Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Eski Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanı Nur Birgen'e basın yoluyla hakaret ettikleri iddiasıyla Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile gazeteci Barış Yarkadaş'ın yargılanmasına devam edildi.

Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Prof. Dr. Fincancı ve gazeteci Yarkadaş ile müdahil Birgen katıldı.

Duruşmada şikayeti sorulan Birgen, ''Fincancı, basın organlarına verdiği çeşitli röportajlarda, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu Başkanlığına getirilmeyi hak etmediğimi, işkenceyi gizlediğim için ödüllendirildiğimi ve bu konuda İstanbul Tabip Odasının verdiği disiplin cezaları bulunduğunu söylemiştir. Bu cezaların iptal edildiğini bildiği halde bu şekilde beyanlarda bulunarak beni küçük düşürmüştür. Bu nedenle şikayetçi oldum'' dedi.

Sanık Fincancı da dava konusu röportajı verdiği sırada, özellikle Mehmet Ağar döneminden başlayarak Adli Tıp Kurumuna yapılan atamaların yoğun olarak tartışıldığını ifade ederek, ''Ben hem Adli Tıp Kurumunda görev yapmış bir kişi olarak, ayrıca İstanbul Tabipler Odası Sekreteri olarak, Adli Tıp Uzmanları Derneği olarak görüş ve düşüncelerimi çeşitli ortamlarda ve basında dile getirdim. Dava konusu röportaj da bunlardan biridir. Bu ne ilktir, ne de sondur'' diye konuştu.

Sanık Yarkadaş ise dava konusu röportajın, kanser hastası Güler Zere'nin Adli Tıp Kurumunda yaşadığı sorunların ve Münevver Karabulut olayına ilişkin kurumda yaşanan olayların gündemde olduğu sırada yapıldığını belirterek, Fincancı'nın söylediklerini sansürsüz bir biçimde aktardıklarını, amaçlarının kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu kaydetti.

Sanık avukatlarının sorular yönelttiği Birgen, Adli Tıp Kurumu 3'üncü İhtisas Kurulu Başkanlığına 28 Temmuz 1997'de atandığını ve 17 Ocak 2011'de emekli olarak ayrıldığını kaydetti.

Sanık avukatı Meriç Eyüpoğlu'nun, diğer kurul başkanlarının aksine kendisinin görevinin değiştirilmediğini belirterek sebebini sorması üzerine Birgen, ''Bilemiyorum, herhalde çok çalışkan ve objektif bulunduğum için değiştirilmemiştir'' dedi.

Avukat Eyüpoğlu'nun, Birgen'in adının uluslararası raporlarda ''işkenceye karşı kötü hekim tutumu'' başlığı altında geçtiğini belirterek, bu raporlardan haberi olup olmadığını sorması üzerine Birgen, bu gibi raporların Dışişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığına gönderildiğini, bakanlığın da bu raporları cevapladığını ifade etti.

Avukat Yağmurdereli'nin tepkisi
Söz alan sanık avukatlarından Eşber Yağmurdereli de 1997'de Çankırı Hapishanesinde bulunduğunu, Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun raporuyla sağlık nedenlerinden ötürü cezasının bir yıl ertelendiğini kaydetti.

İstanbul'da bulunduğu sırada Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının, Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine kendisini Adli Tıp Kurumuna sevk ettiğini belirten Yağmurdereli, ''Çankırı Savcısı, benim sakatlığımı ileri sürerek cezamın tümden ortadan kaldırılmasını sağlayacaktı. Ben bunu bildiğim için Adli Tıp Kurumuna gitmedim. Bunun üzerine erteleme kararı geri alınarak cezaevine konuldum. Cezaevi dosyamda müdahilin raporu vardı. Beni muayene etmeden cezaevinde yatmamda sakınca olmadığını bildirmiş. Çankırı Devlet Hastanesinin heyet raporuna rağmen nasıl böyle bir rapor vermiş?'' diye sordu.

Birgen de Yağmurdereli'ye muayene olması için yazı yazıldığını ancak muayenesi yapılamadığı için kendisinin herhangi bir rapor düzenlemediğini söyledi.

Yağmurdereli, müdahil Birgen'in soruya cevap verdiği sırada, cevabı dinlemeyeceğini belirterek salondan ayrıldı.

Sanık avukatlarından Efkan Bolaç da ''Nur hanım beni hatırlıyor musunuz? Hatırlamanız mümkün değil. 1995'te stajyer avukatken iki gün işkence gördükten sonra Beyoğlu Adliyesine sevk edildik. Ayakta duramayacak haldeyken bana 'sağlam' raporu vermiştiniz. Bundan sonra 1994-1997 yılları arasında verdiğiniz raporları araştırdım. Benim de tanık olduğum olaylar nedeniyle Şebnem Hanım'ın söyledikleri doğrudur. İlk cezanızı da benim şikayetim üzerine almıştınız'' dedi.

Sanık avukatlardan Taylan Tanay'ın, Güler Zere ve Abdullah Akçay'ı tanıyıp tanımadığını sorduğu Birgen, bu kişilerin muayene için geldiklerini söyledi.

Tanay'ın, Birgen'e ''Şu an nerede olduklarını biliyor musunuz?'' demesi üzerine hakim Gülden Filiz Tüysüz, bu kişilerin hayatlarını kaybettiklerinin bilindiğini kaydetti.

Nur Birgen, Güler Zere hakkında hastanede tedavi edilmesi yönünde rapor düzenlediklerini belirterek, bu karara yapılan itiraz sonucu Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun da bir değerlendirme yaptığını ve kendileriyle aynı doğrultuda karar verdiğini anlattı.

Duruşma, sanıklar ve avukatlarının son savunmalarını hazırlamaları için ertelendi.

Bu arada, gazeteci Barış Yarkadaş, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada, şu anda bir gazeteci olarak hakkında açılan davalardan dolayı 10 ila 15 yıl arasında hapis tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Yarkadaş, ''15 yıl hapis tehdidiyle karşı karşıya kalan bir gazetecinin halkın haber alma hakkını savunmasını ya da düşüncelerini özgürce ifade etmesini nasıl bekleyebilirsiniz? Türkiye'de artık gazetecilerin yargılanması ayıbına son verilsin'' dedi.

AA