Madımak Oteli’nin girişine kebapçı dükkanı açmak neyse, bu da öyle bir şeydi… O kebapçı, tepkiler üzerine kapatıldı. Almanya’da toplama kampına Bratwurst Müzesi projesi de hayata geçmeden, yattı.

Izgara ya da mangal ateşinde pişen sosis olarak Bratwurst’un tarih ve kültürüne, dünden bugüne imalat serüvenine adanmış müze, doğudaki yeni eyaletlerden Thüringen’in Holzhausen kentinde. Müzenin daha büyük bir alana taşınmasına karar veriliyor ve Mühlhausen kentinde, şu an özel mülkiyette olan büyük bir tesis seçiliyor. Fakat o tesisin, Buchenwald Nazi toplama kampına bağlı alt kamplardan biri olduğu ortaya çıkıyor…

Buchenwald'dan en bilinen fotoğraf. Orta sırada soldan sağa yedinci kişi Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel. 

Buchenwald toplama kampını gördüm ben. Ve maalesef Weimar’dan sonra gördüm. Goethe, Schiller ve Herder’le güzellik ve estetiğin doruğuna çıkmış kentin hemen yanıbaşındaki kayın ormanı kampını görmek, Weimar Klasizminden Nazi barbarlığına dehşet verici bir geçişti. Ormanda tabiat sanki susmuştu, kuşlar ötmüyordu. Nazi kurbanlarının kaldığı barakalar kaldırılmış ama krematoryumun taş fırınları, insan bedenlerinden yükselen dumanları salan baca, gaz odaları, Yahudilere ait yüzlerce tel çerçeveli gözlük, Çingene çocuklarının minicik pabuçları, Sovyet askerlerinin palaskaları, o sapkın deneylerde kullanılan kesme-biçme aletleri hepsi yerli yerindeydi. 

İnsanlığın dibe vurduğu eylemlere dair bütün bu nesnelere, Weimar’da Goethe’nin olgunluk çağı eserlerini yazdığı masasını, hokka takımlarını, az ötedeki Schiller’in evinde bebek patikleri ve beşiği gördükten sonra tanık oldum.

TARİHİ UNUTMAMAK…

Nazi Almanyası İkinci Dünya Savaşı sırasında sanayi üretiminde, özellikle silah ve mühimmat imalatında işçi açığını kapatmak için toplama kamplarındaki tutsakları kullanmaya başlamış, Auschwitz’ten Dachau’ya toplama kamplarına bağlı alt kamplar oluşturulmuştu. İmha kamplarının kontrolündeki bu komplekslerde önceleri komünist ve sosyalist siyasi tutuklular zorla çalıştırılırken, 1942’den sonra Orta Avrupa çapında yayılmaya başlayan alt kamplarda Yahudiler, Çingeneler, Yehova Şahitleri köle işçi olarak tezgâhlara koşulmuştu. Alt kamplarda açlık ve hastalıktan ölenlerin tam sayısı bilinmiyor.

Buchenwald toplama kampına bağlı 139 alt kamp bulunuyordu, bunlardan biri de yaklaşık 60 kilometre mesafede Mühlhausen’deki zorunlu çalışma kampıydı. 1944’te Polonya ve Macaristan’da tutsak edilen 700 Yahudi kadını altı ay süreyle bu B-Kampı'nda alt tutulmuş ve yakındaki silah fabrikasında köle işçi olarak çalıştırılmıştı. Bugün o kadınların anısına bir anıt var Mühlhausen'de ama kaçının oradan sağ kurtulduğuna dair bir kayıt yok.

Bratwurst Müzesi'nin taşınması için karar alınan Mühlhausen'deki zorunlu çalışma kampı.

Ve Mühlhausen Kent Konseyi geçen hafta oybirliğiyle bir karar aldı. Holzhausen’deki Bratwurst Müzesi bu yerleşkeye taşınacaktı. Haberin duyulmasıyla tam bir infial yaşandı. Bir zamanlar açlıktan kırılan insanların kaldığı yerde sosis yüceltilecek; barakalardan boşalan arazide ızgara partileri yapılacaktı. Yahudi Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, “Turistik eğlence adına tarihi böyle duyarsızca unutmak kabul edilemez. Müze için başka yer bulunsun” diye tepki gösterirken, müzeye katkıda bulunan Bratwurst Dostları Derneği, “Şok geçirdik. Mekanın korkunç tarihi geçmişinden haberimiz yoktu” dedi. Ardından siyaset devreye girdi. Eyaletteki Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Sol Parti temsilcileri, bu tür mekanlarda sadece yok edilen Yahudi hayatına dair anıların yaşatabileceğine dair ortak açıklama yayınladılar.

Oysa B-Kampı'nın bulunduğu arazinin sahibi Jan Kratochwil ile imzalar atılmış, "2020'de Mühlhausen'de açılıyoruz" tanıtım videosu bile yayınlanmıştı.

Yoğun tepkiler üzerine, Thüringen eyaletinin Sol Partili Kültür Bakanı ve antisemitizmle mücadele sorumlusu Benjamin Immanuel Hoff ve Mühlhausen’in SPD’li Belediye Başkanı Johannes Bruns alarma geçti. İki yetkili, “Nazilerin toplama kampları ve insanlık dışı çalışma kampı sisteminde çekilen acılara dair hiçbir şüphe yok” şeklinde açıklama yaptılar. Dpa’nın haberine göre, zorunlu çalışma kampını oybirliğiyle sosis müzesi yapmaya karar veren kent konseyi de çark etme eğiliminde, yeni bir yer arayışına girdi bile.

2008’de araziyi satın alan özel yatırımcı Jan Kratochwil’in 2015’te yerleşkeyi turizme açmak üzere kent konseyine bir plan sunduğu, mekanın tarihi anlamı nedeniyle itirazlar olduğu belirtiliyor. O dönemde mülk sahibi, “Tarihi önemini dikkate alacağız” diye güvence verdiği halde plan hayata geçirilmemiş. Şimdi de top arabasına kondurulmuş devasa sosis maketiyle hayli kitsch görünen, imalata ve pişirmeye dair nesneleriyle bile fırınları, deney aletleriyle kampları hatırlatan müzenin taşınması projesi suya düştü. Çünkü orada, tarihi unutmamak için sadece acıları anlatmaktan başka çare yok.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!