Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        CHP tam 38 yıl önce yine mayıs günü benzer sürece tanıklık etti.

        Hem de aynı söylemlerle; lidere vefa, sadakat, ihanet...

        Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün adaylığını açıklaması sonrası söylenenlerle örtüşen söylemler hâkimdi.

        O gün Nihat Erim hükümetine destek sorun olmuştu; bugün ise Deniz Baykal’ın kaseti...

        Bir de İnönü’nün istifası söz konusu değildi.

        Ecevit, “milli şef”, “büyük lider” İsmet İnönü’ye karşı aday çıkınca, CHP yönetiminden dünküne benzer üslupla, “vefasızlık, sadakatsizlik, lidere ihanet”

        suçlamaları yükseldi.

        Meydan okumalarla kurultaya gidilirken parti iki parçaya ayrıldı.

        Ecevit’in kurultay konuşması da bunu açıkça ortaya koydu:

        “Aslında sorun, CHP’yi eski yörüngesine veya yeni yörüngesine oturtma sorununun da ötesindedir. Hatta sorun ‘ya ben, ya Bülent’ sorununun da ötesindedir. Tekrar söylüyorum, asıl öncelikle ölçülmesi gereken şudur: CHP’de buyruk mu işleyecek, hukuk mu işleyecektir? Buna karar vereceğiz... Daha açık söylüyorum, vereceğiniz karar şudur; demokratik bir partinin kanunlara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, kapıkulları mı olacağız, karar sizindir.”

        Delege Ecevit’i seçti..

        Kurultay sonrası Ecevit, saygıda en küçük kusurda bulunmasa da İnönü’de hep bir burukluk kaldı.

        BAYKAL’IN SESİ

        Şimdi çıkıp, “Baykal İnönü değil; daha adaylığını açıklamadı ki” denilebilir.

        Ancak dün “geri dön” çağrısında bulunan MYK üyelerinin, kendisini bir gün olsun şüpheye düşürmemiş, onun sözünden çıkmamış ve söylemlerini aynen tekrarlamış Baykal’a gönülden bağlı olanlardan oluştuğu da unutulmamalı.

        Dolayısıyla bundan sonra yaşanacakları görmek için dünkü gelişmelere bakmak yeterli.

        Partinin en etkin ismi Önder Sav da büyük cesaret gösterip, “Baykal aday olsa bile Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğim” dedi.

        Milletvekillerinin ağırlıklı bölümü, Kılıçdaroğlu’nun yanında yer aldı.

        İl başkanlarının bugünkü toplantısından çıkacak sonucun benzer olması da kaçınılmaz.

        ERDOĞAN TETİKLEDİ

        CHP’de ister 6 Mayıs 1972 Ecevit’in; ister aynen bugünkü gibi yine 23 Mayıs gününe denk düşen 1999’da Altan Öymen’in seçildiği kurultaya benzetilsin, yeni bir sürecin kapısı aralandı.

        Bu kapıyı aralayan da Başbakan Tayyip Erdoğan oldu.

        Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu, cumartesi saat 17.30’da bu satırların yazarının da tanıklık ettiği konuşmasında, “Aday değilim, adaylık başvurusu da yapmayacağım” dedi.

        Erdoğan ise pazar günü,

        Biz Anayasa yaparken, Başkan neler yapıyormuş” diyerek Baykal’a bindirip CHP’lileri etrafında daha da kilitlemeyi hedefledi; ancak tam tersi oldu.

        Erdoğan’ın, CHP’lilerin Kılıçdaroğlu’nu cesaretlendirip aday olmasını sağladı.

        Baykal, kurultayda Kılıçdaroğlu’nun karşısına İnönü’nün yaptığı gibi çıkar mı?

        Veya süreci iyi yönetip partinin onursal genel başkanı olarak kalıp, tartışmasız, kavgasız bir kongrenin yolunu mu açar?

        Birincisi bölünmeyi; ikincisi ise İnönü-Ecevit kongresinde yaşandığı gibi parti bütünlüğünde sade bir ayrışmayı, yenilenmeyi, CHP’nin yeni bir açılım sürecine girmesini getirir.

        Bakalım Baykal hangisini tercih edecek...

        msarikaya@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar