Fark kapanır mı?
F.Bahçe ile Kadıköy’de oynuyorsan kaybetme şansın yüksek demektir. Bunu bilen takımlar, sahaya yenilmemek değil de kazanmak için çıkarlarsa daha avantajlı oluyorlar. Konya da dün maça, oyunu önde kabul ederek başladı. Alper Potuk’un sakatlığı, Ersun Yanal’ın planlarını biraz olsun değiştirmişti. Sarı-Lacivertli takım, sahaya 6 yabancı ile çıkarken; Yanal, B planını pek düşünmemişti. Rakip, kolay mı görülmüştü yoksa puan farkı Sarı-Lacivertli takımı erken rehavete mi sürüklemişti. Oyunda beklenen gol, beklenmeyen taraftan (Konya) gelince F.Bahçe’nin de aklı başına geldi. Her zaman söyleriz; oynanmadan maç kazanılmıyor. Devre biterken Alves’in golü gelmese F.Bahçe’nin, dün gece çok sıkıntı yaşayacağı bir gerçekti. Yine de ikinci devre ilk devre gibi başladı. Konyaspor, F.Bahçe’nin üzerine golü attıktan sonra değil, golü yedikten sonra gitti. Bu yarının başında pozisyon bulan gollerini kaçıran da Konyaspor oldu. Böyle maçlarda kale önünde cömert olursan kazanmayı aklından bile geçirmeyeceksin. Oyunun Fenerbahçe adına iyice sıkıntıya düştüğünü gören Ersun Yanal, Baroni’yi kenara, uzun zamandır oynamayan Emre Belözoğlu’nu da sahaya sürdü. Sonuçta da sahada gözükmeyen Emenike, Meireles, Sow ve Kuyt’a rağmen kötü de oynasa tecrübesi ve silahları ile F.Bahçe yine de kazanmasını bildi. Dünkü maçtan sonra G.Saray’la puan farkı 10’a çıktı. “Bu fark kapanır mı?” diyenlere bir not düşelim: F.Bahçe işi ciddiye alırsa lig çabuk biter. Dün geceki gibi rehavet sürerse de her an her şey olur haberiniz olsun.