Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Hayvanlar sahipli sahipsiz ayırt edilmeden gerçekten mal veya eşya olmaktan kurtulup canlı ve duygulu varlıklar kabul edilecek mi; onları katleden caniler ile şiddet uygulayan, dövüştüren sapıklar idari para cezalarıyla paçayı kurtarmayıp gerçekten hapis yatacak mı, yatmayacak mı?

5199 sayılı mevcut yasaya göre hayır! Ama metnini henüz göremediğimiz yeni Hayvan Hakları Yasası teklifi bunun zeminini hazırlıyor. İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu anlattı; teklife göre hayvanlar mal kapsamından çıkarılıp canlı ve duygulu varlıklar olarak kabul ediliyor, sahipli veya sahipsiz ayrımı olmadan tamamı çiple kimliklendiriliyor ve her türlü hayvan neslini yok edecek hunharca eylem, hayvan dövüşü, hayvana cinsel şiddet ve öldürme TCK kapsamında altı aydan dört yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de “Canice öldürmeye altı aydan dört yıla kadar, eziyette altı aydan üç yıla kadar hapis öngörüyoruz” diye açıklamıştı. Hayvan hakları savunucularına göre ceza alt limitinin altı ay olması cezasızlık anlamına geliyor, suçluların yatarı olması için en az üç yıldan başlamasını istiyorlar. İki yılın altındaki cezalarda hükmün açıklanması ertelenip ya da para cezasına çevrilebiliyor.

Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

Ancak ceza hukukunun eşitlik ve adalet ilkesi başka bir realiteyi dayatıyor. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, hukuk profesörlerinin görüşüne atfen diyor ki; “Ceza Usul Yasası’nın insanlara karşı işlenen cürümler için öngördüğü cezalar göz önüne alınırsa, üç yıl alt sınır eşitsizlik olur.” Savcı ve hakimlerin adli tıp uzmanlarından mesleki eğitim almaları için girişim de öneriyor Adalet Bakanlığı nezdinde.

Adalet Bakanlığı’nın iş yükü artacak gibi görünüyor, ancak yeni düzenlemenin uzun vadede iş yükünü hafifletmesi de olası. Çünkü hayvana kıyanla insan canına kast edenler ayrı varlıklar değil, hepsi aynı profil. Yeni yasa sayesinde potansiyel suçluları başka bir cürüm işlemeden bertaraf etmek mümkün.

Deniz Tavşancıl mevcut kanundaki 6. madde dahil kırmızı çizgilere dokunulmadığı sürece teklife destek verilmeli görüşünde. Çünkü kaos ortamına bir düzenleme getiriyor. Teklifte 6. maddenin korunması önemli, hayvanlar sokaklardan koparılmayacak. 2012’deki yasa girişiminde, il içi ve dışı bütün hayvanların toplanıp kent kıyısındaki yaşam alanlarında toplanması öngörülmüş ve kıyamet kopmuştu. 2014’te de gündeme geldi ve sonunda kadük kaldı.

Şimdi yine okul, cami avlusu ve parklarda sokak hayvanlarının yaşamasına izin verilmeyeceği dedikoduları dolaşıyor ve tepkiler yükseliyor. Meclis Araştırma Komisyonu’nda üç kez sunum yapan Deniz Tavşancıl sonraki temaslarında 6. maddeye dokunulmadığı yönünde bilgi almış, “Daha metni görmeden neden yaygara koparıyorlar anlamıyorum” diyor.

PETSHOP SATIŞI BİTİYOR, KATALOGTAN SEÇİLECEK

Hayvan haklarının korunması, eziyet ve kötü muamelenin önlenmesi için alınacak tedbirleri belirlemek amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun raporu çıkalı bir yılı aşkın süre geçti. Beş parti birden hayvan hakları konusunda ortaklaşmış ve rapor 20 Ocak 2020’de Genel Kurul’da itirazsız kabul edilmişti, ancak yasa teklifi halen Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu’na gelmedi. O halde sorulara devam…

Petshop’larda satış gerçekten bitecek mi, bitmeyecek mi? Hayvanat hapishanelerinde demir parmaklık işkencesi, su parklarında maskaralık zulmü sona erecek mi, ermeyecek mi? Merdiven altı üretim çiftliklerine, internet üzerinden evcil hayvan ve egzotik türler dahil yasa dışı satışlara son verilecek mi, verilmeyecek mi?

Özlem Zengin’in “Petshop’larda küçük kafeslerde bulundurarak satılması önlenecek” açıklaması kafaları karıştırdı, petshop’larda satışa devam izlenimi oluştu. Ancak Deniz Tavşancıl’ın kaynağından ulaştığı bilgiye göre petshop satışı kesinlikle bitiyor, yerine üretim çiftlikleri kataloğundan seçerek satış geliyor.

Katalog meselesi geçmişte büyük gürültüye neden olmuştu. Hayvanın parayla satılması, hele de canlı ve duygulu varlıklar kabul edildikten sonra mal gibi alınıp satılması çelişkili ve etik ilkelere aykırı düşüyor. Ancak üretim çiftliklerinin kayıtlı kataloglarıyla en azından merdiven altı kaçak üretim engellenmiş olacak.

Hayvanat bahçeleri, sirk ve yunus parklarıyla ilgili düzenleme var mı, henüz veri yok. Kürk hayvanı üretimi ve kürk satışına yasak gelip gelmeyeceği de bilinmiyor.

SOKAĞA TERK EDENE VE BELEDİYELERE CEZA

Önce sahiplenip hevesi geçince üzerine kayıtlı hayvanı sokağa terk edenlere on bin lira para cezası kesilecek mi, kesilmeyecek mi? Sokak hayvanlarına kısırlaştırma zorunluluğu getirilip, buna uymayan ve sürgün uygulayan belediyelere ceza gelecek mi, gelmeyecek mi?

22 Ekim 2019’da TBMM Başkanlığı’na sunulan komisyon raporu, ev hayvanını sokağa terk edenlere en az 10 bin lira para cezası öneriyordu. Yasa teklifinde öngörülen para cezası ise üç bin lira. Parayla satın almayıp barınaktan sahiplendiği hayvanı sokağa bırakan bir vatandaşın 10 bin lira gibi bir meblağı ödeyemeyeceği düşünülmüş.

5199 sayılı yasada yaptırımı olmayan bir alan da belediyelerle ilgili. Yeni yasa teklifinde belediyeler kısırlaştırma bakım merkezi için fon ayırıp bakanlıktan da gelecek fonla mecburi sorumluluk altına alınıyor. Popülasyon kontrolü amacıyla seferberlik halinde kısırlaştırma şartı getiriliyor. Aksi takdirde idari ve cezai yaptırımı var.

Yasaklı ırklar konusunda esas problemin, masum hayvanları saldırganlaştıran az gelişmiş vahşi insanlar olduğu bilincine nihayet varacak mıyız, yoksa yine köpekler mi suçlu olacak?

Adı yasaklı ırka çıkan Staffordshire Terrier gibi hayvanların şikayet üzerine el konulup ölünceye kadar hücreye tıkıldığı günler sona erecek gibi görünüyor. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, yasa teklifine göre hayvanların altı ay kısıtlanıp kayıt altına alınarak veri tabanına işleneceğini ve mizaç testini geçenlerin sahiplerine iade edileceğini söylüyor.

SADECE KOMŞU DEĞİL HAYVAN SAHİBİ DE KORUNMALI

Ve ortamı en fazla geren mesele. Evlerde beslenen hayvan sayısına gerçekten sınırlama gelecek mi?

Özlem Zengin’in bir açıklamasıyla gündeme geldi; “Bir apartmanda 60 kediye, 25 köpeğe bakan var. Buna bir sınırlandırma bir düzenleme getirilmesi lazım; başka insanların da yaşam kalitesini düşünmek lazım. Bir evin içerisinde maksimum üç köpek bulundurulacak” dedi.

Bazı hayvan hakları savunucularına göre evde limit gibi açıklamalar, hayvan severlerin sinir uçlarına dokunduğu için dikkatler yasanın esaslarından uzaklaşıyor, hayati meseleler sulanıyor. Oysa ne komisyon raporunda, ne de yasa teklifinde böyle bir hüküm var. AK Parti kaynaklarına göre Özlem Zengin, istifçiliğe karşı bir tutumu dile getiriyordu, çünkü bunda da bir rant payı var. Komşuluk hukuku ve karşılıklı anlayışın da gözetilmesi gerekiyor.

Zaten Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu başkanlığını yürüten ve şimdi de yasa teklifini hazırlayan kadroda bulunan AK Partili Mustafa Yel’in evinde iki köpek ile üç de kedi varmış, balıklarla kuşların yanı sıra. Dolayısıyla bir sınırlama hükmüne geçit vermesi pek olası değil.

AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel

Aslına bakılırsa Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18’inci maddesiyle Türk Medeni Kanunu’nun 737’inci maddesi, hayvanların rahatsızlık vermesi halinde komşuları yeterince koruyor. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, hayvan sahiplerinin de korunması için, apartman ve sitelerin yönetim planlarında hayvan beslenmesine karşı keyfi yasakların hükümsüz kılınması gerektiğini söylüyor. Bir önerisi daha var; Eliniz değmişken Türkiye çapında atlı faytonları yasaklayın!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00