ABD Ticaret Bakanı 5 gündür Türkiye’de temaslarını sürdürüyor. Hedef 21 milyar dolar olan Türkiye-ABD ticaret hacmini önce 75’e, sonra 100 milyar dolara çıkarmak. Bunu da yüzde 50 yüzde 50 payla yapmak. Talimat ABD başkanından. Elbette böyle bir niyetten sadece memnuniyet duyulur.

Ancak niyetin nasıl gerçekleştirileceği çok önemli. Türkiye ABD’ye ne satacak ve karşılığında ne alacak? Buna göre yeni yatırımlar dahi devreye girebilir.

-Türkiye’nin asıl istediği ise ABD ile serbest ticaret anlaşması (STA) yapmak. Buna ise pozitif bir yanıt alabilmiş değil.

ABD belki yaptığı yanlışları dengelemek ve Türkiye’yi yanında tutmak amacıyla 100 milyar dolarlık ticaret havucu ortaya koyuyor. Türkiye de çok haklı olarak bu hedefe ulaşmak ve devamını sağlamak için önce hukuki bir zemin oluşturmak istiyor.

-Yoksa ihracatın zorlanmaya başladığı bir dönemde dış ticareti artırmayı hedeflemekten daha doğal bir şey olamaz.

İHRACAT İKLİMİNDE BOZULMA

-Dün açıklanan İstanbul Sanayi Odası’nın hazırladığı Türkiye İhracat İklimi Endeksi 51.1 ile son 6.5 yılın en düşük düzeyine indi. 50’nin üstü iyileşmeye 50’nin altı kötüleşmeye işaret eden endekse göre ihracat iklimi giderek bozuluyor.

-Bitişikte İhracat İklimi Endeksi’nin hem son bir yıllık rakamları hem de 2002’den bu yana uzun vadeli seyri yer alıyor.

Son 17 yılı gösteren çizgi grafikte ihracat ikliminin  küresel krizde çok büyük darbe yediği ve endeks değerinin 35’e indiği görülüyor.

 

-Nitekim TÜİK verilerine göre 2009 yılında ihracat 1980 sonrası ilk kez yüzde 22.6 düzeyinde azaldı. İhracat İklimi Endeksi son olarak 2013 yılında 50 düzeyine indi ve sonrasında iyileşme gösterdi.

İHRACATTA TEKLEME

-Endeksi en çok etkileyen kalemlerin başında dünya ticaretindeki büyüme beklentileri geliyor. Ticaret savaşlarının Mayıs 2018’de başlamasından bu yana da dünya büyümesindeki beklenti giderek azalıyor. Son tahminler bu yıl için dünya büyümesinin yüzde 3’ün altına düşebileceği yönünde.

-Türkiye’nin asıl ihracat pazarı ise Avrupa.  AB büyümesi de bu yıl için yüzde 1.9’dan yüzde 1.2’ye indirildi. Buna ve Euro’daki değer kaybına bağlı olarak yılın 8 ayındaki ihracat artışı ancak yüzde 2.9 düzeyinde olabildi. Ağustos ayı artışı ise yüzde 1.7. 2018’deki ihracat artışı yüzde 7, 2017’deki de yüzde 10.1 idi.

İHRACATIN DAYANDIĞI 3 AYAK

-İhracatta performans artışı için üç önemli katkı veya ayak gerekiyor.

Bunlardan biri iç talebin zayıflatılarak şirketlerin dış pazarlara yöneltilmesi, dış pazarın büyümesi ve üçüncüsü de kur katkısı.

-Açıkçası yurtiçi talebi zayıflatmayı hiçbir hükümet istemez. Bu zorunlu olarak gündeme gelir. Tıpkı geçen yılın son çeyreğinde ve bu yılın ilk yarısında olduğu gibi. Yüzde 7.7’den başlayan iç talep daralması son olarak yüzde 1.1’e indi. Burada yeniden daralmaya gitmeyi hükümet istemez. Zaten gelecek yıl için Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 5 büyümeyi hedefini açıkladı. Bu çerçevede yurtiçi talep daha fazla daralmadan pozitif büyümeye dönebilir. Düşen enflasyon, düşen faizler ve kısılan tüketimin normalleşmesi de yurtiçi talebin canlanmasına katkı verebilir. Dolayısıyla buradan ihracata destek çıkmaz.

ÜÇ BACAĞIN İKİSİ SAKAT

-İhracata katkı yapacak ikinci unsur ihracat pazarının büyümesi. Burada da küresel büyümenin ivme kaybettiğini görüyoruz. Türkiye’nin ihracat pazarı Avrupa’da da büyümenin yüzde 40 düşmesi bekleniyor. Buradan da katkı yok, üstelik ihracatı düşürücü etki var.

-Üç bacaktan iki bacağın sakatlanması performansı düşürür. Önümüzdeki dönemde de ihracatta giderek sıkışmayı ve azalmayı görebiliriz.

BÜTÜN YÜK KUR ÜZERİNDE

-İhracata destek olan üçüncü bacak ise kur ayağı. Sakat iki bacaktan dolayı ihracat artışının bütün yükü kur ayağına binecek gibi. Bu gereklilik de, reel kur anlamında TL’nin değerlenmesine izin verilemeyeceği gibi bir sonuca götürür bizi.

-Hükümetin hedefinde zaten reel kuru düşürmek yok. Bizzat Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak“rekabet gücünü koruyan gerçekçi kur tanımını” yapmıştı. Bu hedef ile ihracatın içine girdiği zor durumu bir araya getirdiğimizde tablo netleşiyor.

DÜŞÜK FAİZ YÜKSEK KUR

-Üstelik hükümetin hedefinde faizleri hızla düşürmek var. Düşük faizlerle hem batık kredi sorununu çözmek ve tüketimi artırmak daha kolay, hem de reel kurun seviyesini korumasına katkı verebilir. Bu da bizi “düşük faiz, yüksek kur” gibi bir formüle götürüyor.

MERKEZ MAKSİMUM İNDİRİM YAPABİLİR

-Bu çerçevede yarınki toplantıda Merkez Bankası nasıl bir karar verebilir?

Kurda dalgalanma yaratmayı da göze alacak kadar faiz indirimi yüksek tutulabilir. Zaten bu yönde pozisyonlar da alınmış gibi. Dolar kurunun TL karşısında dün 5.80’e dayanması buna bir işaret.

-Madem ki piyasa beklentisi yüzde 3 civarında toplandı ve bu oran fiyatlandı, Merkez Bankası mümkün olabilecek en fazla faiz indirimini deneyebilir. Piyasayı beklenenden fazla indirim yaparak tekrar şaşırtabilir. Faiz indirimini 4 puan civarına çıkartabilir. Yüzde 4 veya geçen seferki gibi 4.25 puanlık indirim dahi yapabilir.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!