Murtaza Elgin, ya da magazin dünyasındaki adıyla Murti, toplumdaki cehalet, önyargı, empati yoksunluğu ve ayrımcılığa ayna tutan trajik bir figür olarak tarihe geçti. 1985 yılında, dünyanın AIDS paniğiyle çalkalandığı o günlerde Türkiye’de teşhis konulan ilk kişi olmuş ve hayatı cehenneme dönmüştü. 1981’de ilk kez ABD’de görülen hastalık özellikle Sahra altı Afrikası’nda binlerce can alırken, Türkiye’nin ilk resmi AIDS vakası yalan yanlış haberlerle manşetlerdeydi. Hastalığın sarılma-tokalaşmayla bulaşmadığına dair verilere rağmen tecrit koğuşuna kapatıldı Murti. “AIDS’li Türk” diye anılan Murtaza Elgin 1992 yılında hayata veda ettiğinde çamaşır suyuyla yıkanıp naylona sarılarak çinko tabut içinde kireç kuyusuna gömüldüğü yazıldı.

Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu AIDS’in ilk tespit edildiği yıllarda bilgisizlik mazur görülebilir diyelim. Peki farkındalık konusunda bugün neredeyiz? Başkent ve Hacettepe Üniversitesi uzmanlarının, HIV/AIDS alanında da klinik araştırmalar yapan Gilead Sciences desteğiyle hazırladığı rapora göre bugün hâlâ yüzde 60’lık bir kesim AIDS’in öpüşme yoluyla bulaşacağını düşünüyor. 21 bin kişi arasında yapılan araştırmaya göre el sıkışma- sarılma yoluyla bulaşacağını düşünenlerin oranı yüzde 34.8. Kan yoluyla bulaştığını bilmeyenler yüzde 25.7. Korunmasız cinsel ilişki yoluyla bulaşabileceğinden habersizlerin oranı ise yüzde 22.5.

Tedavi gören HIV hastaları için “normal bir hayat sürdüremez” diyenlerin oranı da yüzde 75. Oysa bilim tam tersini söylüyor. Test, tanı ve tedaviyi takip süreciyle birlikte HIV pozitif bireylerin, fırsatçı enfeksiyonlardan uzak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesi mümkün.

“İNTERNET ÜZERİNDEN EPİDEMİ HIZLANDI”

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bugün 38 milyon insan HIV ile yaşıyor. Fakat yeni enfekte olanların sayısı hızlı bir artış gösteriyor. Vakaların en çok görüldüğü coğrafya 25 milyonu aşan bir nüfusla yine Afrika. Ancak Türkiye de hızlı artışa sahne olan ülkelerden. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi enfeksiyon hastalıkları klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Fehmi Tabak’ın verdiği bilgiye göre “Murtaza’dan bugüne Türkiye’de 25 bin HIV vakası tespit edildi ve bunların üçte ikisi son beş yılda yaşandı.” Sadece 2018’de 5 bin kişiye teşhis konuldu.

HIV/AIDS ile mücadelede 2019-2024 yol haritası hazırlayan Sağlık Bakanlığı verileri, son beş yılda HIV pozitif birey sayısında yüzde 332’lik artış olduğunu gösteriyor.

Hastaların yüzde 78’i erkek, yüzde 22’si kadın. Gilead Sciences Türkiye Genel Müdürü Şebnem Girgin’in inisiyatifiyle düzenlenen toplantıda söz alan enfeksiyon hastalıkları uzmanları Prof. Dr. Fehmi Tabak, Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Deniz Gökengin ve Pozitif-iz Derneği Başkanı Çiğdem Şimşek, en büyük etken olarak korunmasız cinsel ilişkiye işaret ediyor. Vakaların yüzde 98’inin temelinde bu var. Geriye ortak enjektör kullanımı gibi nedenler kalıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yol haritası ekibinde yer alan Prof. Dr. Gökengin özellikte internet üzerinden iletişim çağının getirdiği bir tehlikeye dikkat çekiyor; “Seks yapmak artık çok kolaylaştı. Bu araçlar üzerinden epidemi hızlandı” diyerek. Özellikle HIV tehlikesi bakımından erkekler arasında korunmasız ilişki önemli bir etken.

(Soldan sağa) Gökçem Özçağlılar, Prof. Dr. Ayşe Deniz Gökengin, Çiğdem Şimşek, Prof. Dr. Fehmi Tabak, Alex Kalomparis, Şebnem Girgin ve Toros Şahin.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ HEDEFİ: 90-90-90

Teşhisinden bu yana dünyada 38 milyon ölüme neden olan HIV, küresel halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor, her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye bulaşıyor ve vakalar 1 milyon ölümle sonuçlanıyor. Ancak tanı, tedavi ve bakıma erişimin artmasıyla yönetilebilir bir kronik sağlık durumu haline geldi; son 20 yılda ölümler yüzde 45 oranında azaldı, antiretroviral tedaviler sayesinde 13.6 milyon hayat kurtarıldı.

Fakat ekonomik ve sosyal faktörler nedeniyle HIV hizmetlerinde hala boşluklar var. Dünya Sağlık Örgütü 2030’da epidemiyi yeryüzünden silmek üzere 90-90-90 hedefini koydu. Yani;

  • 2020 itibariyle hastaların yüzde 90’ı HIV pozitif olduğunu bilecek.
  • 2020 itibariyle HIV teşhisi konulanların yüzde 90’ı antiretroviral tedaviye başlamış olacak.
  • 2020 itibariyle antiretroviral terapi görenlerin yüzde 90’ında viral baskılama gerçekleşmiş olacak.

Gilead Sciences Avustralya, Kanada ve Avrupa Kurumsal İlişkiler Başkan Yardımcısı Alex Kalomparis, global bakış açısıyla Türkiye’nin pozisyonunu şöyle anlatıyor: İlk 90’da başarı yüzde 40-50 düzeyinde. Yani tanı aşamasında problemler var. İkinci 90’da başarı yüksek; teşhis konulanların yüzde 86’sı tedavi alıyor. Bu nedenle ilk 90’da artık harekete geçme zamanı, çünkü enfeksiyona yakalanma eğrisi yükselme gösteriyor. Birinci 90’ı yüzde 100 başaran ülkeler olarak İngiltere ve İsveç. Cinsel sağlık eğitiminin önemli payı var. Farkındalık konusunda Türkiye’nin önemli bir eksiği olarak öne çıkıyor. Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki yeni HIV enfeksiyonlarındaki hızlı artış ise alarm veriyor; günde 400 vaka tespit ediliyor.

ÖNYARGILAR VE AYRIMCILIĞA KARŞI BİLGİ: B=B

Pozitif-iz Derneği Başkanı Çiğdem Şimşek “Belirlenemeyen = Bulaşmayan” konseptini anlatıyor. Yani tedaviyle AIDS evresine gelmeden HIV miktarı “B=B” seviyesine gelen pozitif birey, HIV’i cinsel yolla başkalarına bulaştıramaz. Doğal yollarla HIV bulaşmamış bebekler dünyaya getirebilir, herkes kadar sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebilir. Önyargılara karşı şu mesajı veriyor: HIV pozitif kişilerle sevgili, komşu, iş veya sıra arkadaşı olabilir, evlenebilir ve çocuk sahibi olabilirsiniz.

Dil ve davranış bazında toplumdaki önyargılar ve ayrımcılıkla mücadele eden Pozitif-iz antiretroviral tedaviyle viral baskılamanın gerçekleşmesi ve ilaçları aksatmadan bunun sürdürülmesi halinde cinsel yolla bulaşma riskinin de azaldığına dikkat çekiyor.

Ancak bu bilincin henüz uzağındayız. Ayrımcılık ve damgalanmaya engel olmak için önlemler alınıyor. Sağlık kuruluşlarında test ve tedavi yaptıran hastaların kimlik bilgileri kodlanarak bildiriliyor, TC kimlik numaraları alınmıyor. Özellikle küçük illerde ayrımcılık endişesiyle HIV bireyler tedaviden kaçıyor. Büyük illerde hastanelere başvuranların beyan ettikleri adresle ikamet adresleri uyuşmuyor. Bu yüzden enfeksiyona yönelik bölge ya da il dağılımı verileri gerçeği yansıtmayabiliyor, ülke verileri üzerinden değerlendirme yapılıyor.

Bu nedenle dünyada örnekleri görülen anonim tanı merkezleri önemli bir işlev üstlenebilir. Uzmanların verdiği bilgiyle göre bazı belediyeler anonim tanı merkezlerini hizmete soktu. İstanbul’da Beşiktaş ve Şişli, Ankara’da Çankaya, İzmir’de Konak, Bursa’da Nilüfer. Şimdi Mersin’de de bu yönde hazırlık var. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!