Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Küresel salgın dünya ekonomisini vurdu. Uygulanan büyük karantinaların etkisiyle ekonomiler durdu. Dünya büyük Buhran sonrasının en zor dönemini yaşadı. 2020 yılında da büyüme yerine yüzde 3.5 daralma yaşadığımız tahmin ediliyor.

Karantinalar ve salgına karşı ülkeler farklı farklı önlemler aldı. Kimisi merkez bankası kaynaklarına başvurdu, kimisi yardım paketleri açtı ve mali gevşemeye gitti. Her ikisini karışık biçimde uygulayanlar da oldu.

ÜÇÜ BİR ARADA GENİŞLEME

-Türkiye ise karışık politika setini uygulayanlardan. Hem parasal genişlemeyi yaptı, hem mali genişlemeye gitti, hem de büyük bir kredi genişlemesini uyguladı. Üçünü bir arada yapan ülke ya yok varsa da bizim gibi istisna.

-Üçlü genişlemeye başvurmanın sonuçlarını da batmayan şirketler ve büyüme olarak aldık. Büyük kredi genişlemesi ile özel sektöre bütçe kaynaklarından büyük yardımlar yapmak durumunda kalmadık.

-Yardım paketleri açılmasına açıldı ama sınırlı tutuldu ve toplamı 50 milyar lirayı biraz aştı. Halbuki Merkez Bankası kaynaklarına 500 milyar lira civarında başvuruldu. Kredi genişlemesi ise 1 trilyon lirayı buldu.

TOPLAM BORÇLAR % 29.5 ARTTI

-Ancak adı da kredi, yani borç. Bankalar da reel sektöre ve hane halkına kredileri artırabilmek için yurtdışından borçlandı. Devlet de yurtdışından borçlanmasını artırdı. Sonuçta dış borç da, iç borç da arttı. Devletin de, özel sektörün de, yerel yönetimlerin ve KİT’lerin de, hane halkının da borçları geçen yıl reel olarak arttı.

-Eski Hazine Müsteşar Yardımcısı Hakan Özyıldız Türkiye’nin borçlarını kamu-özel ve iç-dış diye ayırarak dört koldan izler. 2020’nin tümünde Türkiye’nin toplam borçları dört kolda da büyüdü. Toplam borçlar 1.75 trilyon lira arttı ve 7.56 trilyon liraya yükseldi. Yüzde 29.5 düzeyindeki büyüme enflasyonun iki katını buluyor.

Bitişikte yer alan 2002’den 2020 yılına kadar toplam borçların seyrini gözler önüne seren iki tablo var.

ASIL ARTIŞ İÇERİDEN

-Bu kollardan biri borçları iç ve dış diye izliyor. 2020 yılında iç borçlar 1.23 trilyon lira artışla yüzde 35 büyüyerek 4.78 trilyon liraya çıktı. Bu anlamda iç borçların milli geliri yakalamasına az kaldı.

-2020 yılında iç borca daha çok başvuran kamu kesimi oldu. Hazine’nin iç borcu yüzde 40 büyüyerek 481 milyar lira kadar arttı. Hazine’nin iç borç stoku da 1.81 trilyon liraya yükseldi.

-Reel sektör kredilerindeki artış yüzde 26 ile daha düşük. 781 milyar lira artan reel sektör kredileri 3.77 trilyon liraya çıktı.

-Hane halkı borçları iç borçlara dahil ve en yüksek artış burada yaşandı. Çünkü kredi faizleri zaman zaman enflasyonun altındaydı. Bu cazibe yanında negatif mevduat faizden kaçarak gayrimenkule, otomobile, beyaz eşyaya, kahverengi eşyaya, elektronik eşyaya talep yükseldi. Hane halkının borçları da 585 milyar liradan bir yılda 880 milyar liraya çıktı ve yüzde 50 yükseldi.

DIŞ BORÇ KAMUDAN ÖZELE GEÇTİ

-Türkiye’nin dış borçları da TL bazında yüzde 2.29 trilyon liradan 2.78 trilyon liraya yükseldi. Bir yıllık artış yüzde 29.5. Tabii TL bazında izlendiğinden kur artışını da içeriyor. 2020 yılında dolar kurunun TL’ye karşı artışı yüzde 24.9. Dolayısıyla iç borca göre dış borç artışı çok daha makul düzeyde kaldı.

-Dış borcunu en çok artıran taraf yüzde 31 ile Hazine.

-Reel sektörün dış borç artışı ise yine TL bazında yüzde 17, bankaların da yüzde 19. Kur artışı dikkate alınınca bankalar ile reel sektörün yurt dışına net borç ödedikleri anlaşılıyor.

-Dış borçların TL ile izlenmesinin nedenlerinden biri Hazineci olunmasından ama pratikte de Türkiye’nin toplam borçlanmasını bulmak için.

-Sonuç itibariyle Türkiye’de iç ve dış borçların toplamı 7.56 trilyon liraya ulaştı. Milli gelirin 1.5 düzeyinde. Bunun yüzde 63.2’si iç borçlara, yüzde 36.8’si dış borçlara ait.

-2002 yılında ise iç borçların payı yüzde 55.6 ile daha fazlaydı, dış borçlar da yüzde 44.4 pay alıyordu. 2020’de iç borçların payı büyürken dış borçların azaldı.

-Borçların kamu- özel ayrımına gelince durum 2002 göre çok farklı. Kamu ile özel sektör tam anlamıyla yer değiştirmiş. Dış borç kamunun sırtında iken şimdi özel sektörün sırtına geçti.

-Kamu kesiminin borçtaki payı 2002’ye göre yarı yarıya düştü ve yüzde 70.5’ten yüzde 33.8’e indi. Özel sektörün borçlanmadaki payı 2002’deki 29.5 düzeyinden 2020’de yüzde 73.4’e çıktı. Yaklaşık 2.5 kat büyüdü.

TUZAK NEREDE?

-Ekonomik faaliyetler ve özellikle yatırımlar Türkiye’de büyük ölçüde borçlanmayla yapılıyor, öz varlık ve sermaye piyasalarının desteğinden mahrum kalınıyor. Sermaye piyasasından yoksun kalan şirketler ve ekonomi, uluslararası yarışa tek ayakla katılmak durumunda kalıyor.

-Aşırı borçlanma şirketlere ikinci yanlışı daha yaptırıyor. Yüksek faizi ve düşük öz sermayeyi telafi etmek için, yerli parayla borcun yanında dış borca veya dövizle borca başvuruluyor.

-Borçlu olan şirketler dönüp yüksek faizden yakınıyor ve düşük faiz talep ediyor. Bunda başarı sağladıklarında yani baskıyla faizler düşürülünce kur yükseliyor. Kur yükselince de dövizle borçlardan ve açık pozisyonlarından dolayı bu kez şirketler kur zararı yazıyorlar.

-Sonra kurların kontrol altına alınması için faizler yeniden artırılmak zorunda kalınıyor. Şirket kârları da bir yüksek faizden bir yüksek kurdan darbe yiyor. Türk şirketlerinin finansmanda düştükleri tuzak budur.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!