Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Zengin demokrasilerin etkinlik ve güvenliği en yüksek aşıları kapışmış olması o kadar da büyük adaletsizlik değil. Nüfuslarının yüzde 60 - 70’ini Kovid-19’a karşı bağışıklayarak hayatı ve ekonomiyi yeniden rayına oturtmak amacıyla sosyal devletin gereğini yerine getiriyorlar.

Asıl adaletsizlik, en fazla aşı karşıtının bu ülkelerde olması. Mesela Almanya’da aşı mecburi değil ve halkın yüzde 40’ı aşılanmaya karşı çıkıyor; Fransa’da daha da yüksek, aşı düşmanı ve şüphecisiyle oran yüzde 50’yi buluyor. Avrupa Birliği’nde toplam nüfusun üçte biri aşıya hazır değil.

Tabii bunlar değişebilir değerler. Ama güncel gerçeklik böyle; dünya nüfusunun büyük bölümüne aşıya erişim ufku görünmüyor. Bizim CoronaVac cüsse ve etkisi zayıf da olsa ufukta göründü ancak ne zaman erişiriz, belirsiz. Buna karşılık sanki aşıya ikna edilmemiz gerekiyormuş gibi bir paradoks hakim. Nüfusuna yetecek kadar aşıyı programlayan ülkelerde ise aşı düşmanlığı protesto hareketlerine kadar varıyor.

Şimdi Avrupa Birliği’nde yavaş yavaş şu soru belirmeye başladı: Acaba aşısını yaptıranlar, normal hayata dönüşte daha mı özgür olmalı? Seyahatlere çıkıp, lokanta ve barlara, fitness stüdyolarına rahatça gidip gelmeli mi? Bağışıklık pasaportu, aşı karnesi ya da adı her neyse bir belgeyle normal hayata uyumlu olduğunu kanıtlayan bireyler, “daha mı eşit olmalı“.

Avrupa Birliği vatandaşları şu an farklı bir korona evreninde yaşıyor.

Çin’deki uygulamada, açık olan her mekana QR kodu okutarak giriliyor. Bireylerin enfeksiyon risk verileri devlet kayıtlarında mevcut. Aşı programına çok erken başlayan Birleşik Arap Emirlikleri’nde cep uygulamasında yıldız bulunanlar hareket serbestisine sahip.

Bu tür otoriter uygulamalar, hukuk devleti ilkelerine aykırı imtiyazlı bir sınıfın oluşmasına yol açacağı için Avrupa Birliği’nde tartışma konusu. Kimine göre ayrıcalıklar, dayanışma kültürüne ters. Kimileri ise devletlerin imtiyaz sopası sayesinde aşı karşıtlarını hizaya getirebileceğini söylüyor; otoriter bir yöntem olacağından hiç şüphe yok.

Bireylerin kendi özgürlüklerini gözeterek aşı uyumu gösterebileceği görüşü de var ama geniş kitlelerde gerçekleşmesi zayıf ihtimal. Almanya’da korona önlemlerini protesto gösterilerinde azılı aşı düşmanlarının da yer aldığı malum. Bu nedenle devletin iki sınıflı toplum yoluna sapmadan bir çözüm bulması gerekiyor.

Aşı şampiyonu İsrail özlenen model ülke. Gözle görülür bir aşı karşıtlığı olmadığı gibi 9 milyon nüfusun yarısı mart ayı sonuna kadar aşılanmış olacak. Bu nedenle tedrici ayrıcalıklar söz konusu; aşısını olan normal hayata akıyor, lokantalar sinemalar serbest. Sağlık Bakanı Yuli Edelstein “Koronadan hastalanma riski olmayanlar, halen risk taşıyanların yapamadığı şeyleri yapabilmeli“ diyor. Henüz aşı olmayıp taze test sonucu negatif olanlara da yeşil ışık var.

Ancak Avrupa Birliği’ndeki tartışmalara bakılırsa bazı hükümetlere göre İsrail bile yeterince iyi bir model değil. Aşılanan nüfus oranı henüz çok düşük olduğu için teoriyi pratiğe geçirmek için de zaman erken. Örneğin Alman Hükümeti’nin tavrı şimdilik çok net; aşı olanlara kesinlikle ayrıcalık tanınmayacak. Etik uzmanlarına göre ise hükümet önce tüm nüfusa yayacak şekilde aşılamayı hızlandırmalı, sonra da “Sınırlı ve geçici eşitsizliklerle“ ikinci açılma dönemine girmeli.

Almanya’nın yanı sıra Fransa ve Brexit’le Avrupa’dan ayrılan İngiltere de normal hayata dönüşte İsrail tarzı bir çözüme şu an uzak. İngiltere Başbakanı Johnson bir ara “özgürlük pasaportu“nu gündeme getirdi, sonra vazgeçti. Her üç ülkede de aşı karşıtlığının yüksek olması, hükümetlerin işini zorlaştırıyor. Aşı olanları daha eşit kılarak aşı düşmanlarını iyice ajite etmekten de çekiniyorlar. Pandemiyi çok kötü yöneten Amerikan Yönetimi de uzun zamandır tartışılan bağışıklık pasaportu uygulamasından uzak duruyor.

“BAZILARI DAHA EŞİT OLMALI“

Havayolları eşitsizliğe çok meyilli, Qantas gibi şirketlerin sadece aşı olanları taşıma niyeti öfkeli tepkilere neden oldu. Ardından Ryanair “en iyi koltuklar aşı olanlara“ diye kampanya başlattı. Bu tür girişimler fazla erken bulundu. Dünya Ekonomik Forumu öncülüğünde geliştirilen ve PCR test sonuçlarıyla aşı kayıtlarının işlendiği “CommonPass“ ise fazla tepki görmedi.

CommonPass uygulaması test sonuçları ve aşı kaydını içeriyor.

Fakat aşılı düzenin kurallarını koymanın zamanı da gelecek. AB Komisyonu, aşı belgesi ve seyahat kurallarıyla ilgili 27 üye ülkeyi kapsayan ortak bir çözüm bulmaya çalışıyor. Gelecek hafta AB liderlerinin korona zirvesi var. Ancak ülke ihtiyaçlarına göre farklı inisiyatifler alınıyor. Ekonomisi turizme bağımlı Yunanistan aşı pasaportu için ilk girişimi yaptı. Başbakan Miçotakis, Komisyon Başkanı Von der Leyen’e mektup yazarak “Aşısını yaptıranlar seyahat özgürlüğüne sahip olmalı. Böylece geri kalan vatandaşlar da aşıya teşvik edilmiş olur“ dedi.

Polonya erkenden davranarak aşı olanlara seyahatlerde karantina şartını kaldırdı. İspanya aşıyı reddeden vatandaşları fişleyecek ve tüm AB üyelerinin bu listeye erişimi olacak. Danimarka da bağışıklık pasaportu üzerine çalışma yürütüyor. Estonya, Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği içinde elektronik pasaport geliştirdi.

AB harici İsviçre‘de ise sadece aşı olanların büyük toplanmalara katılmasına imkan tanıyan bir pandemi yasası çıkarılması yönünde tartışma sürüyor.

Aşı zorunluluğu Avrupa ülkelerinde denenmemiş bir uygulama değil. Yakın zamanda Almanya ve İtalya’da kızamık salgını nedeniyle bu şart getirilmiş, iki ülkede de direnç oluşmuştu. Kızamık aşısı karşıtlığı küçük bir kesimde sınırlı kalıyordu. Ancak zorlayıcı tedbirlerin ters tepkiye neden olduğunu gösterdi. Korona krizinde direnç daha büyük, aşı karnesi gibi bir uygulamada kutuplaşma tehlikesi var. Kısa süre öncesine kadar Almanya’nın Etik Konseyi’nde görev alan uzman Dr. Claudia Wiesemann, demokrasilerin ikna gücüne inandığını belirterek şöyle diyor; “Aşı olan geniş kitleler yeniden özgürlüğüne kavuşunca geri kalanları da etki alanına çeker. Radikal aşı düşmanlarına gelince, her demokrasi belirli ölçüde karşıt görüşe katlanmak zorundadır. Eleştirel tutum, toplumların ilerlemesini de sağlar.“

Bu iyimser görüşlü uzmanın dediği gibi özgürlüğe yumuşak geçiş olursa, Avrupa Birliği aşı aleyhtarlığını sindirebilir. Aşı karnesini alan, normal hayata açılıp tatillere çıkabilir. AB dışında kalan aşısız alem de Ortaçağ Avrupası’ndaki gibi cüzzamlı kolonilerine dönüşür.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00