Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin Bu yazın şarkısı
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Yaz şarkılarının, tıpkı yaz filmleri, gibi kendine özgü bir formülü var. Dinlenir dinlenmez kolayca akılda kalması, yaz bitince de unutulması ilk şarttır. Tıpkı yaz mevsiminin gelmesi gibi insanın içini kıpır kıpır etmesi, olduğu yerde önce hafifçe kımıldatması sonra da hiç kimse izlemiyormuş gibi dans ettirmesi (Elaine Benes!) beklenir. Ancak 32 yaşındaki country şarkıcısı Luke Combs’un seslendirdiği “Fast Car” bu kriterlerin hiçbirine uymuyor.

        “Fast Car” ne kıpır kıpır, ne heyecanlı, ne de mutlu bir şarkı. Üstüne üstlük yeni de değil. Tracy Chapman bu şarkıyı 1988 yılında yaptığında zaten hit olmuştu. Müziğin radyodan dinlediğ yıllarda “Fast Car” bütün dünyada en sık dolaşımda olan şarkılar arasındaydı. Combs da babasıyla o yıl Ford F-150 kamyonetinin radyosundan duyup vuruluyor zaten. Justin Bieber’den Khalid’e bu şarkıyı yeniden yorumlamayan genç yok gibi; gitar çalanların canlı söylemekten en keyif aldıkları şarkılardan biri. Combs da altı yıl boyunca konserlerinde söylüyor, bu sene Mart ayında çıkardığı albüm için stüdyoda kaydediyor “Fast Car”ı.

        Albümün ilk single’ı değil ama bir anda 1988 yılını dahi görmeyen kuşak tarafından keşfediliyor. Müzik dünyası endüstrileşmeden ve radyoları tamamen ele geçirmeden önce istediğini çalan DJ’ler vardı ve kendilerine ne dayatılırsa dayatılsın albümden beğendikleri şarkıları seçer, onu çalar, patlatırlardı. Bu görev şimdi TikTok kullanıcılarına düşüyor. Luke Combs’ın yorumunu keşfedip patlatan da onlar. Geçtiğimiz günlerde Barack Obama geleneksel olarak duyurduğu yaz şarkıları listesine Luke Combs’u aldı. Böylece “Fast Car” resmen de bu yazın şarkısı ilan edildi.

        KAÇIŞ AĞIDI

        “Fast Car” başrolünde bir erkekle kadının olduğu başka filmlerden, romanlardan aşina olduğumuz bir Amerikan masalı. Ya da Amerikan Rüyası’nın karanlık yüzü. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan iki aşık yaşadıkları küçük yerden bir an önce uzaklaşıp yeni bir hayat kurmak istiyorlar. Çok uzağa gitmelerine gerek yok, eyalet sınırını geçseler yeter. Bir süre sıkıntı çekerler ama zamanla işler rayına girer, şehir dışında bahçeli, müstakil bir ev alırlar.

        “Badlands” filminde her önüne geleni öldürerek kaçan iki kayıp aşık da olabilir şarkıda anlatılan, filmin sonunda külüstür arabasıyla sevdiği kızın peşinden giden matematik dahisi Matt Damon ya da ekonomik buhranda küçük dükkanları soyarak ayakta kalabilen “Bonnie and Clyde.”

        Oğlanın arabası var, kızınsa ikisini de kaçıracak kurtuluş planı. Babası sağlık sorunları yüzünden artık çalışamıyor, annesi hayattan daha fazlasını istediği için onları çoktan terk edip gitmiş. Genç kadın mecburen okulu bırakıyor, çalışmaya başlıyor. Şu yaşadığı hayattan bir kurtulsa, arabaya atlayıp bir uzaklaşsa her şeyin düzeleceğine dair umut taşıyor.

        Rydell Lisesi’nin en gözde erkeği Danny Zuko gibi Amerika’da erkeğin hiçbir şeyi olmasa da illaki arabası vardır ve otomobilde yanında daima bir kız oturur. Bazı eski Amerikan otomobillerinde sürücü ve yolcu arasında boşluk olmadığı için direksiyondaki kişinin üzerine hafifçe yaslanmak, sarılmak, direksiyondaki erkeğin kolunu kızın omzuna atması daha kolaydı.

        Kariyerinin ilk dönemlerinde otomobiller ve kızlar hakkında unutulmaz şarkılar söyleyen Bruce Springsteen başyapıtı “Thunder Road”da da başka şarkılarında olduğu gibi olduğu yerden kaçmak istiyor. Bir kurtarıcı veya kahraman değil, önerecek pek bir şeyi olmasa da vaat ettiği tek kuruluş “şu kirli kaputun” altında. Bruce için de Tracy Chapman için de kaçmanın aciliyeti var. Mezuniyet gecesi onunla birlikte olup şafak vakti gelmeden eski püskü Chevrolet’lerine atlayıp ortadan kaybolan diğer erkeklerin aksine Mary’i “tek bir fırsatımız var” diye ikna etmeye çalışıyor Bruce. Sabrı olmayan Chapman da hemen bu gece yola çıkmak istiyor “yoksa böyle yaşamaya devam edip öleceğiz.”

        Ancak Bruce kaçış planında Mary’e mutlu son vaat ediyor. Geride bırakacakları küçük New Jersey kasabasında herkes kaybetmeye mahkûm ama Bruce kazanmak için kaza basıp uzaklaşıyor. Tracy Chapman’ın ise umudu var ama tasavvur ettiği gelecek karamsar.

        Kaçtıktan sonra süpermarkette kasada çalışıyor; daha önce de biraz para biriktirmiş. Ama birlikte kaçtığı sevgilisi bir türlü işleri düzene koymuyor, yavaş yavaş ev alıp yerleşme hayali parçalara bölünüyor. Eve ekmek getiren kadın, zira erkek bütün gece barda arkadaşlarıyla içiyor ve çocuklarını ihmal ediyor.

        Yine de enseyi karartmak yok; umutsuzluğa yer yok. Ellerinde daha iyi bir seçenek de yok zaten. Sonunda erkeğe “Atla o süratli arabana ve uzaklara sür,” diye meydan okuyor. Kendisinin hiçbir yere gitmeye niyeti yok.

        ÖNEMLİ OLAN KENDİNİ BULMAK

        Bütün ölümsüz şarkılar gibi “Fast Car” da üzerinden 35 sene geçmesine rağmen etkisini hiç kaybetmemiş. İnsanı ağlatan ama aynı zamanda umutlandıran da bir şarkı bu. Son 35 senedeki pek çok değişim gibi “Fast Car” da algılanışı ve yorumlanışıyla başka bir anlam kazandı ama. Özellikle de LGBT+ topluluğu tarafından yeniden sahiplenildi ve bir anlamda queer kurtuluş marşına dönüştü.

        Özel hayatı hakkında konuşmasa, söyleşi dahi vermese de Tracy Chapman’ın queer bir kadın olduğu biliniyor. Yazar Alice Walker geçmişte ilişki yaşadıklarını açıklamıştı. Hem bu bilginin ışığında, hem de söyleyene göre anlamı yeniden şekilleniyor artık “Fast Car”ın.

        Kadın ve erkek arasındaki geleneksel kabul edilmiş rollere göre otomobili kullanıp barda arkadaşlarıyla sabahlara kadar içenin erkek olması beklenir; kadının da fedakarlık yapıp yeter ki başında bir kocası olsun diye katlanması. Türk edebiyatında da sık rastlanan, bilindik bir tema bu.

        Luke Combs muhafazakar bir müzik türünün şu an en büyük yıldızı olmasına rağmen aslı bir kadın tarafından yazılıp seslendirilen şarkının tek bir kelimesine dokunmuyor. Şarkının süpermarkette kasada çalışmaktan bahsettiği kısmında o da kendisinden "checkout girl" diye bahsediyor.

        Şarkıyı yıllarca barlarda seslendiren queer kadınlar da hiçbir kelimeyi değiştirmeden trajedinin, fakirliğin, mücadelenin, hayal kurmanın ve umut etmenin cinsiyeti olmadığını, her ailenin kendine özgü trajedileri gibi her çiftin de benzer süreçlerden geçebileceğini gösteriyorlar. Otomobili sürüp barda sabahlara kadar içen bir kadın ya da erkek olabilir, kasada çalışıp evi geçindirmeye çalışan da.

        “Fast Car” kaçmak hakkında bir şarkı ama özünde ait olmak ve kendini bulmak üzerine bir ağıt. Hangimiz bir otomobilde hayatımızı birlikte geçirmek istediğimiz insanın kollarında sarhoş olurcasına kaçmak istemeyiz? Tracy Chapman’ın son dörtlükte sevgilisine meydan okuması, kendisinin kalacağı söylemesi bu kaçışın en azından ona iyi geldiğini, başka bir yere gitmeye niyeti olmadığını söylemesi kendisini bulduğunun da itirafı. Hayatta beraber yola çıktığımız pek az kişi sonuna kadar yanımızda kalıyor, önemli olan biziz.

        BENİM BU ŞARKIYLA İLİŞKİM

        Tam 12 sene önce Amsterdam’da psikedelik bir seansın son dakikalarında ayılmayı beklediğim alelade o barda birden Tracy Chapman’ın sesinden “Fast Car” çalmaya başladı. O an’ı unutmamak için bardaki kadından kağıt kalem istedim ve şarkının adını yazdım.

        1988’de bu şarkı ilk çıktığında çocuktum ve radyoda sık sık çaldığını hatırlıyorum. Ama 10 küsur sene önce Amsterdam’daki o barda bütün algı kapaklarım açık olduğu sırada dinleyene kadar tam olarak ne demek istediğini ya da neden bu kadar olağanüstü bir şarkı olduğunu anlamamıştım. Daha da önemlisi bu ağıtın pek çokları gibi benim de hayatımda bir yeri olabileceğini fark etmemiştim. Ama o gece ben de ait olmak ve kendimi bulmak için hızlı bir otomobile atlayıp uzaklaşmak istedim. Çok da uzağa gitmeye gerek yoktu; sonunda otomobille olmasa da kendimi çok uzaklarda buldum. Hala “Yeni bir ülke yok,” misali bu kaçışın bir türlü bitmeyeceğini biliyorum.

        Hele hele giderek kendini bulmanın ve bir yere ait olmanın daha da zorlaştığı, insanların kendi olmaları ve oldukları gibi yaşamalarının üzerine devlet eliyle kilit vurulmaya çalıştığı bir dönemde süratli bir otomobil bulup bir yere kaçma isteği adeta temel bir ihtiyaca dönüşüyor.

        Sadece olduğun gibi yaşamak ya da olmak değil sorun. Dünyada milyonlarca insanın çeşitli sebeplerden dolayı kendi evlerinden olduğu, göç sorununa her devletin öncelik verdiği, sınırlara benzeri görülmemiş yığılmaların yaşandığı, devletlerin kucak açtıkları insanları bile hoyratça sınır dışı ettiği, kafeslere atıp kamplara topladığı da bir çağdayız aynı zamanda.

        Bu şarkının yazın şarkısı olması, 35 sene sonra da yepyeni bir kuşak tarafından keşfedilip sahiplenilmesi böyle bir zamana denk geldi. Hayat kendini tekrar eden kısır döngüler halinde hep aynı noktaya geliyor, hepimiz için öyle bir an geliyor ki hızlı bir otomobile atlayıp yanımızda sevdiğimiz “insana” sarılıp kaçmak istiyoruz. Ya bu gece karar verip kaçacağız ya da böyle yaşayıp öleceğiz.