Bizim yerli girişim Martı’nın e-scooter’ları Kadıköy’den sonra Avrupa yakasına da avdet ettiler. Dolayısıyla Boğaz kıyısındaki tempolu yürüyüş rotasında bir handikap daha çıktı. Üç tane parmak boyunca balık tutmak için arkalarına bakmadan olta sallayan çengel canavarlarıyla, İsbike üzerinde yalpa yapan acemilere, e-scooter’la slalom yapan yeni hevesliler eklendi. İnanın Kuruçeşme-Rumeli Hisarı arası o rota, bu kadar sirk gösterisini kaldıracak kapasitede değil.

Zaten İstanbul’da hak ve özgürlükleri gözetilen son varlıklar, yayalar. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Yürü be İstanbul” sloganı bu bakımdan şüpheli. Boğaz yürüyüşünde slalom ve yalpacıları kazasız belasız atlatsan da bir güvenlik handikapı çıkıyor; e-scooter’a ailecek binenler. Bir baba-oğul tek şeritli caddenin sağ yanında trafiği arkasına alarak uçmuş gidiyor. “En azından soldan gidip karşı yönü kontrol edebilseniz” diye uyarsam, acaba trafikte ters yönde gitmek serbest mi? (Gerçi motosikletler gidiyor). Bir anne-kız neyse ki Bebek-Hisar arasındaki bisiklet yolunda daha güvenli seyrediyor.

Bir başka sahne; e-scooter’ı gerçek işlevine daha uygun biçimde ulaşım aracı olarak kullanan bir zat ise Barbaros’tan rampa aşağı kaptırmış gidiyor. Motosiklet hızında ama kask yok!

KALDIRIMLAR VE ALKOL YASAK, İHLALDE EHLİYET GİDİYOR

Bunlar e-scooter’a daha işin başında düzenleme getirilmesini gerektiren sahneler. Çünkü ABD ve Avrupa’daki düzenlemelere göre elektrikli scooter’lara iki kişi binmek güvenlik açısından yasak. Almanya’da geçen 15 Haziran’da yürürlüğe giren “Elektro-Tretroller Yasası’na” göre, büyük kentlerde faaliyet gösteren Tier, Lime, Voi ve Circ gibi paylaşım uygulamalarında, kaldırım ve yayalara ayrılan yolları kullanmak yasak. Bisiklet yolu mecburi, eğer bisiklet yolu yoksa caddede sürüş gerekiyor. Kaldırım ihlalinde cezası 15 Euro; tekrar halinde 30 Euro’ya kadar çıkıyor. Kullanmak için 14 yaş üstü olmak gerekiyor ve hız limiti de 20 km/h. Cepte konuşmak ve alkollü sürüş de yasak. İhlal edersen ehliyetin gidiyor. Motorlu taşıt ehliyetin! Berlin’de Brandenburg Kapısı ile Soykırım Anıtı çevresinde e-scooter’lara park yasağı var ayrıca.

Almanya’da her firmanın eğitim programları da mevcut. Ama kullanıcılara erişim oranı çok düşük. Ayrıca eğitim şart mı, çok emin değilim. Çocukluğum tornet üzerinde geçtiği için biliyorum, binmesi bisikletten daha kolay. O günlerde bir yetişkinin, bunun daha küçük ebattaki pillisine bineceği düşünülemezdi ve bugünün trafik şartları farklı tabii. Mesela Almanya’daki tartışma konusu; e-scooter kullanan kişi trafik akışı içinde sağ-sol sapma işaretini nasıl verecek. Bisikletteki gibi elle işaret vermek mümkün değil. Acaba ayağını mı kaldırmalı? Siyasetten ise scooter kullanıcılarına kask şartı getirilmesi için girişimler var; çünkü yasada yer almıyor.

OYUNCAK DEĞİL, ULAŞIM ARACI

Zamanın ruhu, mülkiyetçiliğe karşı paylaşım ekonomisini övüyor. Ancak e-scooter bahsine gelince, bu ideolojik duyarlılık, risk barındırıyor. Almanya’da çok sayıda kaza meydana geldiği için trafik uzmanları, bu araçların bisikletten daha tehlikeli olduğu görüşünde. Gerçi henüz kıyaslama yapabilecekleri kesin istatistiki veri mevcut değil, ancak 2020 sonunda sağlıklı data elde edileceği söyleniyor. “Sadece hastane kayıtlarına bakmak bilimsel açıdan ciddiyetsiz bir yaklaşım olur, ancak e-scooter kazaları bisiklet kazalarından fazla görünüyor” diyor bir uzman.

Kullanıldıktan sonra kaldırımlara bırakılan e-scooter'lar şikayetlere neden oluyor.

Berlin polisi de “E-scooter oyuncak değil, ulaşım aracıdır. 0.3 promil alkolle ehliyetiniz gider” diyerek kaza raporunu açıklıyor: 15 Haziran’dan bu yana, 7’si ağır 38 yaralanmalı kaza. Vakaların 34’ünde e-scooter kullananlar kusurlu; dikkatsizlik ve alkollü sürüş dahil. Aynı süre içinde Münih polisi 400 kişiyi alkol nedeniyle trafikten çekmiş. Şu da hesaplanmış: Berlin’de 15 Haziran’dan bu yana e-scooter’lar 1.8 milyon kilometre yol yapmış; yani her yüz bin kilometrede iki yaralanma var. Bisikletlerde ise yüz bin kilometrede yaralı sayısı 0.5. Hele motorlu araçlara gelince, Almanya çapında her yüz bin kilometrede yaralı sayısı 0.03’e kadar düşüyor.

ARAŞTIRMA RAPORU: İKLİM DOSTU DEĞİLLER

Motorlu araç demişken… Medyada sıkça yer alan elektrikli scooter paylaşım haberlerinin kaçınılmaz cümlesi; “çevre dostu, yeşil ulaşım vs…” kavramlarını içeriyor. Ancak ABD’deki bir araştırmaya göre işin aslı öyle değil.

ABD’de Bird ve Lime gibi şirketlerin verdiği paylaşım hizmetiyle geçen yıl 38.5 milyon e-scooter yolculuğu yapılmış. Çevre dostu ulaşım sloganıyla. Fakat Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre e-scooter’ların karbondioksit salmaması, bunların emisyon hacmine hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmiyor. “Environmental Research Letters” adlı organda yayınlanan çalışma öyle iddialı ki, bunların alternatif ulaşım araçlarından daha zararlı olduğu ileri sürülüyor.

Öncelikli nedeni, bunların çoğunun Çin’de üretilip ABD’ye naklediliyor olması. Sonra büyük kentlerde trafikteki süreleri dolunca, yüz binlercesi parklı yerlerinden motorlu taşıtlarla toplanıyor, sabah saati yine araçlarla dağıtım başlıyor. Bu nedenle geceleri yerlerinde bırakılmaları tavsiye ediliyor. İlk bakışta işgüzar bir araştırma gibi görünüyor ama bütün bu nakliye-toplama-dağıtım sürecini, her milde yolcu başına düşen emisyonla hesapladıklarında, e-scooter’ların yükü alternatif ulaşım araçlarından fazla çıkmış. Yani otobüs, elektrikli moped, bisiklet, elektrikli bisiklet ve tabii tamamen karbonsuz yürümekten fazla.

Hesapta şu da var;  Kuzey Carolina Raleigh’de e-scooter kullananlar arasında yapılan bir ankete katılanların yarısı, “Bu seçenek olmasa bisikletle giderdim ya da yürürdüm” demiş. Yüzde 11’i otobüse, yüzde 34’ü de özel aracına veya Uber’e, Lyft’e bineceğini söylemiş. Araştırmacıların demesi o ki, e-scooter fazladan müşteri yaratıyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!