Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Öfkeleneceksiniz biliyorum ama öfke iyi bir şey olabilirmiş!

        “Sen yavaş yavaş öfkeleniyorsun… Konuştukça öfken daha çok ortaya çıkıyor!” dedi yazı işlerindeki arkadaşlar! Benim için birçok şey söylenebilir ama “öfkeli” bu birçok şeyden biri değil; en azından ben öyle düşünüyorum. Öfkelenecek bu kadar çok şeyin olduğu bir dünyada ben öfkelenmemek için çabalıyorum. Hiçbir yere varmayacak bir öfkenin bana ne yararı olacak ki? Ama arkadaşlarım öfkelendiğimi söylüyor işte! Bunu duymaktan daha kötüsü benim bunun farkına varmıyor oluşum. İnsan nasıl öfkelendiğinin farkına varamaz?! (Öfkelendiğimi bile fark etmemem öfkelendim sanırım ama tam da emin değilim!)

        Bir şeye öfkelenmek yerine beni öfkelendirecek şeylere başımı çevirmeye çalışıyorum. Böyle yazınca duyarsız, vurdumduymaz bir adam gibi göründüğümü fark ettim. Böyle biri miyim? Değilim… Sanırım… (Duyarsız görünüyor olabileceğim ihtimaline öfkelendim şimdi de ama tam da emin değilim!)

        Bir yerde okumuştum, bilim insanlarının yaptığı bir çalışmada öfkelerini dışa vurmak yerine bastıran insanların stresli durumlarda kalp atışları hızlanıp, kan basınçları artıyormuş. İnsanların kendilerini yargılayacaklarını düşündükleri durumlara maruz kalan, buna öfkelenen ama bunu saklayan insanların vücutları onlar farkında olmadan fizyolojik tepkiler veriyormuş.

        ‘Vavien’de karısını öldürme planları yapan Celal’e abisi “Her şeyi içine atıyorsun, atma” diyordu. Ben de Celal gibi miyim acaba? Her şeyi içime atıp, hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum? (Vavien’i Celal’i olabileceğim ihtimaline öfkelendim şimdi de ama tam da emin değilim!)

        İÇİNİZDEKİ ÖFKEYİ KABULLENDİĞİNİZDE ÖFKENİN FAYDALARINI GÖRMEYE BAŞLAYABİLİRSİNİZ

        Britanya’da GQ dergisi editörlerinden Sam Parker, öfkenin bizim yararımıza olabileceğini iddia ediyormuş... “İyi Öfke” adlı bir kitap yazan Parker, insanlar ‘Ben asla sinirlenmem’ dediklerinde aslında öfkelerini çok iyi kontrol ettiklerini düşündüklerini söylüyor: “Bu çoğunlukla onların zararına bir şey!”

        Sam Parker, öfkeyle kaygı arasında bir bağ olduğunu belirtiyor. Bilim insanlarının bunu ortaya koyduğunu ama halk tarafından bu durumun çoğunlukla kabul görmediğini de ekliyor: “Kendimdeki öfkeyi ne kadar çok fark edersem, bunun hakkında konuşursam, onu işlersem ve sonunda ona göre hareket edersem, kaygım o kadar azaldı...”

        Öfkenin ‘saldırganlık’ ve ‘şiddet’le aynı şey olarak algılanmasının yanlış olduğunu söylüyor Parker: “Orantılı bir şekilde yaşandığında öfke, dengeli bir duygusal karışımın parçası olmanın ötesinde, gerçek bir azim, canlılık ve netlik kaynağı olabilir; bizi değer verdiğimiz şeylere yönlendirir ve ileriye doğru teşvik eder…”

        İçinizdeki gizli öfkeyi kabullenip ona kulak vermeye başladığınızda, ‘öfkenin’ gerçek faydalarını görmeye başlıyormuşsunuz...

        Sam Parker’ın röportajını okurken bilimin her şeyi anlamlandırmaya çalışmasını, bazen bir tür hastalık olarak görmesine takıldım. Bu nasıl bir şey böyle, öfkelenmiyorum diye ruhsal sorunlarım olabilirmiş! (Bilim insanlarının beni hasta olarak değerlendirebileceği fikrine öfkelendim ama tam da emin değilim!)

        İNSANLARIN YÜZDE 23’Ü HER HANGİ BİR GÜN ÖFKELİ HİSSETTİĞİNİ SÖYLÜYOR

        “Öfke kendi kendinden hoşlanan, kendi kendini şişiren bir hırstır” diyen Montaigne, arkadaşlarımın benim için söylediği ‘konuştukça öfken artıyor’ tespitini onaylıyor gibi... Neden oluyor, ne zaman oluyor, öfke beni eline geçirip nasıl benimle oyuncak gibi oynuyor bilmiyorum. Öfkelenmediğim düşündüğüm anlarda bile öfkelenmiş olabileceğimi duymak beni öfkelendirse de bunun 'sağlıklı' bir şey olabileceği fikri kendimi iyi hissetmeme neden oldu bir parça...

        Bana sorulsa ben öfkelenmiyorum ama işte Gallup’un düzenli olarak yaptığı ‘Küresel Duygu Raporu’ araştırmasına göre insanların öfkesi 2016 yılından beri düzenli olarak artıyormuş. 2024 raporuna göre insanların yüzde 23’ü herhangi bir gün öfkeli hissediyormuş!Toplu taşımada, işte, sokakta, evde, okulda, statlarda öfke uzunca bir süredir hayatımızın her alanında elini kolunun sallayarak dolaştığını düşününce insanların çoğunun öfkelenmediğini görmek sevindirdi beni...

        Biz, “Öfke çöken bir yapıya benzer, nereye düşerse orayı da yıkar!” diyen Seneca’ya kulak vermeliyiz… "İnsanlar artık daha öfkeli" diyen Gallup’un bir diğer araştırma sonucuna sıkı sıkı tutunmalıyız. Araştırmacılar sorduğunda insanların yüzde 73'ü bir önceki gün çok fazla gülmüş veya kahkaha atmış, yüzde 73'ü de çok fazla keyif aldığını söylemiş. Yüzde 88'i kendilerine saygılı davranıldığını hissetmiş.

        Öfkeyi görmezden gelmemeliyiz ama tutunmamız gereken dal ‘daha fazla gülmek’... (Öfkelenmeyip daha fazla gülmek gerek yazdığım için birilerinin bana öfkeleneceğini düşünüp bu duruma öfkelendim ama tam da emin değilim!)