Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        520 bin, il nüfusu 1 milyon 250 bin. Türkiye'nin il bazında kişi başına gelir

        verileri yok. Ama Samsun'un Türkiye ortalamasının üstünde olduğu ve Karadeniz

        bölgesinin en iyisi olduğu söylenebilir. Neden olmasın ki? Liman var, demir yolu

        var, kara yolu bağlantıları ve dolayısıyla hinderlantı var. İyi bir ticari merkez.

        Kentin her iki yanında Türkiye'nin en verimli iki ovası. Bafra ve Çarşamba Ovaları.

        Ovaları da yapan iki büyük nehir. Bu özellikleriyle Samsun ülkenin tarımsal gücü en

        yüksek illeri arasında. Bu verimli ovalarda ve Karadeniz iklimi koşullarında hemen

        her şey yetişiyor. Meyve, sebze, pirinç, kavun, karpuz, tütün, seracılık, fındık,

        buğday, mısır, ne istersen ek veya dik oluyor. Toprak bol ve verimli. Sulama veya su

        sorunu yok. Hem denizden hem de nehir ve barajlardan dolayı balıkçılık üretimi

        yaygın. Aynı zamanda bölgesel merkez olması eğitim, sağlık ve ticari yönden kenti

        besliyor.

        Bu özellikleri tabi ki kentin göç almasına yol açıyor. Özellikle Karadeniz'in

        doğusundan çok göç alıyor Samsun. Ama aynı zamanda burada belli bir servet ve

        sermaye birikimi elde edenler Marmara ve Ege'ye göç ediyor. Samsun bir yerde orta

        durak yeri gibi. Bu da kentin hızını kesiyor.

        Ancak yine de tarımsal üretim, meyve ve sebze çeşitliliği ve zenginliği, gelir

        düzeyinin yüksekliği, demografi zenginliği mutfağına, lokantalarına yansımış. Bir

        yanda Çarşamba başka bir telden çalıyor, diğer yanda Bafra. Samsun sanki ortada

        kalmış gibi.

        İLÇELERİN PİDE YARIŞI: Ancak yine de kentin en yaygın yiyeceği tüm Doğu Karadeniz

        illerinde olduğu gibi pide. Hatta olduğu fazla, bu kentte pide yeme geleneği ve iyi

        pide yapma doruk noktasına çıkıyor. Denilebilir ki, hamur işleri, pide ve ekmekçilik

        Türkiye'ye kuzeyden ve daha çok Gürcistan'dan bulaşmış. Doğal olarak Türkiye'de en

        yaygın kullanımın sınır bölgeleri olması gerekir. Ancak öyle değil. Sanki hamur

        işleri bir Gürcistan'da bir de Samsun'da tepe yapıyor. Samsun'da pide rekabeti öyle

        yoğunki, ilçeler birbiri ile yarışıyor. Terme Pidesi, Çarşamba Pidesi, Bafra Pidesi

        gibi. Aynen reklamdaki gibi; "Yok aslında birbirinden farkımız ama biz ..."

        İlçelerin pideleri arasında Samsun Pidesi unutulmasın. Türkiye'de daha yaygınlaşan

        da Samsun Pidesi. Zincirler kuruldu artık.

        PAZARLARI GÜNE PİDEYLE BAŞLANIR: Her pazar günü Samsunlu da güne pideyle başlıyor.

        Samsun'da kıymalı, peynirli ve yağlı pide en yaygınları. Karışık, kavurmalı,

        pastırmalı, sucuklu, sebzeli olanlar da var elbette. Ama en yaygını kıymalısı.

        Kıymalı da genelde kapalı yapılan bir pidedir. İsteyen içine tereyağı koydurur,

        isteyen yumarta kırdırır. Kapalı kıymalı pideye yumurta kırdırmak burada ayrı bir

        şey. Buna bacalı pide deniyor. Hatta kaç yumurta isteniyorsa ona göre, iki bacalı,

        üç bacalı diye spariş ediliyor. Bacalı deyimi, pişmiş kapalı bidenin üstünün yumurta

        kırılması amacıyla baca biçiminde açılmasından ileri geliyor. Yumurta kırıldıktan

        sonra baca bir süre kapatılıyor ve buharla pişme sağlanıyor. Kalabalık bazı gruplar

        7-8 bacalı bile isteyebiliyor. Bu kez pidenin uzunluğu metreleri buluyor. Tıpkı

        Adanalılar'ın metrelik kebabı gibi. Masaya ancak bir kaç kişi getiriyor.

        HAMSİ ŞİŞ YAYGIN: Pidenin yanında Samsun'da lavaş pide de yaygın. Bununla döner

        yemek de. Pidenin yanında ikinci yiyecek de döner olarak karşımıza çıkıyor. Doğu

        Karadenizliler işin içinde oldu mu, karalahana ve fasulye turşusu kavurması olmadan

        olmaz. Bu nedenle Samsun'un tanınmış lokantalarının hemen hepsinde bu yemekler var.

        Mısır ekmeği ve elbette hamsi, balık da yaygın. Özellikle de hamsi şiş çok yaygın.

        Kılçığı alınmış kıvrılarak şişe geçirilmiş ve ızgarada pişirilmiş hamsinin hem tadı

        iyi, hem yenmesi kolay hem de görseli müthiş. Böyle olunca da hamsi şişi yapan

        balıkçı lokantası öne geçiyor. Diğerleri de onu izlemek zorunda kalıyor.

        Yine Samsun'a göç edenlerin varlığından olsa gerek kaz tiridi de buranın yöresel bir

        yemeği. Ancak lokantalarda yaygınlık bulmuş değil. Bafra Nokulu ve Çarşamba

        kıvratması da öyle. Ya da Bafra Lokumu, Bafra havyarının adı duyulmuş ama yaygın

        kullanım alanı yok. Bafra Dondurması veya Balkaymak ise Maraş dondurması gibi olmasa

        da ünü yayılmış. Büyük kentlerde yenilebiliyor. Maraş'ın dondurmada Mado'su varsa,

        buranın da Samdo'su var.

        Buğu kebabı, döneri, lavaşı

        Samsun'un en eski lokantası 1933'te Çarşamba'da kurulan ve 1974'e Samsun'a taşınan

        Et Lokantası. Şimdi üçüncü kuşaktan Ali Yalçınkaya işin başında. Klasikleşmiş,

        lezzetini bir o ölçüde tutturmuş, menüsünü oturtmuş bir lokanta. Döneri ve buğu

        kebabı çok tutuluyor. Lavaşla birlikte verilen dönerin porsiyonu 9 lira, kilosu 90

        lira. Buğu kebabı ise sinirlerden ayıklanmış kuşbaşı etin bezelye ile baharatlar,

        havuç, soğan, sarımsak, kekik

        eşliğinde tencerede kavrulması, sonra da üstünün kapakla kapatılıp etrafının hamurla

        çevrilmesinin ardından iki saat buharda pişirilmesiyle yapılıyor. Onun da porsiyonu

        9 lira, kilosu 90 lira. Et Lokantası'nın bu iki et yemeği çok tutuluyor. Her gün üç

        çeşit sebze, 9 çeşit et yemeği çıkartılıyor. Burada ızgara et yok, balık yok, içki

        de yok. Sadece yemek var.

        Oskar Restaurant 1948'de kurulmuş. Üçüncü kuşak iş başında. Tam merkezde, zengin bir

        tencere yemekleri tezgahı süslüyor. Hemen her yemeği mükemmel. Tandır ve Ankara Tava

        en çok gidenlerden. Balık ve ızgara çeşitleri de bol. Her gün 10 çeşit tatlı ve 30

        çeşit zeytinyağlı yapıyorlar. Bu yönüyle Oskar İstanbul'daki Kanaat Lokantası'nı

        andırıyor.

        Samsun mutfağına bankacı eli değdi

        Zali bir Gürcü ismi. Ancak Zali Restauarant bir gürcü mutfağı değil. Sahibi Dilek

        Metin'ın Gürcü kökenli olmasından geliyor bu isim. Dilek Metin 34 yaşında ve

        bankacılıktan restoran işine geçenlerden. Başka örneklerine de sık rastlıyorum. Çoğu

        da başarılı oluyor. 2001'e kadar bankacılık yapmış. Banka batınca mali müşavir

        eşinin de katkısıyla önce Dimeta Lokantası'nı açmış. Dimeta ismini, çocukları ve

        eşinin adlarının baş harflerinden üretmiş. Döner ve mantı ağırlıklı bir mekan.

        Ardından da 2005'te Tarihi Elmas Hanım Konağı'nda Zali Restauarant'ı açmış. Burada

        güveçler, pizzalar, pideler, mısır ekmeği ve turşu kavurması da var. Ama daha çok

        fındıklı mantısı, lavaşlı döneri, güveçte menemeni ve fincanda pişen Türk kahvesiyle

        ünlü. Kahve resimde de görüldüğü gibi, cezvede değil fincanın içinde pişiyor. Mekan

        geniş, avlulu ve bahçeli. Yemek yanında tango dersleri veriliyor ve tango geceleri

        de yapılıyor. Tabii müzik de var. Ancak içki yok. Çünkü Dilek Metin "Ben içkiden

        Diğer Yazılar