Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanı Erdoğan boykot çağrısı yapalı beri Türkiye’de satılan Fransız mallarına dair listeler yayınlanıyor; kozmetik, giyim-kuşam, aksesuar, yiyecek-içecek her şey. Gerçi aralarında marka değil, ürün çeşidi olanlar da var ama olsun. Bugün o listedeki en ünlü markalardan biri yeni bir ürün ekliyor 2021 koleksiyonuna. Marka Louis Vuitton, pandemi konjonktürüne uygun yeni modeli de bin dolarlık yüz siperliği.

“Hem şık, hem de koruyucu” diye tanıttığı ürünü dünyadaki bütün mağazalarında satışa sunacağını açıklayan şirket, düne kadar fiyatına ilişkin henüz bilgi vermemişti. Uluslararası medyada uçuk rakamlarla spekülasyon yapılıyor. “Ortalama şapkası 700 dolara, gözlükleri de 800 dolara satıldığına göre, bu nesne de ikisi civarında fiyatlansa gerek” diye tahmin yürütüyor mesela Amerikan Vogue. Vanity Fair küsuratlı fiyat bulmuş; 961 dolar. Forbes daha net, bin dolar.

Plastikten bir tasarım da olsa tabii ki ucuza satmayacağı kesin. Peki ama global çapta ekonomilerin sersemlediği şu zor zamanlarda acaba şart mıydı böyle bir lüks görgüsüzlüğü? O markayı satın alabilecek yüzde 1’lik kesimin gücü yetmeyeceğinden değil, kriz fırsatçılığı olması bakımından. İşlevi açısından sakillik alarmı veren tarafları da var. Örneğin bütün uzmanlar koronavirüsten korunmak için siperliğin yeterli olmadığını, mutlaka maskeyle birlikte kullanılması gerektiğini söylüyor. LV’nin bültenine göre siperliğin ışıkla değişen degrade özelliği var, kenarları deri bantlı, alına oturan kısmı da deri. LV monogramını yine insanın gözüne gözüne soktuğunu söylemeye bile gerek yok. Siperliği indirip kaldırmaya yarayan LV mühürlü altın düğmesi de olacakmış. Peki bu siperliği takan kadın, bir de yüzüne 250 dolarlık LV logolu maske oturtursa, büst kafa vitrin mankenine döner mi, dönmez mi?

Gerçi markanın hakkını yemeyelim. Pandeminin ilk günlerinde atölyelerini maske ve özellikle sağlık personeline yönelik koruyucu giysi ve ekipmanların üretimine geçirdi LV. Birçok lüks markası da aynı yolu izledi, bağışlar da yaptılar. Burberry, Helmut Lang gibi markalar maske satışlarından elde edilen gelirin bir kısmını bağışlara yönlendirdiler; fakat fırsat bu fırsat, ürünlerinde logolarını da ihmal etmediler. Louis Vuitton’un ana şirketi Bernard Arnault’nun lüks imparatorluğu LVMH Grubu, Guerlain’den Givenchy ve Dior’a parfüm ve kozmetik üretimini el dezenfektanına kaydırdı. Haftalık üretim 50-60 tonu buldu. LVMH ayrıca Fransız hastanelerine respiratör de dağıttı.

LÜKÜS HAYATA DÖNÜŞ

Pandemili hayat katlanarak sürüyor, Fransa’da vaka artışı sokağa çıkma yasağına kadar varıyor ama bir yandan lüks hayatın saltanatı da sürmek zorunda.

Louis Vuitton geçen yaz başında, tam da George Floyd protestoları zirveye çıktığı günlerde yeni bir çanta modelinin online lansmanını yaptığı için topa tutulmuştu. Marc Jacobs gibi bazı lüks markalar kitlelerle dayanışma mesajları yayınlarken çanta şuursuzluğu çok eleştirilmişti. Pandemi krizinde lüks siperlik, aynı dozda eleştiri almıyor. Ama ince ince alaya alınmıyor da değil. Forbes yazarı, “Siperliğin 30 Ekim’de çıkarılması çok akıllıca, çünkü şık olmaktan ziyade ürkütücü görünüyor” diye yazmış. Yarın 31 Ekim Cadılar Bayramı, o bakımdan. Kahverengi alın bandının her çehreye yakışmayacağı da belirtilmiş ayrıca.

Forbes’daki aynı yazıda lüks kavramının şifrelerine dair önemli ipuçları var. Öncelikle LV, sosyal misyonu olan bir marka değil. Tasarım geleneği kültürel yaratıcılık ruhunu yansıtmak yerine, zenginlik ve statü bildirimine hizmet ediyor. Marka stratejileri danışmanlık şirketi Lapidarius’un CEO’su Benedict Auld, “Göze çarpıcı tüketim için bundan daha mantıklı bir ürün olamazdı. Louis Vuitton’un mümkün mertebe göz almayı hedefleyen marka stratejisiyle son derece uyumlu. Ulaşılmaz ve nadir olması için de yüksek fiyat gerekiyor. Daha pahalı siperlikler de çıkacaktır” diyor. Auld’a göre LV gibi lüks markalara yönelik tüketim, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanındaki üst Alfa kastıyla en alttaki Epsilonların hiyerarşisini yansıtıyor; “LVMH, dünyadaki zenginliğin yüzde 80’ine sahip olan ve gelir adaletsizliğinin de kaynağı olan tepedeki yüzde 1’e hitap ediyor, sürdürülebilirlik için de aynı stratejiyi izlemesi gerekiyor. Lüks markalar anlamlı bir şey sunamıyorsa, zenginliğini göstermek isteyenler için giderek daha göz alıcı malları ortaya sürmekten başka çaresi yok…”

“LÜKS İHTİYAÇTAN DOĞAR”

Sosyal realiteye parmak basan bu haşin görüşe karşın, lüks markaların ihtiyacı karşılayan ürünlerle doğduğunu, nitekim pandemi koşullarında siperliğin ihtiyaç olduğunu savunan bir görüş de var. Markalara sosyo-kültürel etkileşim üzerine danışmanlık hizmeti veren Meaning.Global şirketinin CEO’su Dr. Martina Olvertova’ya göre “Louis Vuitton siperlik rüküş ve kriz ortamını istismar eden bir para tuzağı görünebilir” ama bunun nedeni, pandeminin hayatımıza yeni girmiş olması. Yeni bir toplumsal evrim sürecinde lüks markaların da kişisel korunma alanına el atması gayet doğal ve anlamlı.

Olvertova, LV siperlikle lüksün köklerine döndüğünü de şöyle iddia ediyor: “Geçmişe dönüp bakarsanız, lüks ürünlerin ihtiyacı karşılayan işlevleriyle doğduğunu görürsünüz. Eyer ve koşum takımı üreten Hermes, bavul imalatçısı Louis Vuitton ve deri ürünleriyle Gucci gibi. Bundan yüz yıl önce kadınların büyük çantalara ihtiyacı yoktu. Çalışmadıkları için eşyalarını cepte ya da küçük çantalarda taşırlardı. Bugün ise çantalarımız ağzına kadar dolu. 2050’ye geldiğimizde kişisel korunma cüzdan ve mendil kadar hayatın normal bir parçası olacak. Kendimizi bu yönde geliştirmemiz gerek.”

Siperliği bir ihtiyaç olarak görmekle birlikte LV logolu olanı gerçek zenginlerin almayacağını da söylüyor Olvertova, “Bu ürün, lüksü sosyal hareketlilik aracı olarak kullananlar için ki, zenginlerin böyle bir araca ihtiyacı yok” diyor. Yani görgüsüzler için!

Görgüsüzlüğün sınırı da yok. Vanity Fair, “LV kişisel korunmada lüksü doruğa çıkarmak istiyorsa, 4 bin dolarlık altın maske takan Hintli adama da danışmalı” diye yazmış. Tavsiye edilen adamın adı Shankar Kurhade. Altın maskeli görüntüsü sosyal medyada müthiş viral olmuştu. “Gösteriş için takmıyorum, altın müptelasıyım. Fakat güvenli bulmadığım için mesafe ve hijyene dikkat ediyorum” diyordu Kurhade.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00