Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Soğuk savaşın en anti-komünist konuşmalarından biriydi. Berlin’in bağrında yükselen duvara meydan okuma konuşmasıydı. ABD Başkanı Kennedy, doğudaki Sovyet işgaline karşı Almanya’yla dayanışma adına Berlin Schöneberg’de 120 bin kişiye hitap etmiş ve Boston aksanıyla Almanca “Ich bin ein Berliner“ diye tamamlamıştı konuşmasını. “Her nerede yaşarsa yaşasın bütün özgür insanlar Berlin vatandaşıdır. Ben de özgür bir insan olarak gururla söylüyorum: Ben Berlinliyim“ demişti. Batı sektörünün işgal kuvveti olarak sahne alan J.F. Kennedy’nin konuşmayı yaptığı tarih 26 Haziran 1963’tü.

Geçen cumartesi günü bir Kennedy daha Berlin’de konuştu. J.F. Kennedy’nin yeğeni ve aynı Başkan Kennedy gibi suikaste kurban giden kardeşi Robert F. Kennedy’nin oğlu Robert F. Kennedy Jr. Maskeden başlayarak pandemi önlemlerini özgürlüklere engel görenler kadar, salgın yasaklarında komplo kokusu alıp koronayı yalan sayan çoğunluğun katıldığı dev protesto gösterisinde konuştu. Merkel’in “diktatör“ diye lanetlendiği, Putin ile Trump’ın ise kurtarıcılar olarak kutsandığı, Neo-Nazilerin yanında çocuklu ailelerin de yürüdüğü tuhaf protesto dalgasına dahil oldu.

Pandemiye isyan eden ortaya karışık kıvamdaki 38 bin eylemcinin pankartlarında “Birinci dalga! İkinci dalga? Sürekli dalga mı olacak?“ sloganı da vardı.

Yeğen ve oğul Kennedy aktivist çevreci bir avukat ama kafası komplo teorileriyle aşırı meşgul. ABD’nin en tanınmış aşı karşıtları arasında yer alıyor. Düşmanlığı öyle ileri boyutta ki, aşı yüzünden dünyada milyonlarca çocuğun otizmli olduğunu öne sürüp bu trajediyi Yahudi soykırımına benzetmiş ve tepki üzerine özür dilemek zorunda kalmıştı. Ayrıca iki kardeşiyle yeğeni “Bob’u seviyoruz ama ne yazık ki acı ve ölümcül sonuçları olan bir dezenformasyon kampanyasının parçası“ diye açıklama yapmıştı.

Aşıların otizme yol açtığına dair bilimsel bir kanıt yok. Fakat internette yayılan palavralar yüzünden kızamık aşısı yapılmadığı için yılda 110 bin çocuğun can verdiği kanıtlı.

Yeğen Kennedy, Berlin’deki protestoda da aşı düşmanı kontenjanından boy gösterdi; Brandenburg Kapısı’ndan Zafer Sütunu’na uzanan bir kilometrelik yolda binlerce yandaşı vardı. Ancak daha fazlası da vardı. Örneğin Bill Gates’in pandemiye karşı aşı geliştirip kitleleri mikroçiplerle kontrol altına alacağı şeklindeki komplo teorisi. Gates’in dünya imparatorluğu kurmak amacıyla koronavirüsü ürettiği iddiası, pandemi şüphecileri arasında çok yaygın. Kennedy bunu o kadar çok dile getirdi ki, sonunda Gates kendisini sosyal medyada engelledi.

Kennedy, Gates’le ilgili iddiaları Berlin’e de taşıdı; Gates ve ABD’nin enfeksiyon hastalıkları şefi Antonio Fauci’nin pandemiyi yıllardan beri planladıklarını, devletlerin de halkları kontrol altında tutmak için salgınla korkuttuklarını söyledi. “5G teknolojisinin koronavirüsü hızla yayıp pandemiye dönüştürdüğü“nü de dile getirdi. Komplo teorisine göre 5G bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyona yol açıyor. İddianın temelinde, virüsün çıktığı Çin’in Wuhan kentinde 5G’ye geçilmiş olması yatıyor. Malum, iddia sosyal medyada yayılınca İngiltere’de iki 5G istasyonu ateşe verilmişti.

REICH BAYRAĞINDA TRUMP’IN İŞİ NE

Kennedy, ABD’nin en ünlü Demokrat klanından geliyor. Fakat Berlin’deki pandemi protestosunda liberal ve demokrat ideolojiye tamamen zıt, ırkçı ve yabancı düşmanı aşırı sağ güruhla aynı şemsiye altına girdi. ABD’de Trump çevresinde gelişen, kafayı abuk subuk bir komplo teorisiyle bozmuş QAnon şebekesinin Avrupa’daki müritlerinin de dahil oluğu bir şemsiye; o denli zıt. QAnon kültüne göre Trump, derin devlete ve aralarında siyasetçi ve Hollywood ünlülerinin de bulunduğu şeytana tapan pedofili çetesine karşı amansız bir mücadele veriyor.

Sahadaki görüntüye bakılırsa “Q“ harfi eylemin Leitmotif’i, bir nevi şifresi gibiydi. Siyah-beyaz-kırmızı Reich bayrakları üzerindeki “Q“ işareti ve Trump portresi, QAnon takıntısına göndermeydi.

Mahkemenin anayasal gerekçeyle yasaklama kararını kaldırdığı gösteriyi “Querdenken 711“ adlı Stuttgart merkezli maske aleyhtarı örgüt organize etmiş, otobüslerle başka şehirlerden de eylemci taşımıştı. Aşırı sağ ile dirsek temasındaki örgütün adı “farklı ve karşıt düşünmek“ anlamına geliyor, 711 de Stuttgart’ın telefon kodu.

Bazı göstericiler de hala Reich vatandaşı olduğunu zannediyor, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin aslında bir limited şirketi olduğunu, Merkel’in de dahil olduğu bir kumpasla çocukların ailelerin elinden alınıp zengin elitlere satılacağını iddia ediyorlardı. Görüntülerde genç bir çift resmen şöyle diyordu: “Komplonun içinde Merkel ile birlikte (Bavyera Başbakanı) Söder de var. Bize sadece Trump ile Putin yardımcı olabilir. Onlar bizim tarafımızda, çok geç olmadan ikisiyle bir anlaşmaya varmamız gerekiyor…”

En makule yakın konuşanlar ise “Madem vaka sayıları gevşeme ve tatille birlikte ani tırmanışa geçti, neden kimse ölmüyor” diyen şüphecilerdi. Almanya pandemide dokuz bini aşkın kayıp verdi ama doğru, ölü sayısı artmıyor.

Kaçıklığın sonu yok. Almanya’nın ünlü vegan şefi Attila Hildmann da gösterideydi; onun inancına göre de, Zeus sunağının bulunduğu Bergama Müzesi aslında şeytanın tapınağıydı ve Merkel dünyayı ele geçirmeye yeminli çok gizli bir cemiyete önderlik ediyordu. Kendisi gibi polise direnen 300 kişiyle birlikte gözaltına alındı Hildmann, Rus Büyükelçiliği önünde.

Kamuoyunda tanınmış aşırı sağ figürler çevrelerinde onar korumayla eylemdeydi. Irkçı ve göçmen düşmanı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin ağır toplarından Björn Höcke de koruma bolluğuyla boy gösterenlerdendi.

ANTİFA SEMBOLÜ: MASKE

Maske ve diğer pandemi kurallarına isyan gösterisinde tabii ki kimse maske takmamıştı. Mesafe uyarısında bulunup maske dağıtmak isteyen polise şişe yağdırıldı. Görüntülerde yer yer dikkat çeken maskelilere ise yan bakılıyor ve “Sen Antifa mısın” diye hesap soruluyordu. Trump’ın terör örgütü listesine almak istediği antifaşist anarşistleri kastederek. Bir konuşmacı “Maske, Antifa’nın sembolüdür” diyor, sol gruplar da protestocuları protesto etti; “Maskeler yukarı, Naziler dışarı” sloganıyla.

Bu protesto gösterisinin aynısı aslında ağustos başında da yapılmıştı. Katılımcılar yine aynı tayfaydı. Fakat bu sefer göstericilerin Reichstag binasını basmaya yeltenmesi siyaset üzerinde şok etkisi yaptı. Kalabalık bir grup bariyeri geçerek merdivenleri tırmanmayı başardı, ancak polis gazla dağıttı ve baskın yarım kaldı. Bu kadarlık girişim bile siyaset sahnesinde dehşet uyandırmaya yetti; meclis önünde dalgalanan Reich bayrakları sinirleri oynattı. Cumhurbaşkanı Steinmeier ve siyasi partilerden, “Bu demokrasiye saldırıdır“ tepkisi geldi. İçişleri Bakanı Seehofer, “Kaosçu ve aşırılar meclisi kötü niyetlerine alet ediyor. Fikir çeşitliliği sağlıklı bir toplumun göstergesidir. Ama devletin kurallarını ayaklarınızla çiğnerseniz toplanma hakkının sınırlarını aşmış olursunuz“ dedi. Dışişleri Bakanı Maas, “Parlamento önünde Reich bayrakları utanç verici“ diye tweet attı.

Bir emniyet yetkilisi ise “Bu tür gösteriler, demokrasi düşmanı radikal hareketlerin daha fazla taraftar toplaması için ideal zemin oluşturur“ diye uyarıyordu.

Protesto gösterisi öncesi chat gruplarındaki silahlı eylem ve Anayasayı Koruma Teşkilatı’na baskın konuşmaları da tehlikenin vahameti açısından uyarı hanesine yazıldı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00