Kaldırımdan podyuma alt kültür
Sırma KARASU yazdı...
Sırma KARASU / HT CUMARTESİ
Punk, grunge, hip-hop, Britpop, indie ve glam rock alt kültürlerinin devamı olan sokak modalarını podyumda gördüğümüzde artık şaşırmıyoruz. Müzik janralarının ve kültürünün 2010’lu yıllardaki kadar satışa yönelik olmadığı yıllarda bile Marc Jacobs’ı yaratıcı zekâsıyla grunge ve Vivienne Westwood’un efsanevi tasarımlarıyla punk podyumlarda ve kırmızı halıda boy gösteriyordu. Vogue’un 1992’de yaptığı grunge moda çekiminin üstünden geçen 23 senede alt kültürle ana akım arasındaki çizgi giderek inceldi. Modanın nihai amacının zerafet olduğu 50’lerden sonra Budizm’in öğretilerinden feyz alan hippiler, Hint kültürüne hem müziklerinde enstrüman kullanımıyla hem de kıyafetleriyle bolca saygı duruşunda bulundu. Kadınların pantolon giymesinin hâlâ tartışma konusu olduğu yıllardan sonra gelen bu özgür ruh, modayı tıpkı müzik ve sanat gibi bir duruş ve kendini ifade etme aracı olarak yeniden şekillendirdi.
ÇOK YAŞA PUNK’IN BABAANNESİ!
Elbette Vivienne Westwood’dan bahsediyorum. 70’lerde Malcolm McLaren’in, artık yaş ortalaması ilerleyen hippilerin yerine yeni bir protest tarz arayışı sonucu çıkan punk hareketini hemen her modacı podyumuna “biraz baharat katmak” için kullansa da, hiçbiri Westwood’un, geleneksel İskoç tartan kumaşları, çengelli iğne, lateks ve Rokoko dönemini harmanlayan tarzı gibi adanmış bir duruşu olmadı. Sex Pistols’ın solisti Johnny Rotten’ı müzik dünyasına tanıştıran ve grubun menajeri McLaren’le olan birlikteliği ve beraber açtıkları butik “SEX” Westwood’un babaannelik statüsünü tescilliyor. Peki Westwood nasıl oluyor da, anti-kapitalist, anti-militarist, monarşi karşıtı, çevreci, anarşist bir akımın devamı niteliğindeki tasarımlarını binlerce sterline sattığı halde punk ruhunun özüne bağlı kalabiliyor? Hippilerin zamanla organik gelişen tarzlarına tezatla punk müzikle, modasının ve tasarımın birbirinden beslenmesi podyumdaki varlığını haklı kılıyor. Vivienne Westwood’un çevre konusundaki hassasiyeti, organik pamuk çiftçiliğini desteklemesi tasarımlarının fiyatının önüne geçiyor. Monarşi karşıtı olmasına rağmen 2015 sonbahar-kış koleksiyonunu organik pamuk çalışmaları nedeniyle Prens Charles’a ithaf etmesi gibi.
TOM FORD GİYEN TORBACI
Bir zamanlar geçim kaynağı uyuşturucu olan Jay-Z, 1996’da çıkardığı ilk albümünden beri müzik, popüler kültür ve stil konusunda trendsetter. Beyoncé ile beraberliğiyle hiphop hanedanlığının kralı olan Jay-Z, 12. stüdyo albümü “Magna Carta Holy Grail”daki, “Tom Ford” şarkısıyla yüksek moda markalarının hayat tarzındaki yerini bir kez daha gösterdi. “Rapçiler zengin olunca sokaktan koparlar mı?” tartışmasıysa hip-hop ve lüks ilişkisini ilk kuranlardan Jay-Z’nin şarkılarında şampanya, araba, aksesuvar ve moda markalarından bahsetmesiyle başladı, hâlâ da sürüyor. Bu denklem bir bakıma yerli dizilerde, yalı ve malikânelerde geçen hayatları heyecanla izlememize benziyor. Özeniyoruz, istiyoruz ve bizi anlatmasa bile bu efsanevi hayattan bir parça sebeplenmeye çalışıyoruz.
İŞÇİ SINIFI GİBİSİ VAR MI?
İngiliz işçi sınıfı, giyim konusunda tutarlıdır. 1997 yapımı Full Monty (Anadan Doğma) filminden Guy Ritchie’nin Rock’n Rolla filmine, deri ceket, kumaş pantolon, yakalı tişört... 90’ların sonunda güçlenen Britpop akımı, babalarının kıyafetlerini giyip normalleşerek farklılaştı. “Normcore” denen bu zıtlık hipster tarzının da başlangıcı. Bundan 10 sene önceki hipster’lık vintage tişörtle skinny kot giymekken son yıllarda hispter’ların yeniden moda yaptığı klasik İngiliz markalarını giymek bütçe gerektiriyor. Belki de normal ve klasik giyinmek için bu kadar çok para harcama gerekliliği nedeniyle hipster’lar, bu denli espri konusu oluyorlar.
BIRAK PİS KALSIN
Grunge müzikle alternatif rock’ın veya hard rock’ın arasındaki fark grunge’ın müziği aşan dışavurum tarzı. Çiçekli anneanne elbisesi ve file çorap, oduncu gömleği ve jartiyer gibi tezatları kutsayan grunge, punktan sonra en çok yüksek modayı besleyen alt kültürlerden. Ancak punk’ın gösterişli ve tasarlanmış abartısının aksine grunge çok kişisel bir nevi “insanın kendine yakışanı giymesi” durumu... Punk ve hippi kültürü, alt kültür nesnesi olarak tüketildikten sonra yüksek modaya geçmesi sindirim sistemi görevi görüp yumuşak iniş sağlarken, Marc Jacobs’ın henüz Grunge çok taze ve hâlâ alt kültür tekelindeyken 1992’de tasarladığı grunge etkisi altındaki koleksiyonu nefret uyandırmıştı. Hole grubunun solisti, grunge’ın kraliçesi Courtney Love, Jacobs’ın koleksiyonundan onlara yolladığı parçaları Kurt Cobain’le yaktıklarını bile söyledi. Dönüp bakınca Marc Jacobs’ın, Seattle sokaklarında gördüğü insanların ikinci el dükkânlarında topladıkları kıyafetleri bire bir podyuma taşıyıp 100 katı fiyata satması gerçekten de gülünç, ancak modacının alt kültürü ana akıma taşıma konusundaki vizyonunun da müjdecisi.