Cumhuriyetçi Başkan Nixon’ı istifaya kadar sürükleyen Watergate, halk nezdinde çok da anlaşılabilir bir skandal değildi. Rakip parti Demokratların Washington Watergate kompleksindeki karargahına sızma ve dinleme vakasının soluk kesici detayları, skandalı ortaya çıkaran Washington Post’un haberleriyle sınırlı kalıyordu. Olayın boyutları seçmen kitlelerinin bilincinden öyle uzaktı ki, 1972 yılının haziran ayında patlak veren skandaldan beş ay sonra Nixon ezici çoğunlukla ikinci kez başkan seçilmişti. Hatta ilerleyen aylarda Watergate’teki merkeze giren beş kişi yargılanırken bile Nixon’a halk desteği yüzde 60’ları buluyordu. Fakat kirli dolaplar TV ekranlarında seyirlik hale gelince rüzgarın yönü değişti ve Nixon hakkında azil soruşturması açılmasına kadar vardı.

1973 yılının mayıs ayında Senato Watergate Komisyonu’ndaki oturumların TV’lerden canlı yayınlanması Nixon için sonun başlangıcı oldu. Üç büyük kanal, NBC, ABC ve CBS gün boyu Kongre’den canlı yayını sürdürüyordu. Fakat bir yandan da gündüz kuşağındaki yarışma programlarıyla pembe dizilerin reklam pastasının kaygısına düştükleri için aralarında anlaşma yapıp canlı yayınlarda rotasyona geçmişlerdi. Henüz taze bir kanal olan PBS ise prime time’da oturumların tekrarını veriyordu; 51 gün süreyle tam 247 saat milyonlar ekranlara kilitlenmişti.

Ağustos 1973 - Senato Watergate Komisyonu'ndan canlı yayınlar gündüz kuşağında en sevilen pembe dizi olmuştu.

Tanık ifadeleri dinlenirken çok renkli karakterler geliyordu ekrana. Örneğin Demokrat Senatör Sam Ervin, bir yandan Shakespeare’den alıntılarla konuşurken diğer yandan “Ben basit bir taşra avukatıyım” diyerek milleti güldürüyor, komite oturumları pembe dizi gibi seyirlik hale geliyordu. O yaz günlerinde patlamış mısır eşliğinde en seyredilesi etkinlik olmuştu Kongre yayınları. Hane başına izleme oranı yüzde 85’e ulaşmıştı. Öyle ki reytinglerde rutin programların üzerine çıkıyordu. Yaz ortası esas bomba patladı; Nixon, bant kayıtlarını özel savcı Archibald Cox’a vermeyi reddediyordu, ancak adalet bakanıyla yardımcısı Nixon’ın direktifine uyarak Cox’un görevine son verecek yerde istifa etmeyi tercih etmişlerdi.

Senato'dan azil kararı çıkacağını gören Nixon buna meydan vermeden istifa etti. 

Kimi siyasi yorumculara göre Nixon aleyhindeki kanıtlar öyle güçlüydü ki, TV’lerin kamuoyu üzerindeki etkisi olmasa bile sonuç değişmezdi. Watergate Komisyonu oturumları tamamlandığında Nixon’ın halk desteği yüzde 30’a kadar inmişti. 9 Mayıs 1974’te Nixon hakkında görevi suiistimal, yasaları ihlal ve adaleti yanıltma suçlarından soruşturma başlatan Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nden azil kararı çıktı. Senato’daki yargılama sürecinin de aleyte olacağını gören Nixon, Temsilciler Meclisi’nin azil kararını onaylamasına meydan vermeden 8 Ağustos 1974 günü istifa etti.  O gün halk desteği artık yüzde 24’le dibi görmüştü.

CLINTON’UN YALAN SÖYLEDİĞİNİ HERKES BİLİYORDU

Clinton’ın “O kadınla, Miss Lewinsky’yle cinsel ilişkim olmadı” sözü, o günlere tanık olan herkesin hala zihnindedir herhalde. Bir kampanya enstantanesinde ikisinin sarıldığı sahne de öyle. Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile ilişkisini reddederek adaleti yanıltmak ve yemin altında yalan ifadeyle suçlanan Clinton’ın azil soruşturması Nixon’ınkinden hayli farklı seyretmişti. Monica’nın lacivert elbisesinden Oval Ofis’teki puro vakasına kadar bütün erotik detaylar ortaya dökülmüştü zaten. Özel savcı Kenneth Starr’ın yürüttüğü soruşturmayla ilgili içerik ise sızıntılara rağmen kapalı kapılar ardında kalmış, 1998 yılının eylül ayında yayınlanan soruşturma raporu bir anda best-seller olmuştu.

Temsilciler Meclisi’ndeki azil süreci ve ardından Senato’daki yargılama televizyonlarda yayınlanmıştı ama artık skandalın bütün detayları herkesce malumdu, öğrenilecek yeni bir şey kalmamıştı. Canlı yayınlar, medyadaki içerik gibi bir seksapel yansıtmadığı halde, belli bir izleme oranı tutturmuştu ama Watergate tadında teatral etki söz konusu değildi. Kongre’deki oturumları aşırı dramatik hale getirmek de halk nezdinde Clinton lehinde ters etki yaratabilirdi. Çünkü bütün kamuoyu yoklamaları halkın Clinton’ın azline karşı olduğunu gösteriyordu. Anket kuruluşuna göre yüzde 55’den yüzde 68’lere kadar varan oranlarda bir seçmen muhalefeti söz konusuydu. Neticede Senato’da Clinton’ın azli için gereken üçte iki çoğunluk sağlanamadı.

CANLI YAYINDA YALAN KORKUSU

Şimdi Amerikan tarihinde üçüncü kez canlı yayınla azil soruşturması süreci başladı. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluktaki Demokratların kapalı kapılar ardında sürdürdüğü Trump soruşturması İstihbarat Komitesi’ndeki tanık ifadeleriyle artık kamuoyuna açılıyor. Trump, 2020 seçimindeki muhtemel Demokrat rakibi Joe Biden’ı tökezletmek için Ukrayna lideri Zelenskiy’e baskı yaparak şahsi siyasi çıkarı uğruna makamını kötüye kullanmakla suçlanıyor.

TV’lerden canlı yayınlanacak Trump soruşturmasının Watergate sürecine daha fazla benzeme ihtimali yüksek. Medyada sansasyonel olarak görülen birçok ifade şu ana kadar halkın nabzını pek sarsmış değil. Son bir ay içinde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların yüzde 47’si Trump’ın azlinden yana; yüzde 44’ü ise karşı. Bu oranlar azil soruşturması öncesi Trump’ın anketlerdeki pozisyonunu yansıtıyor. Demokratlar soruşturmanın halka açılmasıyla kamuoyu nabzının değişeceğini umut ediyor. Ancak bazı siyasi yorumcular, Cumhuriyetçi Trump kampındaki yalanların canlı yayınlarda demokrasiye zarar verebileceği kaygısını da dile getiriyor.

Önceki azil süreçlerinde Kongre üyeleri daima parti çizgilerini aşarak hareket etmişti. Fakat bugün Trump bahsinde tam tersi bir durum söz konusu. Bir zamanlar Demokrat Başkan Clinton’ın azli için büyük çaba sarfeden ve yakın zamana kadar Trump’ı da eleştiren Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, başkanı cansiperane savunuyor ve Biden aleyhinde soruşturma için yabancı bir lidere baskı yapmakta beis görmediğini söylüyor.

TV YERİNE PANAYIR ORTAMI

Başkan Andrew Johnson'un azil soruşturmasına seyir için bilet bastırılmıştı.

Trump azil soruşturması açılan son başkan ama Nixon ilk başkan değildi. İlk azil süreci 19’uncu yüzyılda yaşanmıştı. İç Savaş sonrası 1865’te Başkan Lincoln’ün suikaste kurban gitmesi sonucu görevi devralan Başkan Yardımcısı Andrew Johnson, hala kölecilik peşinde koşan ayrılıkçı konfedere devletleri aklayarak birliğe dahil etme girişimi nedeniyle 11 ayrı suçlamayla azil soruşturmasına tabi tutulmuştu. Televizyonun olmadığı o günlerde soruşturma celseleri yine de seyirlikti. Giriş biletleri bastırılmış, millet panayıra gider gibi ifadeleri dinlemeye gitmişti. Cumhuriyetçilerin hakimiyetindeki Kongre’de duruşmalar sonunda, üçte iki çoğunluk kılpayı sağlanamadığı için Başkan Johnson azledilmekten kurtulmuştu.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!