Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam 'One minute' TBMM tutanağına girmedi

        Saliha ÇOLAK / ANKARA

        TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerde, Kürtçe kelimelerin tutanağa alınmaması kuralı, bu kez Başbakan Tayyip Erdoğan’ın siyasi ve diplomasi literatürüne soktuğu ‘one minute’ sözü için uygulandı. AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, Erdoğan’ın bu sözlerinin dış politikadaki önemine işaret etti ancak konuşması tutanağa geçirilirken sansüre uğradı. Yıldızlanan bölüm tutanağın altında, “Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi” diye açıklandı. Kürtçe’nin ardından İngilizce’nin de tutanaklarda sansüre uğraması milletvekilleri arasında polemik konusu oldu. Kimi uygulamayı savunurken, kimi de “tutanaklara küfür giriyor, Kürtçe ve İngilizce neden girmesin” diyerek tepki gösterdi.

        'Başbakanımızın 'one minute' kelimeleri de artık Türkçeleşmiş sayılır'

        AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali ŞAHİN:

        Tutanak Müdürlüğü’ne sordum. ‘Türkçe kelimeler olmadığı için yazamayız’ yanıtı verdiler. ‘Kitap adını nasıl yazdınız, hem uzun hem anlaşılması biraz daha zor olabilir’ diye sorunca tutanak yetkilileri, “Kitap isimlerini yabancı olsa da yazıyoruz ama yabancı kelimelerle ifadeler olduğunda bunları yazamıyoruz” cevabını verdiler. Sayın Başbakanımızın ‘one minute’ sözü de artık Türkçeleşmiş sayılır. Kime sorsanız bilir. Ben hiç yabancı bir dil şeklinde işlem göreceğini düşünmemiştim.

        'Türkçe dışında kullanılan kelimelerin tutanağa girmesi doğru olmaz'

        AK Parti Isparta Milletvekili Recep ÖZEL:

        Türkçe dışında kullanılan kelimelerin tutanağa girmesi doğru olmaz. İngilizce ifade girmez ama kitap adının girmesi doğru bir şey. Çünkü onu değiştiremezsin kitabın adı, özel isim gibi. Yani buraya bir yabancı devlet adamı geldiğinde onun adı tutanaklara girmeyecek mi; onun Türkçe’si mi aranacak? Bu olmaz. Onun için nasıl yabancı devlet adamlarının adı tutanağa giriyorsa kitap adı da girebilir.

        'Küfür giriyor, Kürtçe ve İngilizce neden girmesin?'

        TBMM Başkanlık Divanı Üyesi, İdare Amiri, CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder ÖZDEMİR:

        ‘One minute’ kelimesinin tutanağa alınması lazım. Kürtçe kelimenin de alınması lazım. Toplumsal realite. Her şeye yasakçı tavırla bakarsak doğru olmaz. Her ikisinin de tutanaklarda yer alması doğru olur. Bütçe görüşmelerinde sinkaflı küfürlerin tutanağa girdiği bir ortamdayız. Ana avrat küfürler giriyorken, İngilizce, Kürtçe ifadelerin girmemesi için gayret sarfetmek doğru değil. Demokratik değil. Ana dilde eğitimle ilgili çekince olabilir o ayrı. Ama her söylenene ‘bilinmeyen diller’ sıfatlandırması yapmak doğru değil.

        'Dilimizi anamızın ak sütü gibi içmeliyiz'

        MHP Ankara Milletvekili Özcan YENİÇERİ:

        Doğru bir uygulama bu. TBMM’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’na aykırı herhangi bir şeyi bünyesinde tutması mümkün değil. Türkçe’nin dışında ifadenin İngilizce Kürtçe gibi başka bir dille tutanaklara sokulması Anayasa’nın amir hükümlerinin çiğnenmesi, ihlali anlamına gelir. Bu dayatma içinde bunları kullanmalarının nedeni de bu. 'Anayasa’yı dinlemiyoruz Anayasa ile kendimizi bağlı saymıyoruz’ diyorlar, yemine aykırı şekilde tavır ve davranış içine giriyorlar. Türkçe korunmaya ihtiyacı olacak hale geldi. Türkçe dışında her dile adeta bir kutsiyet atfedilirken Türkçe gittikçe köşelere sürülmeye ve marjinalleştirilmeye çalışılıyor. Sokaklar İngilizce tarafından işgal edilmiş durumda. Dilimizi anamızın ak sütü gibi içmeli, gözümüzün ışığı gibi korumalıyız; üzerine titremeliyiz.

        'Küfür başka dilden daha çok yer buluyor'

        BDP Batman Milletvekili Bengi YILDIZ:

        O insanlar kendi düşüncelerini açıklamak için kavramsallaştırmaya başvuruyor. Bir kelimeyi bir kavramı kullanırken iş olsun diye kullanmıyor. Geçmişe bir atıfta bulunmak için kullanırlar. Özdeyişler kullanırken de meramı anlatmak pekiştirmek için anlatıyoruz. Kraldan çok kralcı bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. O yasağı hangi yetki hangi hakla kendilerinde görüyorlar anlamış değilim. İçtüzüğün neresinde sansür düzenlemesi var. Zaten yıllardır yasakçı bir zihniyet vardı Kürtçe üzerinde, ama böyle bir yaklaşım one minute sözünün yıldızlanmasına geldiyse artık tamamen keyfi bir durumdur. Milletvekilinin iradesini yoksayan... O yönetimdeki kişiler kendilerini halkın yetkisiyle donatılmış milletvekilinden daha üstün görüyorlar ki bu sansüre kadar cesarete diyorlar. Düşündürücüdür. Kendimizi ifade etmek için küfürlü mü konuşmak gerekiyor. Küfürlü sözler daha çok giriyor.

        'Yaptıkları işi ‘one minute’ ile süslüyorlar'

        BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim BİNİCİ:

        Bu ülkede Kürtlerin hak ve özgürlüklerini almak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunun için Genel Kurul’da Kürtçe kelimelerialmıyorlar ama ara sırada ‘one minute’ gibi bazı kelimeleri de almıyorlar. Böylece yaptıkları işi süslüyorlar. Hem yargıda hem demokraside hak ve özgürlükler anlamında hiçbir talep kabul edilmiyor. Diyarbakır Mahkemeleri Balbay kararından farklı karar veriyor. Yani ‘Ne kültürünüzü ne dilinizi, sizi tanımıyoruz, elinizden geleni yapın’ diyorlar. Ret ve inkârcı bir politika izliyorlar. Ancak kendileri gibi beyaz Kürtleri baş tacı ediyorlar.

        'Meclis’in dili Türkçe’dir'

        CHP Bolu Milletvekili Tanju ÖZCAN:

        Anlaşılmayan bir dil ifadesine şaşırmamak lazım. Stenografların her dili anlaması beklenmemeli. One minute artık herkes tarafından biliniyor. Tutanakçılar da biliyordur ancak diğer tanımlar için bilgi gerekir. Fransızca, İngilizce bir tanım kullanıldığında bunu stenograf bilmeyebilir. Ayrıca resmi dil Türkçe’dir, Meclis’in dili Türkçe’dir. Dünyada 6 bin çeşit dil var. Ne yapsın stenograf arkadaşlar? Bu tür talepleri iyi niyetli de bulmuyorum. Maalesef bunu suiistimal edip resmi dil olmayan bir dile resmiyet kazandırma çabası içindeler.

        'Bu, Anayasa’nınruhuna da aykırı'

        AK Parti Bursa Milletvekili İsmail AYDIN:

        Kürsü dokunulmazlığı var. Milletvekilleri düşüncelerini özgürce ifade ederler. Seçmenin vermediği bir yetkiyi, bürokratların yıldızlayarak kullanması doğru değil. Hele bunların Genel Kurul’da oyunla silinmesi hiç doğru değil. Bu, Anayasa’nın ruhuna da aykırı. BDP’nin gerekçesinin Genel Kurul yoluyla rapordan çıkarılması da doğru değildi. Milletvekilleri meramlarını anlatırken çeşitli tanımlar kullanabilir. Bunu oyunla engellediğinizde yarın milletvekilleri buradan yaka paça götürülüyor. Türkiye bu dönemleri yaşadı. Milletvekilinin kendini ifade etmesine fırsat verilmelidir.