Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son yıllarda yabancı sermaye doğrudan ve portföy yatırımları giderek azaldı. Doğrudan yatırımların parasal tutarı mayıs itibariyle son bir yılda 8.2 milyar dolara kadar indi. Bunun 4.8 milyar doları gayrimenkul alımlarından oluştu. Gayrimenkul dışı doğrudan net yatırım tutarı 3.4 milyar dolar. Rakam 2007 yılında 3 milyar doları gayrimenkul olmak üzere 22 milyar dolara kadar yükselmişti. En yüksek olduğu yıla göre doğrudan yabancı sermaye yatırımı 6’da bir düzeyine geriledi.

Portföy yatırımlarının son bir yıllık net tutarı da 4.7 milyar dolar kadar. 2012 yılında bu rakam da 41 milyar dolara kadar yükselmişti. Kısa vadeli sermaye girişi en yüksek olduğu yıla göre 10’da biri düzeyine indi.

HEM DEĞER KAYBI YÜKSEK

-Sermaye girişlerinin azalmasının elbette birden çok etkisi var. Döviz kuru, döviz rezervi, istihdam, üretim, ihracat gibi.

-Sermaye girişlerinin azalmasına da birden çok neden gösterilebilir. Siyasi, ekonomik, hukuk, jeopolitik v.s. Ama en önemlisi döviz kuru veya TL’nin değerindeki gelişmelerdir.

-Geçmiş dönemde TL değerleniyordu. Bu değerlenme 2013 yılına kadar sürdü. Sepet bazında bakıldığında son 8 yılda TL değer kaybediyor. Son yıllarda ise bu kayıp iyice hızlandı.

HEM ÇOK OYNAK

-Hatta sadece hızlanmadı. Yüksek değer kayıplarını hızlı değerlenmeler izledi. Sonuçta ortaya oynaklığı yüksek bir para birimi çıktı.

-Hem oynak hem de yüksek değer kaybı olan bir paraya veya varlığa da kimse yatırım yapmak istemez. Nitekim olmakta olan da bu.

-Bu nedenledir ki devlet iç borçlanma senetlerindeki yabancı sahiplik oranı yüzde 25 düzeyinden yüzde 5’in altına indi.

-Aynı şekilde borsadaki yabancı sahiplik oranı da yüzde 72.5 düzeyinden yüzde 42.5’in altına geriledi. Hatta halka açıklığı çok düşük bir banka çıkarıldığında ki, gerçek durum da bu, yabancı sahiplik oranı 10 puan daha azalıyor.

YATIRIMCI ÇEKMEYE ENGEL

-JP Morgan Türkiye ve Azerbaycan Direktörü Mustafa Bağrıaçık, Bloomberg’den Aslı Kandemir ve Ercan Ersoy'a verdiği röportajda, Türk Lirası’ndaki dalgalanmaların yatırımcıları çekmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ettiğini söyledi.

-Şimdi durup dururken neden TL’deki oynaklık ve yabancı sermaye konusunun işlendiği akla gelebilir.

Nedeni açık. Türk Lirası 25 Haziran’a kadar dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimiydi.15 aylık dönemde TL’nin dolar karşısındaki kaybı yüzde 25’e vardı.

-25 Haziran’dan 3 Ağustos’a kadar yaklaşık 5 haftalık dönemde ise TL dolara karşı yüzde 6.3 değer kazandı. Burada da gelişmekte olan para birimlerinin tersine hareket etti ve dünyada en çok değer artıran para birimi oldu.

- Son olarak enflasyondaki oynaklık döviz kurunu sıçrattı ve yönünü yeniden değiştirdi. TL değer kazanırken, son iki gündür değer kaybetmeye başladı. Yüzde 6.3’lik değer kazanımının ardından bu kez yüzde 1.9 değer kaybetti.

ENFLASYONDA OYNAK

-Döviz kurunun yönünü değiştiren, TL’nin değerlenirken değer kaybına yol açan gelişme ise 3 Ağustos’ta açıklanan enflasyonun yine herkesi ters köşeye yatırmasıydı. Bunun da ana nedeni taze meyve ve sebzede aylık yüzde 5.6’lık artıştı.

-Halbuki haziran ayında bu grubun fiyatı yüzde 7.5 düşmüştü. Hatta yılın ilk yarısında yüzde 3.1 kümülatif bir gerileme vardı. Türkiye’de nasıl da her şey bir anda tersine dönüyor. Dün bu konuyu işlemiştik. Ana nedeni kuraklığın çok baskın hale gelmesi ve tarımsal üretimi vurmasıydı.

ÜLKENİN FITRATI MI?

-Oynak olan sadece ülkenin parası değil ki. Türkiye’nin parası gibi, enflasyonu da, ekonomisi de, tarımsal üretimi de, iklimi de, coğrafyası da çok oynak. Öngörülmesi de iş yapması da zor bir coğrafya.

-Kısaca oynaklık galiba fıtratta var. Bu işin ticaretini yapanlar da ortama uyuyor ve yüksek oynaklıklardan iyi para kazanabiliyorlar.

-Yabancılar ise ülkeye ya yabancı ya da gerektiği kadar fokuslanamıyor ve uzak duruyorlar.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00