Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yılın üçüncü çeyreğine ait büyüme yüzde 6.7 ile beklenenin üzerinde çıktı. Yılın son çeyreğinin iki ayı da geride kaldı. Ekonominin canlılığı son çeyrekte ivme kaybetmekle birlikte sürüyor.

Otomobil, konut, dayanıklı tüketim gibi yurtiçi talep hala canlı. Kredi artışı yüzde 43’e kadar çıktıktan sonra düşüşe geçmesine rağmen ekonomi içindeki etkisi hala devam ediyor. Bizim tahminimiz yılın son çeyreğinde de, üçüncü çeyreğin yarısı kadar, yüzde 3-3.5 civarında bir büyüme ortaya çıkacağıydı.

İLK SOMUT VERİ İTHALAT ARTIŞI

-Yurtiçi talep canlı olmasına karşılık büyüme baz etkisinden dolayı azalacak. Çünkü geçen yılın son çeyrek büyümesi 6.4 ile yüksek bir baz oluşturuyor. Halbuki üçüncü çeyrekteki yüzde 6.7’lik büyüme geçen yılın aynı dönemine ait yüzde 1.0’lik rakamın üzerine gerçekleşti.

-Dün açıklanan kasım ayı dış ticaret verisi ve elektrik tüketiminin kasım ayında artması son çeyrek büyümesinin güçlü geleceği tahminimizi kuvvetlendirdi.

-Çünkü ithalat kasım ayında yüzde 16 arttı. İhracatın yüzde 1 düştüğü ayda ithalat artışı tüketim malı, altın ve hammadde ithalatı artışından kaynaklanıyor.

-Asıl büyük kalem artışı ise ara mallardan oluşuyor. Yani üretim içinde kullanılan hammaddelerin ithalatı söz konusu. Zaten kasım ayı imalat sanayi PMI bir önceki aya göre hız kesmekle birlikte 51.4 ile büyümeye devam ediyor.

İKİNCİ SOMLUT VERİ ELEKTRİK TÜKETİMİ

-İkinci ve daha önemli gösterge ise elektrik tüketimindeki artış. Bitişikte bunun bir tablosu yer alıyor. Yılın ikinci yarısında elektrik tüketiminde meydana gelen hızlı artışın sonucunu üçüncü çeyrekte yüzde 6.7’lik büyümeyle aldık.

-İçinde bulunduğumuz son çeyreğin geride kalan iki ayında da elektrik tüketimi artışı devam ediyor. Geçen yılın aynı ayına göre elektrik tüketimi ekimde yüzde 5 ve kasımda yüzde 5.7 artış gösterdi. Hız kesme yok.

-Ben bu verileri görünce yılın son çeyreğinde de güçlü bir büyümeyle karşılaşacağımızı düşünmeye başladım. Son çeyrekte yüzde 3’ün üzerinde büyürsek yıllık büyüme yüzde 1’in üzerinde gerçekleşir. Geçen seneki büyümemiz yüzde 0.9 ve bunun üzerinde bir rakamla 2020 yılını kapatıyoruz gibi.

BUCANLILIK NEDEN?

-Üstelik bunu, küresel salgında, salgın nedeniyle dünya büyümesinin yüzde 4.2 ile sert daraldığı bir yılda yapıyoruz. Bunun ihracat, turizm, taşıma ayakları var. İhracat geçen yıla göre 14 milyar dolar, seyahat gelirleri 20 milyar dolar, taşıma gelirleri 10 milyar dolar daha eksik gerçekleşiyor.

-Karantina dönemleri yaşadık, ekonomiyi paydos ettik, fiili ve gerçek işsizlik arttı. Yüzde 1’in üzerinde büyüme bütün bunlara rağmen oluyor.

-Ekonomide mucizelere yer yok. Bir tarafı düzeltirken başka bir tarafı bozarsınız. Türkiye’yi yönetenler de küresel salgına büyümeyi tetikleyerek karşılık vermeyi tercih etti.

-Çünkü kaynakları sınırlı bir ekonomi olarak devletin düşük gelirli kesimlere yapacağı yardımlar sınırlıydı. Ekonomiyi varlığı olan kesimler üzerinden canlandırarak yardım yapamadığı düşük gelirli kesimlerin alacağı hasarın azaltılması amaçlamış olabilir.

-Zor koşullarda ve her şeye rağmen ekonomiyi büyütmenin bedeli de çok yüksek çıktı ve çıkmaya devam edecek.

FATURASI YÜKSEK BÜYÜME

-İlk somut sonuçlar dış açıktaki hızlı büyüme. İhracat yaklaşık olarak bu yılı 14 milyar dolar düşüşle ithalat ise 7 milyar dolarlık artışla bitirecek. Dış ticaret açığı 50 milyar dolara yükselecek. Bağlı olarak cari açık 35-40 milyar dolar arasında bir yere çıkacak. Milli gelire oranı yüzde 5’in üzerine çıkacak.

-Açıktaki büyüme ve dış borç ödemeleri döviz kuru üzerine baskı yapıyor. Rezervleri de cari açığın ve ödemeler dengesinin finansmanında kullandık. 9 ayda Merkez Bankası 46.2 milyar dolarlık rezervi bu amaçla kullanıldı.

-Kura döviz satışı yoluyla müdahale imkanı azalmasına rağmen faiz artırmada da çok geç kaldık. Sonuçta kurlar hızla arttı ve enflasyonu yükselten ana ayak oldu. Alım gücünün ve dolar bazında kişi başına gelirin düşmesine yol açtı.

1 YILDA 1 TRİLYON TL

-Banka kaynaklarını aşırı kullandık. Çok bol ve çok ucuz para dağıttık. Mali olmayan kesime açılan kredilerin stoku 6 Kasım itibariyle 3 trilyon 462 milyar liraya çıkarak rekor kırdı. Son bir yılda 980 milyar lira veya yüzde 44.6’ arttı.

-Sonuçta tıkandık ve faizler yükseldi, kaynaklar da bitti. Önümüzdeki dönem bol ve ucuz kredi olmayacağı gibi geri ödemeler başlayacak.

-İster istemez bankaların tahsili gecikmiş alacakları artacak. Borçlarını ödemekte zorlanan şirketler ve alacaklarını tahsil etmekte zorlanan ve zor bir süreçten geçecek olan bankacılık sektörü ile baş başa kalacağız.

-Her şeye ve çok zor koşullara rağmen büyümenin faturası yüksek çıkacak gibi.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00