2004’teki tsunami faciasından sonra da öyle olmuş. Hint Okyanusu’ndaki 9.1’lik depremin tetiklemesiyle gelen 230 bin kişinin can verdiği afette, Samoa adasının bebek tabutları tükenince Yeni Zelanda’dan yardım gelmiş. Minik tabut yardımı. Şimdi yine Yeni Zelanda’dan kalpler ve yıldızlarla bezeli çiçekli kelebekli küçük tabutlar Samoa’nın yolunu tutuyor. Nedeni; şu ana kadar 72 çocuğu hayattan koparan kızamık salgını. Öyle bir salgın ki, bir ailenin beş çocuğundan üçünü alıyor; ölen çocukların tamamına yakını dört yaş altı bebekler. 197 bin nüfuslu adada 12 Aralık itibariyle kaydedilen vaka sayısı 5 bin. Geçen ay ilan edilen acil durum çerçevesinde tehdit altındaki nüfusun yüzde 55’i aşılandı. Ancak uzmanlara göre salgın, durdurulması güç bir aşamaya gelmiş durumda.

Yeni Zelanda'daki gönüllü kuruluşlar Samoa'ya bebek tabutu gönderiyor.

Çok kolay bulaşan fakat aşıyla önlenebilir kızamık virüsünün Güney Pasifik’teki küçücük bir adadan dünyaya yayılma tehlikesi değil mesele. Son yıllarda giderek mevzi kazanan aşı karşıtı kampanyanın nasıl bir trajediyle sonuçlanabileceğini gösteren bir pilot bölge Samoa. “MMR aşısı otizme neden oluyor” gibi komplo teorileri ya da inanç temelinde Facebook ve YouTube üzerinden zehir saçan aşı düşmanlarının başarıya ulaştığı (!) bir ada. Çocukları öldürmek pahasına kazanılan bir başarı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Madagaskar, Ukrayna’da binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan salgının ardından Samoa’da patlak veren bu salgın Dünya Sağlık Örgütü tarafından “aşı karşıtlarınca insanların yaşam hakkına yöneltilmiş ağır bir ihlal” olarak niteleniyor.

“ABD’NİN EN KORKUNÇ İHRAÇ ÜRÜNÜ”

O küçük ada, aşının olmadığı bir dünya distopyası adeta. Acil durum aşılama ekipleri kolay bulabilsin diye aşısız evler kapılarına kırmızı bayrak çekiyor, okullar kapatılıyor, 17 yaş altı çocukların insan içine çıkıp toplanması yasaklanıyor.

Kırmızı bayraklar bir nevi damgalanmaya da dönüşebiliyor.

Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü yetkililerine göre Samoa bugün, aşının henüz geliştirilmediği 1960’lar öncesini yaşıyor. Kızamık özellikle çocuklar arasında hızla yayılıp, aralarından kurbanlar alıyor; aşının olmadığı zamanlarda bütün dünyada olduğu gibi. “Eğer imkan tanırsan, tarih tekerrür eder” diyor bir uzman. Bulaşıcı hastalıklara karşı aşılamanın her yıl yüzde 90-95’i bulması gerekiyor ki, genel bağışıklık ve koruma sağlanabilsin. Ancak sosyal medyadan komplo teorilerinin global epidemiye dönüştüğü ortamda, bir insan topluluğunun yüzde 90’ını birden aşının gerekliliğine ikna etmek mümkün olmuyor. Sağlıklı bir çocuğu aşılatmak da her yetişkinin aklına pek yatmıyor zaten.

Samoa'da acılı aileler çocuklarının tabutu başında yas tutuyor.

Samoa’da tarihin tekerrürü, geçen yılın temmuz ayında iki çocuğun yanlış aşı yüzünden ölümüyle başlıyor. Daha doğrusu başlayan süreç ivme kazanıyor. Adadaki ana bilgi kaynağı Facebook. Bu mecradan yayılan aşı karşıtı kampanya neticesinde 2017’de yüzde 58’e gerileyen aşılama oranı 2018’de yüzde 31’e kadar düşüyor. Yanlış MMR aşısıyla ilgili soruşturma açılıyor ve aşılama durduruluyor. Hemşirelerin aşıya su yerine kas gevşetici karıştırdığı ortaya çıkıyor. Bu olay aşı düşmanlarının ekmeğine yağ sürüyor; sosyal medyadaki karşı kampanya Samoa’daki iki acı ölüm üzerine iyice tırmandırılıyor. Halk arasında da aşıların güvenli olmadığı inancı iyice yerleşiyor.

Sağlık uzmanları sosyal medyadan halkı doğru bilgilendirmeye çabalasa da üfürükçü zihniyet kolay engellenemiyor. Hükümet bu kesime karşı önlemler almaya başlıyor; örneğin kızamığa papaya yaprağıyla tedaviyi savunan Edwin Tamasese adlı aşı karşıtı kanaat önderi (!) tutuklanıyor. Ayrı şahıs, hasta çocukların C vitaminiyle de şifa bulacağını iddia ediyor ama aslı astarı yok.

UNICEF’in Pasifik temsilcisi Dr. Shelton Yett, “Yalan ve yanlış bilgi yayanlar çocukları öldürüyor” diyor. Washington Post’taki haberde ise “Bu yalanlar, ABD’nin en korkunç ihraç ürünü” teşhisi konuluyor.  ABD’deki en yüksek profilli aşı karşıtlarından biri de eski Başkan Kennedy’nin yeğeni Robert F. Kennedy Jr.

TÜRKİYE’DE VAKALAR ÜÇ KAT ARTTI

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kızamık şu an dünyada en geniş çapta ve en hızlı yayılan salgın. Bu yılın ilk üç ayında görülen vakalar geçen yılın aynı dönemine göre dört katına çıkmış durumda. Kızamık sadece öldürmüyor, akciğer ve beyinde de ömür boyu sürecek hasar bırakabiliyor. Zatürree ve ansefalite yol açıyor. Oysa aşıyla her yıl 6 milyon can kurtarılmış oluyor. Aşının eksiksiz uygulandığı ülkelerde hastalığın ortadan kalkmasında yüzde 99 başarı sağlanıyor. Erken yaşta iki doz uygulama sayesinde kızamık, kızamıkçık ve kabakulak önlenebiliyor.

DSÖ verileri geçen yıl çoğu beş yaş altı çocuk 140 bin kişinin kızamıktan öldüğünü gösteriyor. Halen en geniş çaplı salgın yaşanan ülkeler Angola, Kamerun, Çad, Kazakistan, Nijerya, Filipinler, Güney Sudan, Sudan ve Tayland. Türkiye’de bir salgın tehlikesi görünmese de risk mevcut. 2019’un ilk sekiz ayında 2 bin 391 vaka tespit edildi; 2018’in tamamında rastlanan vakaların üç katı. Bu yılın başında 23 bin ailenin çocuklarını aşılatmayı reddettiği açıklanmıştı. Uzmanlar, sosyal medyadaki aşı karşıtlığının etkili olduğuna dair emareler olduğunu söylüyor.

Aşı düşmanlarına karşı zor bir savaş veriliyor ve DSÖ’nün 2020 itibariyle kızamığı yeryüzünden silme hedefi şimdilik ertelenecek gibi görünüyor. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!