Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İspanya’da Franco rejiminden demokrasiye geçişin baş aktörü ve saygın bir devlet adamı olarak uluslararası topluluktan hep iltifat görmüştü Kral Juan Carlos. İspanya halkı ise monarşiden çok hoşlanmasa da kralı sevecen ve babacan bulduğu için razı geliyordu tahtın varlığına. Fakat aynı Juan, “Don Juan” hayatı da sürüyordu; sayısız metresi, gayrı meşru çocukları ve iflah olmaz av düşkünlüğüyle sanki başka bir çağın hükümdarıydı.

İnsan hem Dünya Doğayı Koruma Vakfı WWF’nin İspanya onursal başkanı olup, hem de Rusya ve Romanya’dan tutun Afrika kıtasına kadar av peşinde koşabilir mi? Olay, İspanya’da geçiyorsa koşabilir! Neyse ki boğalar korona sayesinde bu sezon paçayı kurtardı. Mart ayında tam güreşlere gün sayarken pandemiye yakalanan İspanya’da haziranda her yer açıldı, La Liga geri döndü ve sezonu tamamladı. Ama boğa güreşleri dönmedi. Bu durumu bir felaket ve boğa güreşlerini ilelebet tarihe gömecek büyük risk olarak görenler var. Umarız öyle olur.

İşte Kral Juan Carlos, WWF’nin İspanya onursal başkanıydı. Ta ki Botswana’ya, gizlice fil avına gittiği ortaya çıkana kadar. 2012 yılının nisan ayıydı. Aslında kral av sırasında düşüp kalçasını kırmasa kimsenin ruhu duymayacaktı. Hatta dönemin Rajoy Hükümeti’nin bile haberi yoktu geziden. Juan Carlos derhal özel uçakla Botswana’dan Madrid’e nakledilip ameliyata alındı. İspanyol gazeteleri, kralın 2006’da yine bir fil avında çekilmiş fotoğraflarıyla dolup taşıyordu.

Kral Juan Carlos'un 2006 yılına ait Botswana'da fil avı hatırası.

Ekonomik krizdeki ülke yüzde 25’i bulan işsizlikten kırılırken, ortalama bir vatandaşın yıllık kazancının iki katına denk bir bütçeyle avlanmaya gitmişti kral. Medyanın tahminleri av macerasının 50 bin Euro’ya patladığı şeklindeydi. Çünkü İspanya’daki acenteler, iki haftalık fil avı paket turlarını bu fiyata satıyordu.

Saray ise masrafların Suriye kökenli bir iş adamı tarafından karşılandığını iddia ediyordu. Ama ok yaydan çıkmıştı bir kere. Sol siyasete göre ülke krizle boğuşurken kralın av peşine düşmesi halka karşı saygısızlık ve etik dışı bir davranıştı. Sosyalist Parti, “Kral Juan Carlos’un kamusal görevleriyle tahttan feragat arasında seçim yapmasının zamanı geldi” diyordu.

Beri yanda kralın WWF’den çekilmesi için imza kampanyası başlamıştı. Neticede WWF, Madrid toplantısında oylama yaparak kralı onursal başkanlıktan azletti; Juan Carlos da fil avladığı için özür diledi.

Kralın kusurlarını genelde görmezden gelen medya da bildiklerini dökülmeye başlamıştı. Özellikle de zamparalıklarını. Öne çıkan isim, bir Alman soylusu olan Corinna Zu Sayn-Wittgenstein’dı; yıllardır kralın metresiydi. Botswana’daki fil avında Corinna da yanındaydı. Zaman geçecek, aynı Corinna kralın İsviçre bankalarındaki hesaplarıyla Suudi Kralı’ndan 100 milyon dolarlık rüşvet hikayesine de karışacaktı.

Juan Carlos, Corinna Zu Sayn-Wittgenstein'la kamuoyu önünde böyle de görüntülendi.

Kralın maceraları gazete-dergi sayfalarını aşarak kitaplarla ortalığa saçıldı. Kraliyet uzmanı yazar Pilar Eyre, av skandalının patladığı yıl yayınlanan kitabında, Kral Juan Carlos’un 1500 kadınla ilişkisi olduğunu, hatta Prenses Diana’ya kur yaparak baştan çıkarmaya çalıştığını iddia ediyordu. 1986 yılında Prens Charles ve Diana, oğulları William ve Harry'yle birlikte kralın Mayorka’daki yazlık sarayında tatil yaparken! Yazarın iddiasına göre kral Diana’yla yakınlaşma girişimlerini “dokunuşlarıyla” da belli etmişti. O dönem 25 yaşında olan Diana, olayı yalanlamış, fakat “çekici bir beyefendi olan kralın biraz fazla ilgili” olduğunu da itiraf etmişti.

Prens Charles ve Diana, kralın yazlık sarayında tatilde. (1986)

Aslında av skandalından önce, kralın damadı Inadi Urdangarin’in karıştığı yolsuzluk skandalı patlak vermişti. Prenses Cristina’nın, hentbol milli takımının eski oyuncularından olan kocası Urdangarin, yöneticisi olduğu spor etkinliklerini destekleyen vakıftan milyonlarca Euro’yu zimmetine geçirmekle suçlanıyordu. Kraliyet ailesinin imajı yerle bir olmuştu. Yolsuzluk davası iki yıl önce sonuçlandı; Urdangarin 5 yıl 10 ay hapis cezası aldı. Karısı Cristina da vergi yolsuzluğundan yargılanıp beraat etti, fakat düşes ünvanı geri alındı.

Neticede Kral Juan Carlos, Botswana macerası sonrası iki yıl daha tutunabildi ve 2014’te tahtı oğlu Felipe’ye devretti. Emekli kralın başına babalık davası da geldi. Tahttan çekilmesi sonrası, Ingrid Sartiau adlı Belçikalı kadın, annesinin kralla Lüksemburg’daki tek gecelik macerasından dünyaya geldiği iddiasıyla dava açmak istedi. Fakat İspanya Yüksek Mahkemesi reddetti. Juan Carlos’un bilindiği kadarıyla Katalonya’da dünyaya gelmiş iki gayrı meşru çocuğu daha vardı. Defalarca aldattığı karısı Sofia’yla, özellikle tahttan çekildikten sonra pek irtibatı kalmamıştı. O dönem yazılanlara göre çift son kez aynı yatağı paylaşalı 40 yıl olmuştu.

Haziran 2014. Yeni Kral Felipe ve Kraliçe Letizia. Emekli Kral Juan Carlos ve Kraliçe Sofia.

KAZA KURŞUNUYLA KARDEŞİNİ ÖLDÜRMÜŞTÜ

Juan Carlos’un av hikayeleri Botswana’yla sınırlı değil. Bir söylentiye göre Rusya’da, bal ve votka verilerek kasten sarhoş edilmiş savunmasız bir ayıyı vurduğu da vaki.

Fakat kralın silah ve atıcılığa merakının çok daha trajik bir öyküsü var. 1956 yılında Juan Carlos 18 yaşındayken ve aile Portekiz Rivierası’ndaki villalarında ikamet ederken yaşanan bir olay. Juan Carlos’un 14 yaşındaki kardeşi Alfonso silahla oynarken 22 kalibrelik tabanca ateş alınca alnından vurulup oracıkta can veriyor. Çocuğun nasıl vurulduğu açıklanmıyor. Ancak anneleri Sofia’nın terzisi, Juan Carlos’un silahın dolu olduğunu bilmeden kardeşine nişan aldığını anlatıyor. Kız kardeşleri Pilar’ın hikayesi ise farklı; Alfonso odaya hızla girince kapı Juan’ın koluna çarpıp silahın patlamasına neden oluyor. Nihai karar, Juan Carlos’un silahın dolu olduğunu bilmeden tetiği çektiği şeklinde.

Juan Carlos (solda) ve kardeşi Alfonso, babaları Juan ile birlikte. (1950)

Juan Carlos önceleri, bu elim ve çalkantılı vakalardan çok İspanya’da demokrasinin tesisine olan katkısıyla anılıyor. İspanya’da monarşinin kaldırılıp ikinci cumhuriyetin ilanından sonra kraliyet ailesi sürgündeyken 1938’de Roma’da dünyaya gelen Juan Carlos, Franco diktasının hüküm sürdüğü 1947 yılında ülkeye dönüp Zaragoza Askeri Akademisi ve Madrid Üniversitesi’nde eğitimini tamamlıyor. 1974’de Franco tarafından halef tayin edilip devlet başkanlığına ilk adımı atıyor, 1975’de Franco’nun ölümünden iki gün sonra da kral olarak tahta çıkıyor. Anayasal monarşi yönetiminde demokratik reformlarla Franco rejiminden arındırılıyor İspanya. Sosyalist ve Komünist partiler yasallaştırılıyor. Demokrasinin sembolü olarak görülen kral, 1981’deki askeri darbe girişimine karşı durarak şöhretini pekiştiriyor.

Fakat ailenin karıştığı yolsuzluklar ve Botswana vakası kraliyeti gözden düşürüyor. Tahtı oğluna bırakan Juan Carlos gözlerden ırak yaşarken geçen haziran ayında yeni bir soruşturma daha açılıyor. Emekli kralın, bir İspanyol konsorsiyumunun Suudi Arabistan’da üstlendiği hızlı tren projesi için 100 milyon dolar komisyon aldığı iddia ediliyor.

İsviçre medyasında geçen mart ayında çıkan habere göre Kral Abdullah yönetimi, Juan Carlos’un kullanımı için, Panama merkezli bir vakfın İsviçre bankasındaki hesabına 100 milyon dolar yatırmıştı. Bu paranın büyük bir kısmı da Corinna Zu Sayn-Wittgenstein’a gitmişti. Bu yeni skandal üzerine Kral Felipe yurtdışındaki bankalardan babasına ait her türlü mirası reddedeceğini açıkladı; emekli kralın yılda 200 bin Euro’luk ödeneği de kesildi.

Ve nihayet önceki gün Juan Carlos’un ülkeden ayrılma kararı aldığını bir mektupla oğluna bildirdiği açıklandı. Nereye gittiği ya da gideceği konusunda bir bilgi yok. ABC gazetesine göre geçen pazar günü Porto üzerinden Dominik Cumhuriyeti’ne uçtu; El Confidencial gazetesine göre ise çocukluğunun geçtiği Portekiz’de ya da aile yakınları ve dostlarının bulunduğu İtalya veya Fransa’da olabilir.

İspanya anayasasına göre eski kralın tahttan çekildiği 2014 yılına kadar dokunulmazlığı vardı. O nedenle ancak bundan sonraki faaliyetleri yargıya götürülebilir. Juan Carlos’un ülkeyi terk kararı sonrası, monarşinin feshedilmesi çağrıları yeniden depreşti. Koalisyon ortağı sol parti Unidas Podemos, cumhuriyete geçiş için tartışma açılmasını istiyor; “Etik standartlara minimum düzeyde bağlılığı olmayan bir monarşiyi tutmak için hiçbir neden yok” diyor.

Şu an Kral Felipe’nin geleceği belirsiz. 82 Yaşındaki emekli kralın ise sürgünde dünyaya geldiği gibi sürgünde hayata veda edeceği kanaati ağırlık kazanıyor. Hatta ölümünden sonra devlet töreniyle uğurlanmayacağını iddia edenler de var.

Juan Carlos ve eşi Sofia geçen yıl Lüksemburg'da Grandük Jean'ın cenaze töreninde birlikte görüntülenmişti.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!