Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler İdris Kardaş Türkiye'nin gençleri bize ne anlatıyor?

        Türkiye’de gençler hakkında hep konuşuyoruz. Geleceğimizle çokça ilgilendiğimiz ve evlatlarımızın geleceği ile ilgili olduğu için bu çok normal tabi. Nasıl düşündüklerini, hangi değerlere sahip olduklarını, geleceğe nasıl baktıklarını, aileyle ve toplumla ilişkilerini sürekli tartışıyoruz. Çoğu zaman da bu tartışmaları gençlere ilişkin kendi kanaatlerimiz üzerinden yürütüyoruz.

        Bir kesim gençlerin değerlerinden uzaklaştığını düşünüyor. Bir diğeri gelecekten umutlarını kestiklerini, Türkiye’de yaşamak istemediklerini söylüyor. Gençlerin giderek bireyselleştiğini söyleyen de var, aile bağlarının zayıfladığını söyleyen de.

        REKLAM

        Oysa gençlerin kendi cevaplarına bakıldığında, kulaktan dolma tartışmalardan oldukça farklı bir tablo çıkıyor karşımıza.

        Bu yüzden Türkiye Gençlik STK’ları Platformu’nun (TGSP), ADA Araştırma’ya yaptırdığı “Türkiye’nin Gençleri 2026” araştırmasını dikkatlice okumakta ve tartışmakta yara var.

        Araştırma 34 ilde, 15-30 yaş aralığındaki 8 bin 103 gençle gerçekleştirilmiş ve gençliğin düşünce dünyasına ilişkin kapsamlı bir tablo ortaya koyuyor önümüze. Üstelik 2020 ve 2023 yıllarındaki araştırmalarla yapılan karşılaştırmalar, son altı yılda yaşanan değişimleri de görmemizi sağlıyor.

        Raporu incelerken özellikle gençlerin mutluluk, gelecek beklentisi, aile, din, toplumsal değerler ve ekonomik hayatla ilgili cevapları dikkatimi çekti.

        REKLAM

        Birlikte inceleyelim…

        Araştırmanın en şaşırtıcı sonucu mutluluk oranlarında gizli. 2023’te kendini mutlu veya çok mutlu hisseden gençlerin oranı yüzde 41 iken 2026’da bu oran yüzde 46,5’e çıkmış. Mutsuzların oranı ise yüzde 25,4’ten yüzde 21,3’e gerilemiş. Üstelik bu yükseliş, gençlerin yüzde 45,5’inin ekonomik durumundan memnun olmadığını söylediği bir dönemde yaşanıyor. Peki geçim derdi sürerken gençleri ne mutlu ediyor?

        Elbette herkes gibi ekonomik sorunların gençlerin hayatındaki ağırlığı açıkça görülüyor. Ancak mutluluğun kaynaklarına baktığımızda daha geniş bir tabloyla karşılaşıyoruz.

        Mutlu olduğunu belirten gençlerin yüzde 26’sı bunun nedenini yaşam koşullarıyla açıklıyor. Yüzde 13,2’si sevdikleriyle birlikte olmayı, yüzde 12,8’i huzurlu olmayı, yüzde 11,3’ü ise önemli bir sorununun bulunmamasını mutluluk nedeni olarak gösteriyor.

        REKLAM

        Ekonomik durumunu mutluluk nedeni olarak belirtenlerin oranı yüzde 4,8.

        Bu sonuçlar, gençlerin mutluluk anlayışında sosyal ilişkilerin, huzurun, gündelik yaşam koşullarının önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Bu, çok değerli.

        Nitekim gençlere başarıyı nasıl tanımladıkları sorulduğunda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor.

        2020 yılında başarıyı mutluluk olarak tanımlayanların oranı yüzde 27,3’tü. 2026 yılında bu oran yüzde 34,3’e yükselmiş.

        Başarıyı kariyer olarak görenlerin oranı yüzde 30,1, maddi kazanç olarak görenlerin oranı ise yüzde 25,1.

        Dolayısıyla başarı tanımında mutluluğun ilk sıraya yerleşmesi önemli bir değişim.

        REKLAM

        Demek ki gençlerin iyi bir hayat tasavvurunda mesleki başarı ve maddi kazanç kadar huzurlu ve mutlu yaşama arzusunun da güçlü bir karşılığı bulunuyor.

        Ekonomik memnuniyete gelirsek.

        15-18 yaş grubundaki gençlerin yüzde 13,6’sı ekonomik durumundan memnun olmadığını belirtirken 25-30 yaş grubunda bu oran yüzde 59,4’e yükseliyor.

        Aradaki fark oldukça büyük.

        Nedeni aslında açık. Gençlerin eğitim hayatından çalışma hayatına geçişleriyle birlikte karşılaştıkları sorumluluklar artıyor. İş bulma, gelir elde etme, barınma, evlilik ve aile kurma gibi meseleler hayatlarında daha fazla yer tutmaya başlıyor.

        Araştırma, özellikle 20’li yaşların ikinci yarısında ekonomik koşulların gençlerin hayatını daha fazla zorladığını düşündürüyor.

        REKLAM

        Bu nedenle gençlik politikalarında eğitim sonrası döneme özel bir önem verilmesi gerekiyor.

        Gençlerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilmeleri ve kendi hayatlarını kurabilmeleri, mutluluk ve gelecek beklentileri açısından belirleyici bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.

        Araştırmanın değerler bölümünde ise oldukça dikkat çekici sonuçlar bulunuyor.

        Gençlere hayatlarına yön verebilecek değerlerin ne kadar önemli olduğu sorulmuş.

        İlk sırada yüzde 91,1 ile huzur ve güven yer alıyor.

        Aileyi önemli veya çok önemli bulanların oranı yüzde 90,9.

        Vatan sevgisini önemli veya çok önemli bulanların oranı ise yüzde 90,3.

        REKLAM

        Bu üç değerin birbirine çok yakın oranlarla ilk sıralarda yer alması önemli.

        Para ve zenginlik ise yüzde 71,1 ile tablonun alt sıralarında.

        Malum son yıllarda gençlerin aile kurumuna ve geleneksel değerlere mesafeli olduğu yönünde çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Araştırmanın sonuçlarına bakınca bu konuda daha dikkatli yorumlar yapılması gerektiğini görüyoruz.

        Araştırmada gençlerin yüzde 76,5’inin ailesiyle birlikte yaşadığını görüyoruz.

        Bu oran, ailenin gençlerin gündelik hayatındaki belirleyici konumunu daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

        Aile, gençlerin değerler dünyasında olduğu kadar sosyal ilişkilerinde de güçlü bir yere sahip.

        REKLAM

        Araştırmanın kültürel ve dini kimliklere ilişkin sonuçları, Türkiye’deki gençliğin değerler dünyasını anlamak açısından önemli veriler içeriyor.

        Gençlere kendilerini ne ölçüde dindar gördükleri sorulduğunda 2020 yılında yüzde 50,8’i dindar olduğunu belirtmişti.

        Bu oran 2023 yılında yüzde 55,8’e yükselirken 2026 yılında yeniden yüzde 50,8’e gerilemiş.

        Kendisini dindar olarak tanımlamayanların oranı ise 2023’te yüzde 13,1 iken 2026’da yüzde 10,1’e düşmüş.

        Burada özellikle dikkat çekici olan, kendisini ne dindar ne de dindar olmayan olarak tanımlayan gençlerin oranındaki artış.

        2023 yılında yüzde 31,1 olan bu oran, 2026 yılında yüzde 39,2’ye yükselmiş.

        REKLAM

        Bu sonuç, gençlerin dini kimliklerini tanımlama biçimlerinde bir farklılaşma yaşandığını düşündürüyor.

        Araştırmanın dini inanç ve ibadet ilişkisine dair sonuçları da bu açıdan önemli.

        İbadetlerini az miktarda yerine getirdiğini söyleyenler yüzde 19,9, bir dine inandığı halde ibadetlerini yerine getiremediğini belirtenler ise yüzde 11,8.

        Herhangi bir dine inanmadığını ancak bütün dinlere saygılı olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 5,6. Din meselesinin kendisini ilgilendirmediğini belirtenlerin oranı da yüzde 5,6.

        Bu verilerde özellikle dini inanç ile ibadet pratiği arasındaki fark dikkat çekiyor.

        2020 yılında ibadetlerinin tamamını yerine getirmeye çalıştığını söyleyen gençlerin oranı yüzde 35,6’ydı. 2026 yılında bu oran yüzde 21,4’e gerilemiş.

        REKLAM

        Buna karşılık ibadetlerinin bir kısmını yerine getirdiğini belirtenlerin oranı yüzde 30,4’ten yüzde 34’e yükselmiş.

        Dini inancın gençlerin değerler dünyasındaki yeri güçlü biçimde devam ederken ibadet alışkanlıklarında ve dindarlığın ifade ediliş biçimlerinde değişimler görülüyor.

        Nitekim dini inancını hayatında önemli veya çok önemli bulan gençlerin oranının yüzde 74,2 olması da bu tabloyla birlikte okunmalı.

        Araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar, gençlerin dinle ilişkisini tek bir eğilim üzerinden okumamak gerektiğini anlatıyor bize. Zira dini kimlik, inanç, ibadet ve gündelik hayat arasındaki ilişkinin farklı boyutları bulunuyor.

        REKLAM

        Araştırmanın gelecek beklentilerine ilişkin sonuçları da oldukça dikkat çekici.

        2020 yılında önümüzdeki beş yıl içerisinde hayatının daha iyi olacağını düşünen gençlerin oranı yüzde 22,2’ydi.

        Bu oran 2023’te yüzde 47,9’a, 2026’da ise yüzde 47,8’e yükselmiş.

        Hayatının daha kötüye gideceğini düşünenlerin oranı ise 2020’de yüzde 44,1 iken 2026’da yüzde 21,7’ye gerilemiş.

        Altı yıllık dönemde gelecek beklentilerinde önemli bir değişim yaşanmış.

        Bugünkü hayat koşullarını iyi olarak değerlendiren gençlerin oranı yüzde 21,3. Ancak gelecek beş yılda hayatının daha iyi olacağını düşünenlerin oranı bunun iki katından fazla.

        REKLAM

        Bu sonuç, gençlerin mevcut hayat koşullarıyla gelecek beklentileri arasında önemli bir fark bulunduğunu gösteriyor.

        Gençler bugün yaşadıkları ekonomik güçlükleri kabul ediyor. Buna rağmen geleceklerinin daha iyi olabileceğine ilişkin beklentilerini koruyorlar.

        Özellikle 15-18 yaş grubunda gelecek beş yılda hayatının daha iyi olacağını düşünenlerin oranı yüzde 66,8’e ulaşıyor.

        25-30 yaş grubunda ise bu oran yüzde 39,7.

        Özetle, gençlerin gelecekten umutlu olduğunu görüyoruz. Bu, çok değerli bir veri.

        Araştırmanın sosyal ve ekonomik hayata ilişkin sonuçları, gençlerin karşılaştığı sorunları daha somut biçimde ortaya koyuyor.

        REKLAM

        Gençlere Türkiye’deki gençlerin en önemli sorunları sorulduğunda ilk sırada yüzde 14,5 ile iş sahası eksikliği yer alıyor.

        İkinci sırada yüzde 14,3 ile geçim sıkıntısı, üçüncü sırada yüzde 10,4 ile eğitim sorunları bulunuyor.

        Gelecek kaygısı yüzde 8,7, ülke ekonomisinin kötü olması yüzde 8 ile bu sorunları takip ediyor.

        Yani iş bulabilmek, yeterli gelir elde edebilmek ve ekonomik açıdan bağımsız bir hayat kurabilmek gençlerin temel beklentileri arasında.

        Ekonomik memnuniyetsizliğin nedenlerine bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor.

        Ekonomik durumundan memnun olmayan gençlerin yüzde 30,2’si ekonomik koşulları ve krizi işaret ediyor.

        REKLAM

        Hayat pahalılığı yüzde 25,8, maaşların düşük olması ve parasızlık yüzde 22,8 ile öne çıkıyor.

        Araştırmanın çalışma hayatına ilişkin en önemli sonuçlarından biri, gençlerin başarı ve liyakat algısıyla ilgili.

        İş hayatında başarılı olmak için en önemli unsurun çok çalışmak olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 45,8.

        Hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışmanın önemli olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 42,7.

        Ancak istedikleri alanda veya pozisyonda işe başlayabilmek için en etkili unsur sorulduğunda yüzde 38,6 ile referans ve torpil ilk sıraya yerleşiyor.

        Çok çalışmak yüzde 23,5, eğitim ise yüzde 23 ile onu takip ediyor.

        REKLAM

        Bu sonuç gençlerin çalışma hayatına ilişkin algılarında önemli bir mesele bulunduğunu gösteriyor. Yani gençler emeğin değerine inanıyor fakat iş hayatına girişte kişisel bağlantıların önemli olduğunu düşünüyorlar.

        Gençlerle ilgili kamuoyunda en sık tartışılan konulardan biri de yurt dışında yaşama isteği.

        Araştırmaya göre yurt dışında yaşamayı isteyen gençlerin oranı 2020’de yüzde 42, 2023’te yüzde 41 iken 2026’da yüzde 33,6’ya gerilemiş.

        Yani, yurt dışında yaşama isteğinde belirgin bir azalma söz konusu.

        Araştırmanın siyasi kimliklere ilişkin sonuçlarıyla bitirelim.

        Gençlerin yüzde 56,3’ü kendisini sağ veya sol siyasi görüşlerden herhangi birine yakın hissetmediğini belirtiyor.

        REKLAM

        Kendisini sağa yakın hissedenlerin oranı yüzde 25,4, sola yakın hissedenlerin oranı ise yüzde 18,3.

        Bu sonuçlar gençlerin yarısından fazlasının klasik sağ-sol ayrımı içerisinde kendisini tanımlamadığını gösteriyor.

        TGSP’nin 2026 araştırması, Türkiye’deki gençliğin düşünce dünyasına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koyuyor.

        Türkiye’nin genç nüfusu önemli bir toplumsal potansiyel taşıyor, bunu hepimiz biliyoruz. Ancak bu potansiyelin güçlendirilmesi için gençlerin beklentilerini doğru anlamak gerekiyor. Araştırmaların en önemli katkısı da zaten burada ortaya çıkıyor. Gençler hakkında oluşturduğumuz kanaatleri verilerle karşılaştırmamızı sağlıyor bu araştırmalar.

        REKLAM

        TGSP’nin araştırmasında daha birçok önemli veri yer alıyor. Bence herkesin bir göz atması lazım. Zira TGSP araştırmalarının şöyle bir özelliği var. Fotoğrafı çekiyor ve olduğu gibi yayınlıyor. Bu, çok değerli.

        Bu vesileyle; araştırmayı yöneten Doç. Dr. Ahmet Özdinç ile TGSP Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu’nu ve bu çalışmaya destek veren İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan’ı tebrik ederim. Araştırmada emeği geçen tüm TGSP çalışanlarını da kutluyorum.