Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Lahey’in Türk ve Faslı ailelerin çoğunlukta yaşadığı Schilderswijk mahallesi günlerdir ateşte. Molotoflu gençler sokaklarda araçları yakıp binaları ateşe veriyor, cam çerçeve indiriyor, polisle çatışıyor. Yangına gelen itfaiye ekiplerine taş ve yumurta atılıyor. Sokaklarda vanalar açılıyor, evlerde sular kesiliyor. Olaylara katılmak üzere sosyal medyada örgütlenip Hollanda’nın başka kentlerinden, hatta Belçika’dan gelen genç grupları olduğu söyleniyor. Olaylar Rotterdam ve Utrecht’e de sıçrıyor, otobüs durakları tahrip ediliyor. Toplanma yasağı getiriliyor, fakat dinleyen yok. Sokaklarda gençleri kovalayan polis gözaltılara girişiyor.

Aslında aynı mahallede daha önce de kargaşa çıktığı olmuştu ama Hollandalı eğitimci ve sosyal görevlilere göre son bir haftadır devam eden olayların nedeni, korona ateşinin başa vurmuş olması. “Sıcak havalar, korona ve can sıkıntısı” gençleri çıldırtmış durumda. Öyle diyorlar. Çünkü okullar kapalı, havuz ve spor tesisleri de öyle, futbol yok, plajlarda toplananlar dağıtılıyor ve geriye sokaklar kalıyor. Seyahat yasakları nedeniyle Türkiye ya da Fas’a tatile gidilememiş. Oysa koronasız eski yazlarda haftalarca uzak kalırlardı ortamdan. Hollanda dahilinde tatil yapmak da pahalı iş; Schilderswijk gibi en düşük gelirli kesimin yaşadığı bir mahalleden tatile çıkış herkesin haddi değil.

Gençlerin kapıldığı şiddet ve vandalizm sarmalı önemli bir gündem maddesi, TV kanallarında sosyolog ve eğitim uzmanlarınca tartışılıyor. “Huzursuzluk can sıkıntısıyla başlıyor, hormonların tetiklemesi ve grup dinamiğiyle şiddet olaylarına evriliyor. Korona krizinde biz yetişkinler sadece kendimizle meşgul oluyoruz, gençlerin sorunlarıyla ilgilenmiyoruz” diyerek olaylara anlayışla yaklaşanlar var.

Fakat siyaset “gençlik ateşine” pek anlayışlı yaklaşmıyor. Başbakan Mark Rutte, olay çıkaranları “Pislik” diye niteleyip “Bu davranışlar anlaşılır ve kabul edilebilir gibi değil. Kendi kendime soruyorum, aileleri bunlara nasıl izin veriyor” dedi. Emniyet teşkilatı da farklı düşünmüyor; gençlerin herhangi bir somut itiraz gerekçesi olmadan sırf yakıp yıkarak polisle çatışmak için sokaklara döküldüğü görüşünde.

Başbakan Rutte’ye akademiden itiraz geliyor. Amsterdam Üniversitesi’nde polis ve güvenlik konuları üzerine çalışan sosyolog Jaap Timmer, “Genç insanların otoriteye başkaldırısı söz konusu. Başbakanın sözlerini daha dikkatli seçmesi gerekiyor. Bunlar seçim retoriği. Asıl Geert Wilders gibi politikacılara karşı daha sert konuşması ve seçmeni onlardan uzak tutması gerekiyor” diye eleştirdi. Timmer’in çözüm önerisi, kentlerin belirli semtlerinde gençler için aktivite programları uygulanması ama bu konuda atılmış tek bir adım yok. Bu tür programların korona krizine ek maliyet getirebilir, ancak vandalizmin yol açtığı hasarın maliyeti de yüksek.

BEDEN DEĞİL, RUHLARIN ÖRSELENMESİ KORKUTUYOR

Bu öneri ortalığı yatıştırmak için kısa vadeli çözüm getirebilir, ancak geçici olur. Çünkü OECD araştırmasına göre korona krizinde gençlerin sorunu daha derin ve uzun vadeli. Örgütün Türkiye dahil 48 ülkede 90 gençlik kuruluşu arasında yaptığı araştırma, 15-24 yaş kuşağının bedenen hastalanmaktan çok ruh sağlığını kaybetmekten endişe ettiğini gösteriyor.

Oysa Türkiye ve İspanya ile Almanya gibi Avrupa ülkelerinden ABD ve Japonya’ya global çapta yeniden tırmanış gösteren korona vakalarının gençler arasında yükseldiği bir gerçek. Dünya Sağlık Örgütü açıkladı; gece kulüplerinden tutun plajlara kadar yoğun bahar ve yaz akını nedeniyle 15-24 yaş grubunda enfeksiyon vakaları beş ay içinde üçe katlandı. DSÖ’nün 24 Şubat ile 12 Temmuz arası 6 milyon vakayı analizinde, bu yaş grubuna ait enfeksiyon payının yüzde 4.5’ten yüzde 15’e fırladığı görüldü.

Fakat bu rakamlardan çok, korona esaretinin kıstırılmışlığı ilgilendiriyor gençleri. Okulların kapalı olması sosyal ortamdan kopukluk ve yalnızlık hissini artırıyor; özgürlüklerin kısıtlanması stres ve anksiyeteye neden oluyor. Eğitimin sekteye uğraması gelecek ve iş kaygılarını da artırıyor. Korona krizinde en fazla iş kaybına uğrayan kesimi gençler oluşturuyor. OECD dahili ve harici alt gelir grubu ülkelerde işsizlik ve yoksulluk korkusu daha ağır basıyor. Krizin vurduğu turizm sektöründe düşük ücretle geçici işlerde çalışanlar ise en büyük risk grubu.

Acaba Türk mahallesindeki olayların nedeni boş bir can sıkıntısından çok, geleceğe dair umutlarının budanmasına canlarının sıkılması olabilir mi?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!