Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Bir müze neden zeminini fıstık ezmesiyle kaplar?

        Bir sanat eserini yemek istediniz mi hiç? Şöyle ağzınıza yüzünüze bulaştırarak kaşık kaşık yemek kastettiğim... The New York Times’taki haberi görene kadar bir sanat eseri için böyle hissedeceğimi hiç düşünmemiştim doğrusu (Maurizio Cattelan'ın ‘Komedi’ adını verdiği, duvara bantla yapıştırılmış muzu yemek aklımın ucundan bile geçmemişti!). Ama Boijmans Van Beuningen Müzesi’nin zeminini kaplayan Wim T. Schippers'ın ‘Pindakaasvloer’ (Fıstık Ezmesi Zemin) adlı eseri kadar iştah açıcı bir sanat eseri görmediğimi belirtmeliyim. Haberin daha ilk satırlarında elimde birkaç dilim ekmekle o ‘zemin’e dalmak geldi içimden. Kaldı ki öyle büyük bir fıstık ezmesi aşığı da değilimidir. Ama karşımda kilolarca fıstık ezmesi ve burnumda onun baştan çıkarıcı kokusu olduğunda, “Ne güzel bir sanat eseri bu böyle!” diye düşünmem, kaşıkla içine dalarım. Benim için kesinlikle sabah kahvaltıdan önce görülmemesi gereken bir eser Schippers'ın ‘Pindakaasvloer’ı... Onu öncelikle bir yemek olarak görürüm çünkü; iştahımı köreltecek kadar tadına baktıktan sonra da düşünürüm: “Bu sanat mı şimdi?”

        SANAT ESERİNİN GÜZEL, YARARLI VE ANLAMLI OLMASI GEREKLİ MİDİR?

        Rotterdam'daki Boijmans Van Beuningen Müzesi bugünlerde dünyanın en lezzetli sanat eserine ev sahipliği yapıyor. Aslında müzenin yaptığı bir sanatçıya, Wim T. Schippers'a, saygı duruşu. Haziran ayında 83 yaşında hayatını kaybeden Hollandalı sanatçının anısına, en ünlü işlerinden biri olan ‘Pindakaasvloer’ müzenin zemininde yeniden yaratılmış. 25 metrekarelik altıgen bir alan 390 kilo fıstık ezmesiyle kaplanmış. New York Times’e konuşan müzenin müdürü Sandra Kisters, ziyaretçilerin girişinden üçüncü kattaki galerideki sergiye kadar "kokuyu takip edebileceklerini" söylüyor.

        ‘Pindakaasvloer’ fikri ilk olarak 1962'de ortaya çıkmış. Schippers'ın oluşturduğu Floor Covering Series kapsamında geliştirdiği işin ilk uygulaması ise 1969'da Loenersloot'taki avangart Mickery Tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiş. Eser, ‘geleneksel anlamda saklanabilecek bir nesne değil; sanatçının belirlediği koşullara göre yeniden gerçekleştirilen kavramsal bir sanat yapıtı’ olarak tanımlanıyor. Schippers'ın yaklaşımında fıstık ezmesinin kendisinden çok, onun yarattığı düşünsel şaşkınlığın önemli olduğu söyleniyor: “Bir müze neden zeminini fıstık ezmesiyle kaplar? Bir şeyi sanat yapan nedir? Malzemesi mi, onu yapan kişinin niyeti mi, müzenin ona ayırdığı alan mı, yoksa bizim ona bakarken değişen algımız mı? Ve sanatın mutlaka güzel, yararlı ya da “anlamlı” olması gerekir mi?”

        SCHIPPERS SKANDALLARI VE İZLEYİCİLERİN KIŞKIRTMAYI SEVERDİ

        Kışkırtıcı televizyon programları üreten, şiir yazan, beste yapan hatta bir keresinde tamamı Alman çoban köpekleri tarafından sahnelenen bir tiyatro oyununu yöneten Schippers, Hollanda'da sevilen, eksantrik bir kültür figürü olarak tanınıyor.

        Müzeden yapılan açıklamaya göre, ölümünden önce “Pindakaasvloer” için fıstık ezmesinin uygulanmasına ilişkin kesin talimatlar bırakmış: “Her bir metrekare için 1.45 kilogram pürüzsüz fıstık ezmesi (asla iri parçalı olanı değil) kullanılmalı ve mümkün olduğunca eşit şekilde yayılmalıdır...”

        Bir fıstık ezmesi markasının bağışladığı yüzlerce kavanoz fıstık ezmesi iki müze görevlisi tarafında zemine sürülmüş. Boijmans Van Beuningen Müzesi, alerjisi olan ziyaretçilerin önlem olarak sergi alanına girmekten kaçınmalarını tavsiye ederken, ciddi semptom riskinin de düşük olduğunu belirtiyor.

        Müzenin eski direktörü ve sanatçının arkadaşı Sjarel Ex, bu enstalasyonun özellikle yerde bulunan bol miktardaki fıstık ezmesine hayran kalan çocukların ilgisini çektiğini söylüyor.: “Bu hem sanatın bir parodisi hem de sanatı farklı bir şekilde düşünmeye davet niteliğinde. Wim skandalları ve izleyicilerini kışkırtmayı severdi.”

        EN ÜNLÜ ESERİ OLMASINA RAĞMEN FISTIK EZMESİ SEVMEYEN BİR SANATÇI

        Wim T. Schippers'ın cenaze töreni ve mezar yeri de eserleri gibi alışılmışın dışında olmuş. Birkaç yakın arkadaşı sanatçının na'şını Amsterdam'ın doğusunda ıssız, ormanlık bir alana gömmüşler ve alana mezar taşı veya kalıcı bir işaret bırakmamışlar. Schippers'ın 40 yıllık arkadaşı ve mirasını yaşatmak amacıyla 2024 yılında kurulan Wim T. Schippers Vakfı'nın başkanı Titus Muizelaar'ın açıklamasına göre, na'şı, en sevdiği müzisyenlerden biri olan Thelonious Monk'un canlı saksafon performansı eşliğinde mezara indirilmiş. Muizelaar, ‘Fıstık Ezmesi Zemin’in Schippers'ın en ünlü görsel sanat eseri olmasına rağmen, sanatçının fıstık ezmesine hiç düşkün olmadığını söylüyor. Ancak müzenin kafeteryası, ziyaretçilerin bu lezzetli eseri bir parça olsun damaklarında da hissedebilsinler diye menüsüne fıstık ezmeli sandviç eklemiş.

        FISTIK EZMESİ NASIL KAHVALITLIK OLMAKTAN ÇIKIP KAVRAMSAL SANAT OLUYOR

        Haberden yola çıkarak Schippers ve eseri hakkında okumalar yaparken bir yerde şöyle bir yoruma denk geldim: “Wim T. Schippers'ın fıstık ezmesi zemini yalnızca bir anma töreni değil. Aynı zamanda sanat eserinin ne olduğu üzerine küçük, yapışkan ve oldukça komik bir felsefe dersi...” Schippers'ın işini özel kılan şeylerden birinin eseri görenlerin kafasından geçen “Bunu beğenmeme izin var mı?” sorusu olduğu belirtiliyor.

        25 metrekarelik bir alana sürülmüş fıstık ezmesini sanat eseri olarak görmeyenlere hiçbir sözüm olamaz doğrusu. Hele ki ilk olarak 60 yıl önce ‘sürülen bu eserin’ sanatçının ölümünde sonra iki müze çalışanı tarafından yeniden sürüldüğünde birinin çıkıp da “Bir sanatçı öldükten sonra onun eserini başkaları yeniden yaparsa, ortaya çıkan şey hâlâ sanatçının eseri midir?” diye sorsa ona da sözüm olmaz. “Fıstık ezmesi lezzetli bir kahvaltılık olmaktan çıkıp hangi noktada kavramsal sanat olmaya başlıyor?” diyen soranlar da haklı...

        Ama sanırım tüm bu sorular Wim T. Schippers'ın ‘fıstık ezmesi zemin’ini bir sanat eserine dönüştürüyor. Hem göze, hem buruna, hem damaklara hem de zihne bir kaşık lezzetli tat çalıyor. Daha ne olsun…