Ağustos ayı tatil ayıdır ama finansal piyasalar için değil. Bu durum en azından Türkiye için böyle. Geçen yılki ağustos ayında yaşananları hatırlamak yeterli. 

Bu ağustosta ise dünya piyasalarında ciddi yol ayrımları ile birlikte büyük karışıklıklar yaşanıyor ve bunun gölgesi Türkiye’ye düşüyor.

-Sorun ticaret savaşları, kur savaşları, küresel büyümenin yavaşlaması, merkez bankalarının yeni bir faiz indirimini başlatması ve parasal genişlemeye gitmeye hazırlanmasından çıktı. Merkez bankaları politika faizleri, hazine tahvil faizleri, Libor oranları, mortgage ve kredi faizleri olmak üzere dünyadaki bütün faizler sert bir şekilde geriliyor.

YARI YARIYADAN FAZLA GERİLEME

-ABD 10 yıllıklarında oranlar geçen hafta yüzde 1.74’ten yüzde 1.47’ye indikten sonra Cuma gününü yüzde 1.56’dan kapadı. Ancak düşüş bununla sınırlı değil. 10 yıllıklar 2008 sonrasında en yüksek düzeyine 9 Ekim 2018’de 3.26 ile ulaştı. O tarihten bu yana da geriliyor ve 15 Ağustos’ta gördüğü 1.47 ile yarı yarıyadan fazla düştü. Bu açıdan faizler küresel kriz sonrasının en büyük düşüşünü yaşadı.

-Dolar Libor faizi de yıl başında yüzde 3 civarındaydı ve çeşitli vadelerde ise geçen hatfta itibariyle yüzde 2 civarına indi. 12 aylık Libor faizi ise yüzde 1.9450 ile iki yıl aradan sonra ilk kez yüzde 2’nin altına geriledi.

16 TRİLYON DOLAR NEGATİF FAİZ

-Tahvil piyasasında sadece faiz düşüşü yok aynı zamanda negatif tahvil faizi var. Her geçen gün tahvil faizleri giderek daha çok oranda pozitif faizden negatif faiz tarafına geçiyor. Son olarak negatif faizle işlem gören tahvil tutarı 16 trilyon dolara ulaştı. Bu durum ilk kez gerçekleşiyor.

RESESYON BEKLENTİSİ ÇOĞUNLUKTA

-Tahvil piyasasında faiz düşüşü ve negatif faiz yanında verim eğrisi de normaden şaştı ve terse döndü. Uzun vadeli tahvil faizleri öylesine geriledi ki, kısa vadeli tahvillerin altına indi. Ya da tahvil yatırımcısı kısa vadede sorun ve riski yüksek görüyor.

-Zaten verim eğrisinin tersine dönmesini de piyasalar resesyonun güçlü bir ön göstergesi olarak gördü. Şimdiye kadar ABD’de her resesyon öncesinde tahvil verim eğrisi terse dönmüş. Bir kez daha tersine dönüş gerçekleşti. 1-1.5 yıl içinde bir resesyon bekleyenler artık çoğunlukta.

BORSALAR DA ARTIK GERİ VİTESTE

-Bu nedenledir ki zaten hisse senedi piyasaları yeni rekorlar kırmaktan ve iddialarından vazgeçti. Böylece tahvil piyasası ile hisse senedi piyasası farklı iddialarla bir kez daha karşı karşıya geldi. Maçın galibi yine tahvil piyasası. Bir kez daha temel bir piyasa olduğu, makro okumayı iyi yaptığı anlaşıldı.

-Yönlerini aşağıya çeviren borsaların ortalama kaybı son üç haftada yüzde 5. MSCI endeksiyle gelişmiş borsalar son dönemin tavanını 2.218 puanla 24 Temmuz’da yaptılar. 16 Ağustosta ise 2.108 puana gerilediler.

ARTIK ÖNLEM ZAMANI

-Ticaret savaşı ile başlayan, kur savaşı ile süren, küresel büyümeyi vuran gelişmeler küresel piyasaları baştan sona sarsıyor. Tahvil, hisse senedi, emtia, paralar, kripto paralar, altın gelişmelerin göbeğinde yer alıyor.

-Piyasalar kötüleştikçe dünya büyüme beklentisi daha da düşüyor. Kendi başına bırakıldığında rahatlıkla birbirini besleyen bir döngüye dönüşmesi ve olumsuzlukların dünya ekonomisini bir kez daha krize sürüklemesi işten bile değil. Ortaya çıkan sorunlar ve beklentiler karşısında önlem alma gereği her zamankinden daha fazla.

TAMİRDE BAŞROL TRUM’IN

-Bu konuda başrol yine Amerika ve yine Trump’ta. Çünkü sorunu çıkartan kendisi. Geçen hafta “Trump piyasalarla oynuyor” diye yazmıştım. Trump attığı adımın yarattığı sonuçtan memnun değilse tutumunu rahatlıkla ve aniden değiştirebiliyor, geri adım atabiliyor. Oyun darken de bunu kastetmiştik.

-Piyasalardan gelen yıkıcı tepkiler üzerine Trump Çin’e yeni gümrük vergilerinden geri adım attı. Ancak bunun geçen hafta yetmediği de görüldü. Çin ile süren ticaret görüşmeleri konusundaki açıklamaları da artık daha pozitif. Ama inandırıcı mı, değil. Çünkü piyasalar düzelirse savaşı kaldığı yerden devam ettirecek.

-Trump’ın FED konusunda daha yapıcı bir dil kullanması gerekebilir. Çünkü küreselleşmenin geldiği aşama itibariyle FED sadece ABD’nin değil, özellikle doların rezerv para özelliğinden dolayı tüm piyasaların merkez bankası gibi.

-Başkan Trump’ın hafta sonu bazı yatırım bankalarının CEO’larıyla görüştüğü haberleri yer aldı. Piyasaların kötüleşmesi karşısında Trump’ın bu kez yapıcı bir tutumla toparlayıcı olması beklenebilir. Ancak bu yapıcı tutumunu da sürdürmesi gerekecek. Çünkü bu kez durum oldukça kötü.

ÇİN’DEN DESTEKLEYİCİ HAMLE

-İkinci önlem Çin’den geliyor. Çin yavaşlayan ekonomiyi desteklemek için tüketimi artırmaya, bunu gerçekleştirebilmek amacıyla da gelir artırıcı önlemlerin ucunu gösterdi. Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu'nun, tüketimi canlandırmak için bu yıl ve gelecek yıl net geliri artırma planı ortaya koyacağını belirtmesi piyasa genelinde iyimserliği artırdı.

ALMANYA’DAN BEKLENEN DESTEK

-Önlem alabilecek üçüncü ülke Almanya. Hem cari fazlası var hem de bütün vadelerdeki tahvilleri negatif faizli. Yani borçlanarak harcama ve yatırımlarını kolaylıkla finanse edebilir, bu yolla da küresel büyümeye katkı verebilir.

-Bu konuda ilk sinyal ve açıkmalar geldi. Eğer İngiltere’nin anlaşma olmadan AB’den ayrılığı gerçekleşir ve AB’de resesyon önlenemezse Almanya 50 milyar euroluk bir harcama paketi açıklayabilir. Haberi Alman Finans Bakanı Scholz verdi.

İLK MESAJ FED’DEN GELEBİLİR

-Önlem derken merkez bankalarını atlamamak lazım. Durgunluk veya resesyon ya da krizle mücadelede en ön saflarda olacak kurumlardan biri merkez bankaları. Gelişmeler üzerine FED’den beklenen faiz indirimi arttı. FED’in ilk toplantısı 18 Eylül’de. Bu gidişle indirimi yapar ve yenilerine kapıyı da açık bırakabilir.

-Bu faiz kararından önce ise FED Başkanı Jerome Powell’ın bu ay sonuna doğru yapılacak Jackson Hall toplantısında konuşması var. FED başkanlarının ancak mesaj vermek istediklerinde bu toplantıya katıldıkları yönünde güçlü bir piyasa algısı oluşmuş durumda.

ECB’DEN BÜYÜK PAKET BEKLENTİSİ

-Daha etkili bir adım Avrupa merkez bankası ECB’den gelebilir. Çünkü sadece faiz indirimi değil yeni bir parasal teşvik paketi açıklaması bekleniyor. Hatta bir yönetim kurulu üyesi “Beklentilerden daha büyük bir paket açıklanmalı” diyerek bahsi açtı. Toplantı 12 Eylül’de ve bu tarihe kadar piyasalar beklentilerini yükselttikçe yükseltebilir.

-Bakalım ağustos ayında bozulan küresel piyasalar sonbaharda bozulmaya devam mı edecek yoksa alınacak önlemlerle düzelecekler mi?

TÜRKİYE’Yİ DE ETKİLER

-Küresel piyasaların baskın hale gelen bu gidişi Türkiye için de belirleyici olmaya aday. Bizim de işimiz zorlaşacak. Ama lehimize olan durumlar da var.

-Faizlerin düşmesi dış borç ödemesi yüksek bir ülke olarak lehimize bir durum. Kamu borcunun düşüklüğü de aynı şekilde pozitif.

-Özellikle cari açığı kapatmış olarak bu döneme girmemiz de altın bir fırsat. Yoksa para birimlerinin değer yitirdiği bir dönemde Türk Lirası bu kadar güçlü kalabilir miydi?

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • luckyman06 1 ay önce cari açık ondan bunda para beklemekle olmaz öncelikle üretim yapıp ihracat edeceksin ülkemizde ithalatın tüm ürünlerde olduğu bir yerde ondan bunda para beklemekle cari açık kapanmaz
    CEVAPLA