Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Karşımdaki kadın CEO tabii ki şık ve bakımlı, ofisi hoş ve manzaralı. İş hayatında kadını konuşuyoruz ve kariyer basamaklarını hiç de öyle konforlu tırmanmadığını fark ediyorum onu dinlerken. Gülsüm Azeri, OMV Petrol Ofisi’nin CEO’su. O basamağa gelene kadar, kurduğu krom fabrikalarının tozunu yutmuş, teknik müdür olarak ayağında lastik çizme, başında baret şantiyeleri arşınlamış. Tabakhanelere girmiş çıkmış. Üretim bitmiş, satış ve pazarlama için ABD’den Çin’e, Yeni Zelanda’ya binlerce kilometre yol katetmiş.

        “Kadın çalışanla ilgili felsefem şu: İş hayatı serttir. Operasyonda olacaksın, şirkette ilginç ve zor bir proje varsa içine gireceksin. Mobilite şart. Yoksa oturduğun yerde CEO yapmıyorlar. Kariyer yapacaksan coşkulu olacaksın. Kadınlar sevmedikleri işi katiyen yapmazlar. 10 fabrika ve mağazalar kurdum. Yaptığım her işe bayılıyorum” diyor Gülsüm Azeri. Burcunu soruyorum. “Oğlak, nam-ı diğer hamal” diyor. Kendisi öyle yapmış. Boğaziçi’nde kimya mühendisliği, sonra endüstri mühendisliği yüksek lisansı, ardından pat diye krom kimyasalları sahasına dalmış. Planlama uzman yardımcısı olarak. Dönem 1980’lerin başı. Memlekette krom cevheri var, sodyumbikromat üretilmesi gerekiyor. ABD, Japonya, Almanya teknolojiyi vermiyor. O halde ver elini Rusya. Gülsüm Hanım düşüyor yollara, 1.5 yıl Sverdlovsk’a gidip geliyor. Ve Ruslardan aldıkları know how’la Mersin’de fabrika kuruluyor. Şirkete Kromsan adını veren Gülsüm Hanım, kendi üretimi kromsülfatın adını da koyuyor: Tankrom SB. “SB”yi “sugarbased” yani şeker bazlı diye açıklıyor o dönem. Ama aslında oğlu Sina ile eşi Behzat’tan geliyor o baş harfler.

        Peki kromsülfat ne işe yarıyor? Yaşayan derinin kalıcı deriye dönüştürülmesinde, yani debağat işleminde kullanılıyor. O tarihe kadar hep ithal edilmiş. Tabakhaneler müşterisi oluyor. Sonra satış ve pazarlamanın başında ABD’ye, Japonya ve Avustralya’ya açılıyor. Anlatıyor: “1984’te bütün dünyayı dolaşmaya başladım, kapasite var, pazarı bulmak zorundaydık. Dünyadaki rakipler önümüzü tıkamaya çalışıyor. Avustralya’da yollarda durduruyorlar ‘Ne satıyorsun, terörist misin?’ diye. Kromik asit. Olacak iş değildi.”

        CANAVAR KADIN MÜHENDİSLER

        Sonra proje Şişecam’a geçiyor. Gülsüm Azeri, Kimya Grubu’nun başında. Paşabahçe’yi dünya 2’ncisi yapan dönüşüm başlıyor. Bir yılın 200 günü seyahat ediyor Avrupa’dan Amerika’ya. ABD’de Türk kadınlarını takip ediyor, hangi mağazaya giriyor, neyi beğeniyorlar diye. Ve Türk el sanatlarını cama yansıtan Butik koleksiyonları doğuyor. “Paşabahçe mağazacılığını kadınlarla yaptım. Canavar gibi mühendis kadınlarla yeni projelere adım attık. Avrupa Cam Federasyonu’nda da görev üstlendim. Türk kadınlarını temsil etmek önemliydi ama yetmedi. 2013’te teklif geldi WCD’den... Kadınları yönetim kurullarına koymak için müthiş bir ağ...” Böylece Gülsüm Azeri, WomenCorporateDirectors’ın (WCD) Türkiye Platformu Başkanlığı’nı üstleniyor. WCD üyelerinin yönetim kurulunda bulunduğu şirketlerin toplam piyasa değeri 8 trilyon dolar. 66 ülkede 6 bin 500 yönetim kurulunda görev yapan tam 3 bin 500 güçlü kadın. O güçlü kadınlar arasında Türkiye Platformu üyeleri de var. Yönetim komitesindeki Leyla Alaton’dan, Neriman Ülsever ve Canan Özsoy’a. Şimdi o kadınların hedefi, hem Türkiye’de hem Avrupa’da ve gelecekte dünyada şirketlerin yönetim kurullarına Türk kadınlarını yerleştirmek. Bunun için kota uygulaması gerekiyor. Başta yüzde 40’la Norveç, bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.

        ‘EN BABA ŞİRKETE TÜRK KADINI’

        Tepe kurullara adaylık için güçlü bir havuz gerekiyor öncelikle. Şu an eğitim gören 76 kişi var o havuzda, Perakendeden finans sektörüne yöneticiler. Kota konulduğu an havuz boşalmaya hazır olacak. Yönetim kurullarında halen yüzde 12.7 olan kadın oranının yüzde 25’e ulaşması hedefiyle, WCD üyeleri kendi network’lerini harekete geçirerek çalışıyorlar. Ama tabii kota konulması için son söz SPK’da. İtalya’daki şirketlerde kadın oranı yüzde 8.2. Onların SPK’sı yüzde 30 kotaya onay verdi. Gülsüm Azeri anlatıyor: “Diyelim canavar gibi bir board adayım var. Kadınerkek mukayesesine girmem. Kadının üstünlüğünü anlatacak halim yok. Oraya becerili, başarılı olduğu için girecek. Şimdiden içinde kadın olmayan şirketlere ‘Bir hanım alsanız fena olmaz mı?’ diye yaklaşıyoruz. 6 ay gibi bir zaman içinde SPK artık rakamı koysun. Almanya yüzde 30, Türkiye neden yüzde 25 koyamasın? İtalya’da zaten kadın yok. Diyorum ki, İtalya’nın en baba şirketlerine koyayım ben Türkiye’den kadın. Avrupa’dan sonra Endonezya’ya, Dubai’ye de yayılırız. Yakında yönetim komitesinden birkaç kişiyle SPK’ya gideceğim. Kadının içeri tıkılmadığını ispat için oranın konulması lazım.” Kadın yelpazesinde sadece tepe yöneticiler yok elbette. El emeği de var. O da Gülsüm Azeri’nin bir başka projesi. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) üzerinden kadınlara para kazandıran Gönül Ağacı projesi. Benzin istasyonuna kadını sokmak için başlamış. Kadınların elişleri, lavanta torbasından makyaj çantasına pratik hoş ürünlere dönüşerek satılıyor. Kalite standardı için işin içinde tasarım ve eğitim de var. Benzincide iğne oyası önce tuhaf karşılanmış ama Avusturyalılar bayılmış.

        Diğer Yazılar