Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

2021 bütçesi Meclise sunuldu. Bu yılı 239 milyar lira açıkla kapatacağı tahmin edilen bütçenin gelecek yıl biraz toparlanması hedefleniyor. Açık 245 milyar liraya çıkacak ama GSYH oranı yüzde 4.9’dan yüzde 4.3’e gerileyecek. Oran 2022’de yüzde 3.9’a ve 2023’te de yüzde 3.5’a inecek.

Açıklandığında bütçe açığının aşağı çekilmesini yavaş bulmuştum. Çünkü en yakın örnek olarak 2009 krizinde GSYH’nın yüzde 5.2’sine sıçrayan bütçe açığının bir yıl sonra 2011’de yüzde 1.3’e indirildiğini görmüştük.

ÜÇÜ BİRDEN GELDİ

-Ancak rakamları biraz daha inceledikçe, hesap kitap yapınca bu kez durumun daha farklı olduğuna kanaat getirdim. Öyle kısa sürede iyileşme sağlanması zor görünüyor. Hatta belirtilen açık hedefleri tutturulursa başarı olur.

-Neden böyle olduğunu anlamak için bütçenin 3 ana kalemine bakmak yeterli. Bitişikte de yer alan bu kalemlerin 2011 yılı ile 2020 gerçekleşme tahminlerini karşılaştırdık. Bu 3 ana kalemin 3’ü birden kabarıyor ve bütçe açığını büyütüyor. Tek tek ortaya çıksalar baş etmek daha kolay olabilirdi. Üçüyle aynı anda mücadele etmek zorunlu ama sonuç almak çok zor.

PERSONEL GİDERLERİ KABARIYOR

-Bütçenin kabaran kalemlerinden ilki personel giderleri. 10 yıl önceye göre bütçe içindeki payını 2.6 puan artırdı. Yüzde 25.8 ile toplam bütçenin dörtte birini oluşturuyor.

-Memur, işçi, kamu çalışanı milyonlarca kişiye en azından enflasyon düzeyinde zam yapmak zorunlu. Sorun burada değil.

-Her yıl kamuda çalışanların sayıları artıyor. Personel giderlerini kabartan ana neden bu ve bütçeden giderek daha fazla pay almasıyla sonuçlanıyor.

SOSYAL GÜVENLİK AÇIĞI BÜYÜYOR

-Bütçenin ikinci büyük harcama kalemini sosyal güvenlik sistemine aktarılan kaynaklar oluşturuyor. 10 yıl önce bütçenin yüzde 16.8 kadar bir kaynak transferi yapılırken, 2020’de bütçenin yüzde 20.6’sına veya beşte birine çıktı.

- 2009 yılında yapılan sosyal güvenlik reformunun ardından açıklar önce daraldı ama ilerleyen yıllarda giderek büyüdü ve 2020 yılında yeniden GSYH’nın yüzde 5.1’ine çıktı.

-Bu yıl 249 milyar liraya yükselecek kaynak aktarımının gelecek yıllarda kısılması için, yeniden bir reform yapmak kaçınılmaz görünüyor.

FAİZ GİDERLERİ YÜKSELİYOR

-10 yıl öncesine göre farklı bir duruma sahip olan kalemlerden biri de faiz giderleri. Son üç yıldır hızla artıyor. Bütçe içindeki payı 2017’de yüzde 8.4’e kadar indikten sonra 2020’de yüzde 12.7’ye yükseldi.

-Bütçe açığı büyüdüğü ve borçlanma arttığı için, gelecek yıllardaki faiz ödemeleri doğal olarak büyüyecek.

-Bir de en düşük faiz oranlarını gördüğümüz dönemi galiba geride bıraktık. 2009 ve sonrası küresel çapta faiz oranları hızla geriledi, Türkiye’de de. Dolayısıyla faiz giderleri bakımından da en avantajlı dönemi yaşadık ve sıra işin zor kısmına sıra geldi.

-Bu kalemden de önümüzdeki yıllarda tasarruf etme ihtimali olmadığı gibi, payı artmaya devam edecek gibi.

ÜÇ KALEM BÜTÇEYİ SIKIŞTIRIYOR

-Üç büyük kalemin toplamı 10 yıl önce bütçe giderlerinin yüzde 53.4 iken, şimdi yüzde 59.8’ine çıktı. Geriye kalan yüzde 40’lık kısmın içine savunma, sağlık, eğitim, tarımı destekleme, yerel yönetimler, iç güvenlik, yatırımlar gibi pek çok harcama sığacak.

-Büyük kalemlerin payının daha da büyümesi bütçede esnekliği iyice azalttı ve diğer kalemleri sıkıştırdı.

-Yüzde 40’lık kesimde tasarrufa gidilse bile, bunun tutarı düşük kalacak. Tasarruf yapılacaksa ana kalemlerde ve daha çok yüzde 60’lık büyük tarafta olmalı.

REFORMLAR NEREDE YAPILMALI?

-Tasarrufa bütçenin dörtte birini alır hale gelen personel giderlerinden işe başlanmalı. Ancak burada geriye kazanım söz konusu değil. Olsa olsa mevcut durum korunabilir.

-Personel giderlerini artırmamanın yolu, ücret ve maaşları dondurmak veya düşürmekten değil, kamu kesiminin büyümesini durdurmaktan geçiyor.

-Bu kararı almak ve uygulamak çok zor. Çünkü gençlerin büyük çoğunluğunun umudu kapağı kamu kesimine atmak. Bu durumda devletin yeni personel almak yerine mevcut personelle devam etmesi güçlü bir siyasi kararlılığı gerektiriyor.

SOSYAL GÜVENLİĞE KAYITDIŞI REFORMU

-10 yılı geçtikten sonra yeni bir sosyal güvenlik reformu yapmak artık zorunlu hale geldi. 2009 reformunu yaparken sosyal güvenliğe aktarılan kaynakların GSYH’ya oranı yüzde 5.2’ye çıkmıştı. Reformla gerileyen oran ilk kez 2020’de yüzde 5’i geçerek yüzde 5.1’e yükseldi.

-Ancak reform yapılırken mevcut yükümlülükler daha fazla arttırılması yoluna gidilemez. Hem şirketler ve ekonominin durumu bunu kaldırmaz, hem de hakkaniyete sığmaz ve rekabet hukukuna uymaz.

-Bu nedenle olması gereken denenmeli. Yeni sosyal güvenlik reformu yüzde 30’lar düzeyinde seyreden kayıt dışı istihdamı hedeflemeli ve gelir artışı buradan sağlamalı.

SIKIŞMAMAK ADINA

-Bütçede faiz giderlerini düşürmek ise ancak bütçe açıklarını ve borçlanmayı düşürmekle mümkün.

-Giderek büyüyen bu üç ana kalem ancak tek tek ele alınarak küçültülebilir ve yönetilebilir hale getirilirse daha rahat bütçe yapılabilir hale gelir. Yoksa ilerleyen yıllarda daha sıkışacağız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00