Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Sırma Karasu yazdı: Okulun popüler kızları ve biz

        SIRMA KARASU / GAZETE HABERTÜRK - CUMARTESİ

        İtiraf: Joan Jett ve Debbie Harry’nin ergen kadın, Patti Smith’in sağaltıcı, şair, bilge kadın hallerine yeterince teslim olmadığım için kendimi hep suçlu hissettim. Joan Jett ve Debbie Harry eğlenceli bir playlist’in olmazsa olmazları da, Patti Smith sindirmesi kolay hiti “Because the Night” dışında, oturup çalışılması, yani itinayla hayranı olunması gerekli bir “değer”dir.

        ‘PELİN’LER VS BİZLER

        Cool ve umursamaz tarzlarıyla ulaşılmaz duran Smith’in en kırılgan ve derinden sözlü şarkılarında dahi ihtişamlı bir aura vardır ve size kendinizi biraz kaybolmuş hisettirir. Yaşadıkları aşklar ve sevgilileri hep biz “ölümlülerin” sahip olamayacağı kadar derin, hayal kırıklıkları ancak mit olarak adlandırılacak kadar efsanevidir. Kısaca onlar lisenin en popüler kızları biz ise duvar kenarlarında takılan bir garip “creep”.

        Benim ya da umarım bizim gibi âşık olduğu adamın unuttuğu çakmağıyla ilişkiye razı olmuş kızların Robert Mapplethorpe ve Bruce Springsteen gibi adamlarla aşk yaşamış Patti ile gönül bağı kurması zor. 2010 yılında çıkan ve Türkçe’ye “Çoluk Çocuk” olarak çevrilen otobiyografisinde de anlattığı gibi çevresindeki sefahat çemberine girmemiş, bir bakıma “dünyevi zevkler” uğruna sanatından kopmamış bir kadın. 2009 yılında Amy Winehouse henüz hayatta ve çok da dipte değilken Smith’in onun için edişelendiğini söyleyerek bir bakıma kehanette bulunması onu gözümde iyiden iyiye “Bayan Mükemmel” yapıyor.

        Nil Karaibrahimgil’in muazzam şarkısı “Pelin”de dediği gibi; “Pelin’in aşkı şuymuş dünyada bulunmaz, Pelin’in fikri buymuş, Pelin’le yarışılmaz” durumu.

        KURTAR BİZİ COURTNEY LOVE

        Başlıktan anlayacağınız üzere Courtney Love’a karşı boş değilim. Taşıdığı proaktif feminizm bayrağına duyduğum yoğun hisler gereği onu asla “Kurt Cobain’i bitiren kadın” olarak görmedim. “Katıldığı her yerden farklı bir maddenin komasında yerlerde sürünerek ayrılan bir kadından nasıl bir kurtuluş bekliyorsun?” diye sorabilirsiniz. Cevabım, sunduğu katharsis imkânı olur. Şarkılarında “Defol git, sana muhtaç değilim” diyen kadının günün sonunda verdiği mesaja ters düşmesi, etten kemikten olması insana iyi geliyor. Mağrur kadın dışarıdan acayip çekici dursa da aslında bir süperkahramandır. Courtney ise gece yarısı sevgilisiyle kavga ettikten sonra ağlayarak sizi arayıp “Canım sıkkın, sana geleyim mi?” diye soran arkadaşınızdır.

        Elbette bugün hâlâ sabah akşam “Celebrity Skin” veya “Teenage Whore” şarkısını dinleyerek gezmiyorum. Courtney Love, geçtiğimiz mayıs ayında yayınladığı single’ı “Miss Narcissist” ile hâlâ zayıf hemcinslerinden nefret eden kadından öteye geçemediğini gösteriyor. Zaten kendisi de Entertainment Weekly dergisinde böyle bir çabası olmadığını söyledi.

        TAM ORTADA CARRIE BROWNSTEIN

        Carrie Brownstein’e olan hayranlığımın, Saturday Night Live’ın gediklilerinden Fred Armisen’in başrolünü paylaştığı Portlandia dizisinden çok önce başladığını söylemek egoma iyi gelir ancak doğru olmaz. Solisti olduğu ve 2006 yılında dağılan Sleater-Kinney ile geçtiğimiz ocak ayında “No Cities to Love” albümünü çıkaran Brownstein, mizahi, politik ve feminist duruşuyla modern kadının punk ihtiyacını karşılıyor.

        Portlandia, ABD Portland’da geçen ve oradan karakterleri anlatan bir dizinin sizi ve çevrenizi nasıl derinlemesine anlatabileceğini göstererek şaşırtan cinsten. Feci şekilde kadın mizahçı sıkıntısı çeken bir ülkenin popüler kültüründe yaşadığım için hem politik hem feminist hem de komik olmaktan korkmayan Brownstein bana tekboynuz gibi geliyor. Punk’ta mizahın istiridye içinde bir inci kadar saklı ve zor bulunan bir şey olduğunu düşünürsek henüz 1996 yılında ünlü olmakla ilgili “I wanna be your Joey Ramone” şarkısını yazan kadına saygı duymamak mümkün değil.

        Geçtiğimiz hafta yayınlanan “Hunger Makes Me A Modern Girl” kitabında kendisinin de içinden geldiği 90’ların “Riot Grrrl” furyası etrafında yaratılan efsanelerin bizzat yaşayan tarafından anlatıldığında aslında ne kadar komik olduğunu gösteriyor Brownstein. Ne yaşadıklarımın üstünde ne de benden kötü durumda olmayarak ayağı yere basan müzik yapan Carrie Brownstein, Sleater-Kinney’in kesin dönüşünü müjdeliyor. Takip etmekte yarar var.