Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yılı yeni geride bırakmamız nedeniyle 2000 sonrasının finansal araçların, yurtiçi yerleşiklerin finansal varlıklarının, yurt dışı yerleşiklerin sermaye yatırımlarının bilançosunu çıkardık. Bugün de sıcak paranın yani yurt dışı yerleşiklerin kısa vadeli sermaye yatırımlarının 20 yıllık seyrini ele alıyoruz.

Yabancı sermaye yatırımları dediğimiz sıcak para ya hisse senedine ya hazine faizine ya da mevduata yatırım yapıyor. Bu üç finansal aracın nominal getirilerini döviz kurlarının değişiminden arındırdık ve yabancıların ne kazanç elde ettiklerini bulduk.

Getiriler tek bir tarih değil, yıl boyunca oluşan fiyatlar üzerinden gerçeğe daha yakın görünsün diye ortalamaları baz aldık. Döviz kurunu da yarım dolar yarım Euro sepet kurunun ortalaması olarak seçtik.

Bu sürede yabancılar ne kazandılar ne kaybettiler, yıl yıl dökümü bitişikteki tabloda yer alıyor.

20 yılda ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.

1989’DA BAŞLAYAN ÖYKÜ

Yabancı portföy yatırımlarının Türkiye’ye serbestçe gelişi 1989’da 8-9 Ağustos Kararları'yla oldu.

-O tarihten 2000 yılına kadar Türkiye’de hem Hazine faizlerinden hem de borsadan dünyanın en yüksek getirisini elde ettikleri 4-5 yıl yaşadılar.

-Sonra 2001 krizi ile durum değişti. Kamu borçlanmasının kontrol altına alınması Hazine faizlerinden fahiş kazançların önünü kapattı. Mevduat faizleri de Hazine faizlerine bağlı bir seyir izliyor.

-Borsa da 2001 krizinde banka batışlarından en büyük darbeyi yiyen ve sahipsiz kalan kesimdi. Sonraki yıllarda 2000 öncesinin performansına bir türlü ulaşamadı.

-Dolayısıyla yabancılar 2000 sonrasında borsadan da daha düşük getirilerle yetinmek zorunda kaldılar.

1.PERDE: 6 YILLIK YÜKSEK KÂR

-2001 krizi sonrasında 2002’den başlayarak 2007 sonuna, küresel krize kadar devam eden 6 yıllık dönem Türkiye ekonomisi için altın yıllardı.

-Dünya sermaye akımlarının en kuvvetli olduğu dönemlerden biriydi. Türkiye’ye gelen kısa vadeli sermaye yatırımları en yüksek ve en istikrarlı kazançlarını bu yıllarda elde etti.

-Bu dönemde kurdan arındırılmış net Hazine faizi getirisi her yıl yüzde 10-35 oldu. 6 yılın bileşik getirisi yüzde 262 gibi yüksek bir orana ulaştı.

-Yarım dolar ve yarım Euro dan oluşan döviz sepetinin yıllık ortalamasına göre çok iyi bir kazanç.

-Bu kazançta faizlerin nominal düzeyi kadar TL’nin değer kazanmasının rolü var. 6 yılın bir yılında kur artışı sıfır düzeyinde, iki yılda da gerileme var.

-Kurda gerileme yabancılara ayrıca sermaye kazancı yazıyor. Maliye eski bakanı Kemal Unakıtan’ın deyimiyle yabancı sermaye çift taraflı kazandı ve çifte gagaladı.

-Mevduat faizi de yüzde 6.5-22.4 arasında getiri sağladı. Üç ay vadeli mevduatın neti üzerinden hesaplanan mevduat faizinin 6 yıllık bileşik getirisi yüzde 181’e ulaştı.

-Borsada ise bir zararlı yılın haricinde getiri yüzde 3.1-61.7 arasında değişti. 6 yılın toplamında bileşik getiri yüzde 257 ile Hazine faizi getirisinin 5 puan altında kaldı.

2.PERDE: 6 YILLIK TESTERE AĞZI GİDİŞ

-Sermaye hareketlerinin yönünde ve elde ettiği getiride hem dünyada hem Türkiye’de ikinci perdeyi açan gelişme küresel kriz oldu.

-Büyük bir dalgalanmayla başlayan ve sonrasında tarihin en büyük parasal genişlemesi ve en düşük faizleriyle durdurulan krizin etkileri de o kadar büyük ve sarsıcıydı.

-Küresel çaptaki bu büyük oynaklıkla sermaye akımları da, finansal araçlar da bir yıl iyi getiri, ertesi yıl zarar ettirdi. Bu döneme 2008 küresel krizi, 2011 Avrupa krizi ve 2013 Fed açıklamasıyla başlayan sert piyasa kırılması sığdı.

-Sonuçta küresel çapta düşmesiyle faiz getirisi hemen hemen sıfırlandı. Hazine faizi, mevduat faizi ve borsa dolar bazında üç yılı kazançlı, üç yılı kayıplı bitirdi.

-6 yılın bileşik getirileri düşük ve birbirine çok yakın gerçekleşti. Hazine faizi yüzde 27, mevduat faizi yüzde 23 ve borsanın getirisi yüzde 34 oldu. Bu dönem 2013 sonrası gelecek zarar dönemine bir geçiş ve hazırlık gibiydi de.

HER ŞEYİN BAŞI DA SONU DA TL’NİN DEĞERİ

-Bu dönem parasal genişlemenin azaltılması açıklamasıyla açıldı, faizler bir ölçüde yükseltildi, sermaye hareketleri birkaç yıl gelişmekte olan ülkelerden tersine döndü. Yüksek dalgalı ve zararlı bir dönemdi.

-Dönemin son yılı 2020’da pandemiden dolayı yeni ve daha büyük bir parasal genişlemeye gidildi, faizlerde dibin de dibi görüldü.

-Türkiye de piyasa ekonomisinden uzaklaşması, siyasi, jeopolitik ve terör olaylarının etkisiyle tersine sermaye hareketlerini hızlandırdı.

-Sonuçta yabancı sermaye yüksek kazançlarından olduğu gibi, yüksek kayıplara uğradı. TL’nin aşırı değer kaybı Türkiye’ye, ülke varlıklarına yatırım yapan yabancılara büyük zarar verdi.

-Türkiye de bunun bedelini Türk Lirası’nın değer kaybı, yükselen faizler, düşen borsa, düşen varlık fiyatları ve düşen ülke reytingiyle ödedi..

-Bu dönemde faizler yerlerde süründü, doğru dürüstü bir kazanç yoktu. Ama kayıp da aşağı yukarı yoktu. Yabancının asıl büyük kaybı kurun aşırı artışından geldi.

-TL değer kazanırken çift taraflı kazanan sıcak para, TL değer kaybederken de çift taraflı kaybetti.

  1. PERDE: 7 YILLIK ZARAR ZİYAN DÖNEMİ

-Son 7 yılın 6’sında ve bunun da 5 yılında kurdan dolayı yüksek kayıpları oluşan Hazine faizi yatırımcılarının kaybı yüzde 33’e vardı.

-7 yıllık yatırımları sonucu bırakın kazanmayı döviz bazında getirdikleri varlıklarının üçte birini kaybettiler.

-Mevduatta bu oran 2 puan daha yüksek ve yüzde 35 düzeyinde.

-Borsada ise son 7 yılda yüzde 57 kayıp var. Döviz bazında ve ağırlıklı ortalamalar üzerinden. Zaten dolar bazında yıllık ortalama borsa endeksi 2013’de 4.10 dolardı. 2020 yılında 1.62 dolara düştü. 7 yıllık düşüş yüzde 60.

-Ve borsanın yarısı hala yabancı yatırımcının. Geçmişteki yüksek kazançların hatırına veya geçmiş yüksek kazançların umuduna duruyorlar.

-2000’li yıllarda sıcak parayla Türkiye’nin oyununda üçüncü perde böyle kapandı. İlk perdede her iki taraf kazançlıydı. İkinci perdede testere ağzı gibi zigzag çizdik, ortaya karışık bir durum çıktı. Son perde de herkes zarar etti.

-Sonuç ise hep TL’nin değerine yansıdı. İlk perdede değerli TL, ikinci perdede yatay dalgalı TL, son perdede ise değer kaybeden TL ile karşılaştık.

  1. PERDE AÇILDI MI?

-Kasım ayından itibaren ekonomi yönetimi ve ekonomi politikaları değişti. Piyasa dostu yaklaşıma ve ekonominin ana yoluna geri döndük. TL’nin değer kaybı durdu, hatta değer kazanımını başladı. Yabancılar sermaye yatırımları 6 Kasım sonrası her hafta net bazda artmaya devam ediyor.

-Türkiye’nin bu yeni yaklaşımı, sermaye hareketlerinde, sıcak paranın Türkiye kazançlarında ve TL’nin seyrinde kalıcı hale gelir mi? Türkiye’nin sıcak parayla oyununda geçmiştekiler gibi, yıllarca sürecek ve pozitif olacak yeni bir perde açar mı?

-6 Kasım sonrası hareketler devam eder sıcak para Türkiye’ye gelmeyi sürdürür ve para kazanırsa, TL’nin ve ülke varlıklarının değerlenmesine de destek verebilir. Bu durumun yıllarca devam etmesi sıcak parayla 4. perdenin açıldığını bize işaret eder.

DÜNYA ŞARTLARI TAMAM, TÜRKİYE YARIM

-Bunun için küresel çapta bir değişim ve Türkiye’nin değişimi gerekiyor. Küresel çaptaki değişimin pandemi dönemiyle başladığını varsayabiliriz. Küresel krizden daha da büyük bir parasal genişleme, yaygın negatif faizler, güçlenen sermaye akımları var.

-Türkiye bu harekete 7 ay gecikmeyle katıldı. Sonucunu de şimdilik alıyor. Ama yeterince güçlü değil.

-Nedeni ise geri dönülen ana yoldan her an sapılacağına dair duyulan kuşkudur. Reformların gelmeyişi, dış politikada Türkiye’nin önündeki çok zorlu bir maratonun bulunması da herkesi düşündürüyor. Sorunlar aşıldıkça, hükümet girilen yeni yoldan sapmadıkça ilerleme sağlanacak, 4. Perde açık kalacak.

GEÇMİŞTEKİ GİBİ OLMASIN

-Ancak hiçbir zaman 2002-2007 dönemi gibi olmayacak. Ne dünya ne de Türkiye’nin şartları bir daha aynı olmayacak. Türkiye’ye o kadar fazla para gelsin ve TL de aşırı şekilde değerlensin herhalde istemeyiz.

-Çünkü bu ikisini de doğru dürüst yönetemediğimizi gösterdik. Parayı verimli alanlara yönlendiremiyoruz. Sıcak paranın ötesine, ılık paraya, hatta soğuk paraya geçemiyoruz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00