uzun metrajlı film olan The Odessey’in galası dün Londra’da yapıldı. Çekimlerinde 65 mm IMAX negatif film kullanılan (bir iddiaya göre 610 kilometre film kullanılmış) The Odessey’i izleyenlerin ilk tepkileri, “Nefes kesici!” şeklinde.

        The Guardian'dan Peter Bradshaw, filmle ilgili izleniminde, “Christopher Nolan'ın Odysseia'sı, savaş sonrası hayal kırıklığının ve ölülerin tanık olduğu masumiyet kaybının devasa bir öyküsüdür" diye yazdı. IndieWire editörü Anne Thompson, filmi ‘En İyi Film’ Oscar’ için en güçlü aday olarak nitelendirdi: “Matt Damon En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanabilir. Yüksek beklentilerim karşılandı.” Erik Davis, “Mutlak bir zafer! Çağımızın en büyük film yapımcılarından birinin zirve noktası... Nolan’ın IMAX ile ilgili olarak üzerinde çalıştığı her şey burada doruk noktasına ulaşmış gibi hissediliyor. Yapım tasarımı inanılmaz, aksiyon nefes kesici, Nolan’ın daha önce yaptığı hiçbir şeye benzemiyor” diye övgüler dizdi…

        IndieWire'dan David Ehrlich filmi ‘şaşırtıcı derecede doğal’ olarak nitelerken, “Nolan’ın en üst seviye filmlerinden biri olmak için fazla hantal, ancak son bölüm izleyiciyi ödüllendiriyor” diye yazdı. Tarihçi Tom Holland ise Twitter’da şunları yazdı: “Filmi iki kez izledim ve gördüğüm en iyi Yunan miti uyarlaması olduğunu söyleyebilirim. Homeros'a saygı gösterirken aynı zamanda ondan yepyeni bir şey yaratıyor.”

        3000 bin yıldır anlatılan, her anlatıldığında yeni bir şeyler eklenen bir destana kendi bakışını aktaran Christopher Nolan’ın filmi tüm tartışmaların ötesinde maddi olarak ‘kendini kurtarmak’ için gişede 500 milyon dolar hasılat barajını aşmak zorunda. Bu da Odesseyus’un eve dönmek için çıktığı 10 yıllık destansı yoluculuk kadar zorlu bir yolculuk gibi görünüyor.