Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Taraftar nihayet harekete geçti. Üye alımındaki eşitsizliğe, liselilere tanınan ayrıcalığa sonunda isyan edip “Galatasaray taraftara açılsın” kampanyası başlattılar. Zaten bu kulüpte demokrasi devrimi olacaksa bunu kulübü elinde tutan 400-500 kişilik grup değil, tribündeki taraftar yapacak. Derbi maçta liselilere, daha doğrusu lisecilere yönelik pankart açmak da istiyorlar da işleri zor. Engellerler.

        Baksanıza liseciler kampanyayı ilk günden dert edinmiş. Taraftarın kontrol altında tutulması gerektiğini söylüyorlar, “Yoksa işler karışır” diyorlar. Koskoca Divan Kurulu toplantısında Burak transferindeki 1 milyon Euro’luk komisyon sorgulanmıyor da taraftarın kampanyası eleştiriliyor.

        Kulübün sırtından zengin olsan da liseliysen alt devrem-üst devrem muhabbeti, liseli değilsen disipline sevk işlemi.

        KARAR ANI GELDİ

        Galatasaray’ın başına gelmeyen kalmadı. Zaten kulüp uçuruma sürüklenmiş, bu yönetim de uçurumdan aşağı attı, atacak. Devamlı fikir değiştiriyorlar, bir dedikleri bir dediklerini tutmuyor. En son örnek Riekerink. Umut’un babasının cenaze töreni araya girmese bugün hoca yüksek olasılık Bülent Korkmaz’dı.

        Ben de kabul ediyorum ki Dursun Özbek bu işe iyi niyetle soyundu. Cebinden para da verdi, ciddi meblağlar için şahsi kefaletini de koydu. Ama beceremedi. Gerçek bu. İşin garibi başarısızlığı da kabul etmiyor. Bugün de mali kongre var. Bakalım o üyeler Adnan Polat’a yaptıklarını Özbek’e yapacak mı? Bakalım seçim kararı alınması için salonu yine birbirine katacak mı? Bakalım yönetim idari yönden ibra olacak mı?

        Ya da Özbek liseli, Polat ise Saray’ın Obama’sı denilip her şeyin üzeri kapatılacak mı?

        FLORYA’NIN PAPAZI SNEİJDER (2)

        Denizli’nin nur topu gibi bir sorunu doğmuş. Sorunun adı Sneijder. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. O da zaten bu paraları başka yerde bulamaz. Ama kalitesi de ortada, katkıları da. Kulislerdeki iddiaya göre ne Burak ne Selçuk; Florya’nın papazı Sneijder.

        Mustafa Hoca’nın gelmesini istememiş, yabancı hocada ısrarcı olmuş. Başkanla direkt bağlantı kurması rahatsızlık yaratıyormuş. Transferde adı geçen isimlere bakıyorum, Hollanda bağlantılı çok futbolcu var.

        Konuşulan şu ki; Sneijder Türkiye’de çok mutlu. Yılda 6.5 milyon Euro kazanıyor. Eşi ayrı bir mutlu. G.Saray yakında Hollanda ekolüne, Sneijder da 2-3 yıl oynadıktan sonra takımın başına geçecek.

        Bu yazıyı 2 Ocak tarihli Habertürk’te yazdım. Ne tesadüftür ki son bir aydır gündemde hep Sneijder vardı! Ne tesadüftür ki Mustafa Hoca’yı yöneticilere şikayet ettiğinden, yeni hoca için Sneijder’e danışıldığından bahsediliyordu! Ve ne tesadüftür ki Sneijder’ın tavsiyesiyle Hollandalı Riekerink önce altyapının, şimdilik de A takımın başına geçti!

        Bu yazıyı yazdığımda “Galatasaray’ı karıştırmak istiyorsun” diyenlere en derin saygılarımla! Herkes kendi işine baksın, kendi günahını hesaplasın.

        ALEXİS Mİ, NECİP Mİ?

        Beşiktaş Karadeniz rüzgarını arkasına aldı zirveye kondu. Rize’deki futbol resitalinden sonra Trabzon’da şaşırtıcı pek bir şey yoktu aslında.

        Takım yine oyunun büyük bölümünde şıkır şıkır oynadı. Beşiktaş’ın büyülü ayakları yine hünerlerini gösterdi. Gomez yine üzerine düşeni yaptı. Bekler adam gibi bir orta yapmayı yine beceremedi. Artık kronikleşen hakem hataları yine eksik kalmadı.

        Ama dikkat çekici çok önemli de bir detay vardı. Necip-Tosic ikilisi. Özellikle de Necip. Ne yalan söyleyeyim bu ikiliyi Alexis-Marcelo ikilisinden daha çok tuttum. Necip’in orijini elbette stoper değil de adam oynuyor. Bilic’in “Keşke elimde 11 tane Necip olsa” sözleri geldi aklıma. Çoğunluğa yaranamasa da çocuk has da Beşiktaşlı. ‘Alexis mi, Necip mi?’ diye Şenol Güneş de artık kendine soruyor mudur acaba?

        Diğer Yazılar